İki bin on iki

2012’nin ilk haftasını yaşıyoruz. Birçok insan 2012’nin 2011’den daha iyi geçmesini ümit ederken birçok insan ise daha da kötü bir yılın bizleri beklediğinden bahsediyor.

2012’nin ilk haftasını yaşıyoruz. Birçok insan 2012’nin 2011’den daha iyi geçmesini ümit ederken birçok insan ise daha da kötü bir yılın bizleri beklediğinden bahsediyor. Bakalım, yaşayıp göreceğiz ve 51 hafta sonra 2013’ü karşılamaya hazırlanırken değerlendirmelerimizi o gün yapabileceğiz 2012’ye dönük olarak. Bir taraftan çözümü gerçekleştirebilmek adına sürdürülen müzakere sürecinde birleşik federal çözümle buluşmak, diğer taraftan ülkemizin içerisinden geçmekte olduğu başta ekonomik-sosyal ve toplumsal sorunsallardan kendi iradesi ve kararları ile çıkış yolları bulabilmesi en büyük temennimizdir. Ancak tüm bu temennilerin gerçekleşebilme olasılığının artırılabilmesi için de örgütlü bir mücadele gerektiğini, sorunsallardan çıkış için alternatif çözüm yollarını ortaya çıkarmamızın şart olduğunu unutmamamız oldukça önemlidir. Ülkemizin içerisine düştüğü/düşürüldüğü/sürüklendiği bu çıkmaz sokaktan kurtulmanın ilk adımı bizleri bu yola sürükleyen yapıları ve başlangıçları değiştirmekten geçmektedir. Bu değişim ise hem devletin bizzat kendi yapılanmalarını yeniden düzenlemekten hem de özellikle siyasal örgütlerin kendi yapılarını günümüz koşullarına uygun bir biçimde yeniden yapılandırmalarından geçmektedir ki hem farklı düşüncelerin ortaya çıkabilmesinin önü açılsın hem de bu farklı düşünceler kendilerini ortak akıl yolu ile optimal doğrularla buluşturup tüm toplumu toplumsal değerleri bireysel ve zümresel değerlerin önüne koyarak kucaklayabilsin.

2012’nin ilk ayı olan ve içinde bulunduğumuz Ocak ayının sonunda BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon Kıbrıslı Liderleri New York’ta Greentree’de ağırlayacak 2. Kez. Ban liderlerin bu görüşmeye oldukça iyi hazırlanarak gelmelerini, başlıkların özellikle yönetim ve güç paylaşımı ile mülkiyet konularında mümkün olduğunca yakınlaşma sağlayarak Greentree’ye gitmelerini, toplumlarını çözüme motive etmelerini ve çözüm konularında kendilerinin de cesaretli olmalarını istemişti bir önceki Greentree zirvesinden sonra yaptığı açıklamada. Ancak özellikle bu 2 Greentree arasında geçen süreçte liderlerin pek de Sayın Ban’ın arzuladığı bir biçimde davranımlar ve üretimler içerisinde olduklarını söyleyemeyiz. Hala daha her iki lider de kendi duruşlarını güçlendirmek adına gereğince esneme yapmayarak sürece oynamakta ve sırf masadan kaçan taraf olmamak için masada kalmaya devam eder görünümlerini korumaya çalışmaktadırlar maalesef. Bu türden yaklaşımlar ise bizleri çözüme değil çözümsüzlüğe ve statükonun devamına sürüklemektedir.

Özellikle Kıbrıs’ın kuzeyinde son dönemlerde ara ara ortaya atılan birtakım senaryolar giderek pişirilmeye çalışılmakta, ekonominin dibe götürülmesi ve yaşamın fakirleştirilmesi ile çaresizleştirilmeye ve daha da edilgenleşmeye alıştırılan insanlar öğrenilmiş çaresizliğe doğru sürüklendirilmektedirler. Daha önce de bu köşede yazmıştım ancak son günlerde tekrardan gündeme taşıttırılmaya çalışılan Kıbrıs Türk Devleti olgusu ve bu olguyla birlikte gündeme düşen başkanlık sistemi, anayasa değişikliği, sivilleşme ve benzeri olgularla erken seçimlerin yapılması herkesin dilinde dönmeye başlamıştır.

2012’den daha sadece 4 gün yaşadık ama gündem öyle yoğun geçiyor ki geriye kalan 361 günde sanırım hepimiz oldukça hareketli ve tartışmalı bir ortama doğru akmak durumunda kalacağız…
Bu haber 96 defa okunmuştur

:

:

:

: