Güzelyurt nasıl kurtulur?

Benim yaşadığım ülkede uzun zamandır yağmurlarla birlikte kararan bir gökyüzü var; yürek telaşı, planlama kaygısı, koşturmacalar içinde kendine bakamama duygusuyla şekillenen hayatlar içinde, ışıksız bir kış bu ve aralık ayı narenciye mevsimidir…

Benim yaşadığım ülkede uzun zamandır yağmurlarla birlikte kararan bir gökyüzü var; yürek telaşı, planlama kaygısı, koşturmacalar içinde kendine bakamama duygusuyla şekillenen hayatlar içinde, ışıksız bir kış bu ve aralık ayı narenciye mevsimidir…

Biz çok erken yüzleştik kendi yüreklerimizle. Ezilip büzülse de yüreklerimiz, yaralansa da tekrar tekrar kapandı sandığımız yaralarımızın kabuğunu sıyırıp kanatırcasına, sesimiz soluğumuz yetmese de, yorulsak da kimi zaman; çocukluğumuz ve ilk gençlik yıllarımız bizim yüreklerimizin düşlerindeki penceresidir rengârenk uçurtmalara, tombul serçelerin cıvıltısına açılan. Biz, emekten, insandan, doğruluktan, haktan, adaletten, eşitlikten, halkların kardeşliğinden ve barıştan vazgeçmeyeceğiz. Biz, kim ne derse desin; kim ne yaparsa yapsın ve isterse tüm dünya karşımızda dursun, bu adadan, Kıbrıs’tan, Kıbrıslı olmaktan vazgeçmeyeceğiz.

BIÇAK KEMİĞİ KESİYOR
Vakit çok erken. Gizemli bir esinti var, yağmur var göklerin gürleyerek bizlere akıttığı, denizin iyotlu, tuzlu, nemli ve sakin huzurunu getiren. Ellerimizde şiirli kelimeler, bahçelerimizde sihirli çiçekler, bir kitaba başlar gibi yeniden umutlar toplayıp yüreklerimize, halkımıza yürüyoruz. Çünkü biz bu halkın neler yapabildiğini gördük ve biliyoruz.

Bugünlerde ülkemizin de içinde fiilen yer aldığı, hem öznesi hem nesnesi olarak rol üstlendiği fırtınalar, dünyanın da içinde bulunduğu bir doğal politik yörüngenin dönüşümü değil mi? Bir yerde sert esse rüzgârlar dünya o kadar daraldı ki aslında bir başka yerde deprem etkisi yaratabiliyor.


Ancak biz, bu adaya o kadar ustalıkla ve o kadar sanki (!) gönül rızasıyla kapatılmışız ki neyi, ne zaman fark edip de dur diyeceğimizi de kestiremediler belki daha düne kadar. Oysaki toplumdaki huzursuzluk giderek tırmanırken elde kalan duyarlılıklar var sadece. Bütün bu hareketin kaynağı “bıçak kemiğe dayandı” duygusudur hepimizde.

GÜZELYURT

En çarpıcı örneklerden biri Güzelyurt’tur bu bağlamda. Ya da orijinal adıyla Omorfo. Rumcada “güzel” demek olan “Morphou”. Öyle ya da böyle, adını hak edecek bir güzelliğe sahiptir Omorfomuz, Güzelyurt’umuz.




Verimli topraklar üzerine yayılan bölgemiz adamızın narenciye üretim merkezidir. Peki, ama şimdiki durum nedir? Çarşıda kısacık bir yürüyüş yapılsa, kazılan yollardan, çukurlardan ve çamurdan fırsat olursa eğer hemen durum anlaşılıyor, ekonomist olmaya da hacet yok!



Esnaf, işçi, çalışan, dükkân sahibi olan en ufacık iş yerinden en büyük iş mekânına dek genel bir mutsuzluk, huzursuzluk ve umutsuzluk var. Çünkü evlerini geçindirmek, çocuklarını okutmak ve onlara gelecek hazırlamak sorumluluğunda olan bu bölgemizin insanları, Güzelyurt halkı, adanın geneli gibi belki ancak daha katmerli bir biçimde çaresizleştirilmeye, umutlarını tüketmeye, muhtaç edilmeye çalışılmaktadır.




Güzelyurt’u seller aldı, yollar, evler, dükkânlar-işyerleri, insanlar sel altında kaldı, ne yaptı UBP hükümeti?
Güzelyurt en çok göç veren bölgedir, halkın kendi toprağında yaşaması adına ne önlemler aldı UBP hükümeti?


Güzelyurt en az yatırım yapılan bölgelerimizin başında geliyor, ama neden?
İlk önce UBP mi gözden çıkardı Güzelyurt’u? Nasılsa her pazarlıkta bir karış toprak vermem diye “bas bas bağıranlar” önce Güzelyurt’u konuştular daha 80’li yılların başlarındaki al gülüm ver gülümler zamanında.


Güzelyurt insanı yine de “evet” dedi çözüme ve toplumumuzun dünyaya bağlanmasına buraları terk etme pahasına. Ancak seller almasına rağmen evleri, dükkanları ve her yerini, yine de dönüp yaralarını sarmadı bir karış toprak vermeyiz edebiyatı yapan zihniyet hala daha!




“Al gülüm ver gülüm”cüler göründüler boylarıyla da bir türlü destek olmadılar insanlarımıza.

GÜZELYURT İÇİN ADIM ATILMALI

Referandum sonrası tüm adada büyük oranda inşaat patlaması yaşanır ve yatırımlar artarken Güzelyurt bölgesi bir kıpırdanma göstermiş olsa da istenen yatırımlara bir türlü kavuşamamış ve Güzelyurt’tan göçler devam etmiştir. Özellikle CTP-BG’nin Güzelyurt ilçesine dönük geliştirmiş olduğu “İktisadi Kalkınma Planı” projesi ve bu projeye bağlı olarak yapılacak olan turizm yatırımları o dönemde maalesef “askeri atış alanı” engeline takılmış ve bir türlü çözülememiştir. Güzelyurt’un genişleme planına bağlı olarak ODTÜ Kalkanlı Kampüsü ile Akdeniz köyü arasındaki bölgeye yapılması düşünülen yeni konutlar ise alt yapılarının yapılmasına başlanmasına karşın bir türlü hayata geçirilememiş ve bu yüzden gençleri bölgede tutmak mümkün olamamıştır. UBP hükümetine Güzelyurt bölgesi insanları, esnaf ve zanaatkarları, gençleri ve yaşlıları adına bir kez daha buradan sormak istiyorum Güzelyurt bölgesinin düşürülmüş olduğu bu olumsuzluklardan kurtulması için hangi önlemleri almayı ve ne zaman hayata geçirmeyi düşünüyorlar diye…
Önerimiz Güzelyurt İktisadi Kalkınma Planının hayata geçirilmesidir…hem de hiç vakit kaybetmeden…

Özellikle de Güzelyurt için özel yatırımlar teşvik edilmeli, esnafa sıfır faizli kredi olanakları tanınarak gelişme sağlanması özendirilmeli, nüfusun Güzelyurt’tan kaçmaması için gençlere dönük olarak düşük faizli ve uzun dönemli konut kredisi sağlanmalı, Bölgede iş yapan tüm kesimlere dönük olarak belli bir süre vergi indirimlerine gidilmeli, çalışanların sigorta yatırımlarına devlet katkı payı
hayata geçirilmeli ve özcesi Güzelyurt “yangında ilk kurtarılacak bölge” olarak ilan edilmeli çünkü yangın Güzelyurt’u çoktan sarmıştır…
Bu haber 111 defa okunmuştur

:

:

:

: