Türkiye’de Show TV tarafından düzenlenen ve yaklaşık 6 aydır elemelerle süren “O Ses Türkiye” adlı ses yarışması 19 Nisan 2012 Pazar akşamı yapılan finalle bitmiş oldu. Her ne kadar da ben bu yazıyı henüz final yarışması yapılmadan önce Pazar günü yazıyorsam da, siz bu yazıyı okurken yarışma bitmiş, birinciden dördüncüye kadar olan sıralama da belli olmuş olacaktır.
Böylesi bir yarışmada finale kalmak da oldukça önemlidir diye düşünüyorum, yarışmak da. Her şeyden önce özgüven gerektiriyor. Çalışma disiplini gerektiriyor. Vizyon gerektiriyor. Beceri, yetenek gerektiriyor. Kendini bilmek oldukça önemli böylesi girişimler için. İnsan ilişkileri, psikoloji, empati, hoşgörü ve daha nice duyuşsal boyutta tutum geliştirmiş olmak çok önemli. Girişimcilik, yaratıcılık, alçak gönüllülük gibi meziyetler hiç de yabana atılmayacak olan özelliklerdir. Bu bir ses yarışmasıdır belki özünde ancak yukarıda bahsetmeye çalıştığım karakteristik özelliklerle zenginleşir ve anlam kazanabilir o ses.
İşte böylesi önemli bir yarışmaya ülkemizden de bir genç katılmış ve finale kadar yükselme başarısını göstermiştir. Hem de bu uzun ve meşakkatli yolda hepimizi heyecanlandırmış, ekranların karşısına kilitlemiştir. Birçok insanımız ve özellikle gençlerimiz İbrahim’in başarısından gurur duymuş, kendinden bir parça hissetmiş ve en önemlisi adamızda her türlü olanaksızlıklar ve içine kapanmışlıkla dünyadan kopuk yaşamak zorunda bırakılmanın ezikliğini üzerinden atarak bir şekilde zincirleri kırabilmenin mutluluğu ve onuru ile tek bir yürek olabilmişlerdir.
İbrahim bizlere içimizde daha nice yetenek olabileceğinin, çalışmayla, disiplinli davranmayla, plan ve programla bu gençlerimize fırsatlar yaratılabilineceğinin örneğini yaşatmıştır. Önemli olanın para-pul değil vizyon olduğunun altını bir kez daha çizmiştir bize İbrahim. Vizyon ve stratejik planlamanın birbirinden ayrılamayacağını göstermiştir. Yeter ki ne istediğimizi bilelim konusunda önemli bir ders vermiş ve deneyim kazandırmıştır bizlere.
İçimizden biri olan İbrahim diğer bir taraftan da eğitimcilere eğitim sisteminde öğrenci merkezli bir eğitimin önemini, yapılandırmacı öğrenme paradigmasının gerekliliğini ve çoklu zekanın varlığını yaşayarak-yaşatarak göstermiştir. Sınav odaklı ve öğretmen-program merkezli bir eğitim sisteminin artık terk edilmesi özellikle ülkemiz gençleri ve geleceğimiz açısından oldukça önemlidir.
Başta da belirttiğim gibi yarışma daha başlamadan bu yazıyı yazıyor olmamdan ötürü finalin sonuçlarını bilemiyorum ancak İbrahim her koşulda hem kazanmış, hem gönüllerimizde taht kurmuş hem de bizlere oldukça değerli olan zengin düşünceler ve vizyon kazandırmıştır.
İbrahim kendine çizmiş olduğun yolda başarılarla yürüyeceğine yürekten inanıyorum. Ve bil ki yüzlerce-binlerce gence de örnek oldun, eğitimcilere ders oldun, yetkililere kitap oldun, ülkemize de gurur oldun. Sen özellikle ülkemizin içerisinden geçtiği ve geçirildiği bu maddi ve manevi zor dönemde ortak noktalarımızı birleştirebilmenin ve ortak vizyonla hareket edebilmenin mümkün olabileceğini bir kez daha hatırlattın İbrahim. Sana çok teşekkür eder, başarını kutlar ve yolunun açık olmasını dilerim…