MİSYON
Yıllardan beridir genel bir ortak anlayışa dönen konu, Kıbrıs’ın kuzeyinin en temel kalkınma alanlarının turizm ve eğitim olduğudur. İster Birleşik Federal Kıbrıs çözümüne ulaşılsın, ister çözüm süreci sürsün isterse çözüm süreci ertelensin, ekonomik olarak yürünmesi gereken temel yolların turizm ve eğitim olduğu kabulü değişmemekte, çözüm yalnızca stratejik planlamaları değiştirecek bir döngü noktası ve normalleşme anahtarı olarak görülmektedir.Demek ki ekonomik kalkınma adına ülkemizin misyonunun turizm ve eğitim alanlarında geliştirilmesi ve kalkındırılması olması gerektiği söylenebilir.
VİZYON
Misyonun belirlenmesinden sonra ise atılması gereken ilk adımın bu sektörlerin öncülüğünde toplumsal bir vizyon ortaya koymak olması gerekmektedir. Peki nedir ülkemizin turizm ve eğitim vizyonu? Bu vizyon en geniş katılım ve kabülle hazırlanmış ve yazılmış mıdır? Bu vizyon toplumun tüm ilgili birey ve zümrelerince paylaşılmış mıdır? Örneğin turizmde nedir vizyonumuz? 5 yıl sonra, 10 yıl sonra nereye ulaşmayı hedefliyoruz? Ya da eğitim sektöründe 10 yıl sonrasının beklentileri nedir? Nasıl bir fotoğraf çekiyoruz beynimizle? Sanırım bu konuda büyük bir eksiklik vardır. Misyonumuz belki genel kabul görüyor toplumda ancak vizyon konusunda aynı ifadeyi kullanmak pek mümkün görünmüyor henüz.
Vizyon konusundaki eksiklik daha sonra yapılması gerekenleri de doğrudan ilgilendirdiği ve etkilediği için gerek turizm gerekse eğitim alanlarında belirlenen misyon doğrultusunda istenildiği gibi hareket edildiğini söylemek çok doğru olmasa gerek.
STRATEJİK PLANLAMA
Vizyon belirgin ve net olmadığından her iki alanda da stratejik planlama yapmak pek mümkün olamıyor maalesef. Örneğin turizm alanında önemli bir misyon ortaya konduysa vizyonun da uzun erimli olması ve toplumsal dönüşümleri sağlaması beklenirdi. Mesela eğitim sisteminin doğrudan turizm vizyonunu destekleyecek bir biçimde örgütlenmesi ve yapılandırılması gerekirdi bugüne kadar. Sanat eğitiminden tutun da otelcilik eğitimlerine, ahçı yetiştirmeye, acentacılığa, tur operatörlüğüne, tarihi kültürel mirasımızı öne çıkartacak toplumsal eğitime, tarım sektörüne, el sanatlarından ressamlığa, tiyatrodan animasyona, yabancı dillerde eğitime, temizlik ürünlerinden, sebze ve meyve üretimine, hayvancılıktan hediyelik eşyalara kadar tüm sektörlerde insan yetiştirmek gerekmez miydi yıllardır? Devletin bu alanlarda insan yetiştirme politikası olmaz mıydı? Peki ya Kıbrıslı Türk iş insanlarının otel yatırımlarından tutun da yukarıda bahsedilen tüm alanlarda yatırım yapmaları ve rekabet edebilirliliklerinin yükseltilmesi için devlet ve kalkınma bankasından destek almaları ve bu yatırımlarda istihdam olanaklarının KKTC vatandaşları için yaratılması gerekmez miydi? Burada bahsedilen stratejik planlardan sadece bazıları olmasına rağmen belirlenen misyon ve oluşturulması gereken vizyon doğrultusunda devlet gerekli stratejik planları oluşturarak toplumsal destekle adımlar atma yoluna gitti mi bugüne kadar? Bu konularda gönül rahatlığı ile “evet biz devlet olarak misyon, vizyon ve stratejik planlarımızı ortaya koyduk ve canla başla bunun için çalışıyoruz” diyebiliyor muyuz? Bu sorunun yanıtı büyük bir olasılıkla “hayır” ise, nasıl olacak da turizm ve eğitim alanlarında belirlenen misyon başarılacak? Kıbrıslı Türkler nasıl olacak da ekonomik bağımsızlıklarını kazanma doğrultusunda ilerleyebilecek ve kendi kendini yöneten bir toplum haline gelecek? Bugün hükümette bulunan UBP’nin ilk evvela bu sorulara cevap üretmesi ve halkımızı motive etmesi gerekmez mi? Daha ne kadar hamasi söylemlerle hareket edilecek ve toplum her geçen gün kötüye götürülecek?