Kış sesleri

Mevsim sonbahar; son baharın son ayı kasımın son günleri ve önümüz kış.

Mevsim sonbahar; son baharın son ayı kasımın son günleri ve önümüz kış. Artık mevsim kış gibi… Ülkemizde son günlerde yağan yağmur ve çevremizde kar, kokusunu göstermeye soğuğunu hissettirmeye başladı her yerde. Bulutlarda serin bir mavi, bulutlarda serpme beyazlar.

Mevsim kış gibi ya, hazan sonrası hayatın dinlenme ritmine geçişi gibi. Kış, durup da zamanda geriye bakması gibi insanın. Çocukluğun koşması, gençliğin sevdası, orta yaşların kararlılığı ve yaşlılığın bilgeliği… Aynı mevsimsel dönüşüm üzerinde tıkır tıkır işleyen bir düzen.

Kış, ayrı bir dünya benim için. Karlı kış, kırlaşmış saçlarımız gibi. Kış, tenimizdeki susuzluk. Kış, serinliğin, soğukluğun yürek üşütmesi. Yaşamak sanatının kış zamanı. Bilgeliğin acelesizliği kış. Hiçbir yere yetişmek zorunda olmamak. Serçelere ekmek ufalamak; kedilere kutucuklar bırakmak içinde uyusunlar diye. Kış, zamana saygı duyarak varlığına şükretmek ve yaşanan her şeyden hayat adına öğreti yaratmak. Kış, mevsimler içinde, kendini en açık ifade edebilen ustalık sıfatı.

Kışın anlamlıdır, soğuk yanaklarını buz ettiğinde, evden gelen sıcak çorba kokusu. Evin odalarında, sofalarında dolaşan mırıl mırıl bir kedi, bahçeye çıkmak dahi istemeyen dostunuz köpeğiniz, ağacın çıplak dallarında yalnız bir küçük kuş. Sabah, kızarmış ekmek-gabira- tüterek uyanmak, çayın ocaktaki huzurlu buharı. Kışın, ille de kestane sefası, kabukları parmak uçlarını yakarken, üfleyip ağzına atmak. Severseniz eğer, salep tarçınsız olmaz, ülkemizde pek bulamadığımız ancak Türkiye’ye uğradığımızda geceleyin sokaktan çağırdığımız boza ise leblebisiz…Bulursanız ve severseniz, Güneydoğu’nun Menengiç kahvesi de çitlembik tadında mükemmel olur, elleriniz üşürken fincandan yudum yudum almak içinize… Kışın yenir en lezzetli kuru fasulye, pastırmalı olursa hele kolestrolünüz izin verirse; yanında soğanıyla. Hele bir de sucukla ve köfterle içtiğiniz zivaniyanın içinizi ısıtması mükemmel olur, ya da içinizi ısıtan gumandarga şarabını yudumlamak tir tir titrerken…Kışın tadıdır, masallar, aşklar, şiirler, mektuplar. Ve hep kış zamanında yollar kapanır hem mecaz hem gerçek aslında; ayrılıklar da kışa dâhil ve yollar kapanınca, ayrılık hüznü de isyana dâhil.

Kış gelince aklıma gelir hep “Hakkâri’de Bir Mevsim” filminde, oradaki oğlan çocuğunun ilk kez gördüğü portakala bakışı… Kış, yoksulluk içinde umut sahiplenmek biraz da. Kış gibi gelmemek gerekir insanlara. Hiçbir insana kış olmamak gerekir. Kış, biraz da zorluklarla baş etmeye çalışmak çünkü. Kış olup ayazda, boranda, fırtınada kaybetmemek gerekir sana geleni, sende kalanı. Ama kardelenler kışın, karlar altından gösterir güzelliğini. Kış olacaksan birine, bağrında kardelenler büyüterek yaşamak ve yaşatmak o kışı; kışı yaza çevirmek; gözyaşını gülümsemeye…

Behçet Aysan der ki “Dışarda Kar Var” şiirinde…

“kar yağıyor dışarda
sokak lambasına düşüyor
ve serçeler
üşüyor

kenarları hafifçe yanmış
sayfalarına kan
sıçramış
bir kitapta
nâzım hikmet
okuyorum.

dışarda kar yağıyor
ve dağ lokantasına
gidiyor
zengin
kasabalılar.

kar yağıyor dışarda
mektubun yeni gelmiş
istanbul
kokuyor.

dışarda kar yağıyor
seni seviyorum.”

Bir hayatı sevebilmek, birini sevebilmek, evrene ait varlığı sevebilmek, toplumu sevebilmek, ülkeyi sevebilmek, insanı sevebilmek…

Dışarıda yağmur ve kar varken, sevebilmek, yaşımız da elliyi geçmişken, yüzümüzde yerleşirken bilgeliği hayatın, ne güzel şey enine boyuna, iyisiyle kötüsüyle yaşamış olmak.

Kış, zamanın öğretmenlerinden. Değerini bilmek lazım, soğuğun içindeki ateş neler anlatır insana?


Bu haber 103 defa okunmuştur

:

:

:

: