2,5 yıllık UBP iktidarı döneminde 3 kez bakan atanan “Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı”nın icraatları eğitim sistemimiz dibe vurmasına neden oldu.
UBP’nin yıllardır benimsediği eğitim anlayışı, öğrencileri arkadaşlarının yetersizliklerinden yararlanarak öne çıkartmayı görünmez bir amaç olarak benimsemiş “yarışmacı eğitim anlayışı” okulların temel işlevlerini kaybetmesine neden olmuştur.
Bu durum eğitimdeki yapısal sorunların kronikleşmesine neden olmaktadır. Dahası özel derslere gitmeyi kaçınılmaz kılan “gereksiz bilgileri ezberleme esasına dayanan sınav odaklı” eğitim sisteminin ülke ekonomisine maliyetinin minimum 50 milyon TL’nin üzerinde olduğu söylenmektedir.
Bu 2,5 yıllık süre de ortaya konan plansız, beceriksiz, iş-bilmez ve partizan uygulamalar içinde bulunduğumuz eğitim döneminde de yaşanmakta olan olumsuzlukları ve eğitimdeki kaosu ortaya koymaktadır.
İŞTE UBP İKTİDARI DÖNEMİNDE “EĞİTİMDE” YAŞANAN OLUMSUZLUKLARIN BAŞLIKLARLA ÖZETİ:
1. Usulsüz ve Partizanca Kadrolaşmalar hayata geçirilmiştir
2. Öğretim Programları ve Ders Kitapları Ülkemiz Eğitimcileri Değerlendirilmeden Türkiye’den Getirilmektedir
3. SBS ve Kolej Giriş Sınavları ile sınav odaklı bir eğitim sistemi yaratılmıştır
4. Eğitimin Bütçesinden Devlet Okullarına Ayrılan Pay Giderek Azaltılmıştır
5. Öğretmenlere Ödenen Hazırlık Ödeneği Yarıya düşürülmüş ve Zamanında Ödenmeyerek Anlamsızlaştırılmıştır
6. Tam Gün Eğitim Konusunda Tutarsızlıklar Sergilenmekte ve Popülizm Yapılmaktadır
7. Yüksek Öğretim Kurumlarımız ve Atatürk Öğretmen Akademisine giderek Kan Kaybettirilmektedir
8.Burslar, GCE-A Level ve LYS KontenjanlarıKonusunda Haksızlıklar Hat safhaya Çıkmıştır
9. Devlet Okullarındaki Demografik Değişim Yurttaşlarımızın Aleyhine Değişmektedir
9. Mesleki Teknik Öğretimde Gerekli ve Yeterli İlerlemeler Sağlanmamıştır
10. Eğitim Sistemindeki Plansız, Eğitim Bilimi İlkelerinden Uzak Uygulamalar ile Sistemsizlik Pekiştirilmektedir
Yukarıda maddeler halinde verilmeye çalışılan UBP hükümeti tarafından yaratılan ve artırılan eğitim sorunları hem artırılabilir hem de detaylandırılabilir.
SONUÇ olarak diyebiliriz ki 19 Nisan 2009’da göreve gelen UBP’nin üç kez göreve getirdiği, iki eğitim bakanı kendi içlerinde dahi büyük oranda birbirlerinin tersini yapmıştır.
Plansız, tutarsız, geleceği ve Kıbrıs Türk Toplumu’nun ihtiyaçlarından uzak bir vizyonsuzlukla 2,5 yıl süre ile yönetilen Kıbrıs Türk Eğitimi; çökme noktasına gelmiş, yine bu anlayış eğitim bakanı tarafından “eğitim bitmiştir” nitelendirmesiyle karşılaşılmıştır.
CTP-BG’nin önümüzdeki dönemde ülkemizin geleceği açısından ve özellikle kendi ayaklarımızın üzerinde durabileceğimiz ekonomik açılımlarımızı destekleyecek olan ve kesinlikle “eğitim üretim içindir” anlayışı ile toplumsallaştırılacak en önemli projelerimizden biri eğitim olacaktır.
Uygulanmakta olan ve ısrarla sürdürülen eğitim yapılanmasında toplumsal anlamda ve sektörel bazda ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlara insan yetiştirilmemekte ve bu da KKTC vatandaşlarının yerine ülke dışından kayıtlı ya da kayıtsız işgücünün ülkeye giderek artan bir biçimde gelmesini ve istihdam edilmesini sağlamaktadır.
Bir yerde insan yetiştirme sistemi olarak da düşünülmesi gereken eğitim sistemi uygulanan eğitim politikaları nedeniyle ve meslek okullarının olması gereken düzeye yükseltilememesinden dolayı ülkemize uygun insan yetiştirememekte ve yetişmiş insan gücünün ya işsiz kalmasına ya da göç etmesine vesile olmaktadır.