MATEMATİK ÖĞRETİMİ (geçen haftadan devam)
Değişen Matematik İçeriği
Bilgi çağında yaşanan teknolojik değişim ve gelişim anlamındaki hızlı yapılanışlar, teknolojik gelişmelerin iş ve endüstri yaşamı, devlet ve özellikle eğitim sistemlerine etkileri, doğrudan doğruya günlük yaşamımızı değiştirmiştir. Sosyal ve bilimsel hayatın değişmesi, teknolojik etkilerin hızı ve yoğunluğu, matematiğin de yeni bir yön kazanmasına neden olmuştur. Çünkü teknoloji kullanımının yaygınlaşması, matematiksel uygulamalara teknolojik karşılık anlamına gelmektedir. Bu da matematiğin içeriğini ve ilgi alanlarını değiştirmektedir. Böylece matematik, çevremizi saran farklı dünyaları (teknoloji, tıp, genetik, uzay vb.) anlamada ve anlatmada, açıklayabilmede destek olabilecek bir potansiyel oluşturmaktadır.
Korkutan Matematik!
Birçok insan için matematik, anlaşılması güç, anlaşılamadığı için can sıkıcı, insanda korku uyandıran bir etkinlik olarak görülmüştür (Batdal, 2005: 343–346). Matematik öğretiminde öğrenci başarısı, genel olarak düşük olmakta ve bu başarısızlığa bağlı olarak da öğrenciler matematiğe karşı olumsuz tutumlar geliştirmekte, matematik pek çok öğrenci için korkulu bir rüya hâline gelmektedir. Bu durumun nedenleri arasında matematik öğretiminde başvurulan yöntemlerin yeri büyüktür (Baykul, 2003). Matematiksel yeterliklerin kazandırılması, matematiğin zor bir ders olduğu kanısının değiştirilmesi ve öğrencilerde matematiğe karşı olumlu tutum geliştirilmesinde, matematiğin farklı yöntemlerle işlenmesi etkili olabilir (Soylu, 2001).
Matematik Öğretimi Çağın İhtiyaçlarına Cevap Vermiyor
Matematik algısının ve kullanımının değişmesine karşın matematikte, öğretim şekilleri, yöntemleri, çağın ve yeniliklerin gereksinimlerine ve gereklerine göre hâlen değişmemektedir. Günümüzde de matematik öğretimi, çoğunlukla kural ve yöntemlerin ezberlenmesinden ibaret olarak anlaşılmaktadır. Pek çok öğretmen, günümüzdeki pek çok değişime ve gelişime direnç göstererek, matematikteki başarıyı, tek doğrulu tek çözümlü soruların, matematik formüllerin, kuralların, yöntemlerin uygun biçimde kullanılması ve formülün veya hesaplamanın doğru icra edilebilmesi olarak görmektedir. Bu kadarını yeterli gören öğretmenlerin ancak bu kadarını veren matematik öğretimi yapabileceği bilinmelidir. Öğrenenlerin, öğrenmelerinin, öğrendiklerini yaşamlarında kullanabilmelerinin, uygulamalar yapabilmelerinin ilk adımı, üretken öğrenenler yetiştirilmesi hedefinden hareket etmek olmalıdır. Matematik öğretimi özelindeki ilk adım, hedef kitleye matematiksel düşüncenin kazandırılması ve bununla beraber kişisel matematik anlayışı edinebilmesi için desteklenmesi olarak düşünülmelidir. Bu da matematiksel kavram ve matematiksel ilişkilerin nasıl birbiriyle ilgili olduğunun kavratılmasına önem vererek mümkün olabilir.
Matematik Müfredatı Değişmelidir
Matematik öğretiminde müfredatların yenilenmesinde, etkili matematik öğretimine göre matematiksel kazanımlar, ulaşılması gereken amaçlar yeniden ve çağın gereklerine göre tanımlanmalıdır. Matematikte başarılı olmaktan ne anlaşıldığı yenilenen bu yapıya göre düşünülerek saptanmalıdır. Matematik müfredatının bu anlamıyla güncellenmesi, matematik öğretiminde istenen, plânlanan uygun öğrenme sonuçlarının çerçevesinin de belirlenmesini sağlayabilecektir. Toplumun gelecekteki gereksinimlerini, bireylerin günlük yaşamdaki gereksinimlerini ve gelecek yaşamlarındaki olası gereksinimlerini karşılamak için bu tarzdaki çalışmalar kalkınmanın ve toplumsal devamlılığın sağlanabilmesi için çok önemlidir.
Matematik Performans Sonuçları
Matematikte öğrenci performansı ile ilgili etkenler açısından bazı ayrıntıların incelendiği PISA raporunda (EARGED, 2005) ulaşılan sonuçlara göre Türkiye’deki 15 yaş grubu öğrencilerin matematiğe karşı ilgisi, güdüsü, okula ve derse karşı tutumu ve özgüveni OECD ortalamalarına yakın olmakla birlikte matematikte kendilerini yeterli görme bakımından OECD ülkelerinin gerisinde kalmaktadır ve matematikte önemli ölçülerde kaygı ve sıkıntı duymaktadırlar. PISA (2006) raporunda, 57 ülkede 15 yaş grubunda, 20 milyon öğrenci evreninin 400 bin kişilik örnekleminde Hırvatistan (493), Sırbistan (436), Bulgaristan (434), Uruguay (428), Türkiye (424) ortalama matematik puanı almıştır. PISA’nın metin anlama değerlendirmesinde ise İspanya (461), Yunanistan (460), Türkiye (447) puan ile 37. olmuştur. Kıbrıs’ın kuzeyindeki matematik öğretimi ve başarı ise maalesef ölçülememektedir!
“Matematik Öğretimi Nasıl Olmalıdır” Tartışmalarının Tarihçesi
Öz güven, öz bilinç, öz kontrol ve kendi kendini güdüleyebilme, empati geliştirerek sosyal beceriler geliştirme, yaşam içinde bireyler için çok önemli kazanımlardır. Eğitimcilerin temel hedefleri de bu becerileri güçlendirmek olmalıdır. İyi düzenlenmiş eğitim programları, kişisel ve kişiler arası becerileri geliştirmeye yardımcı olmak açısından bir başlangıç noktasıdır (Burke ve Day, 1986).
Matematik öğretiminin nasıl olması gerektiği konusundaki tartışmalar 2500 yıl kadar öncesine, Plato Akademisi’ne dayanmaktadır. 20. yüz yılın başlangıcı ile örgün eğitim yapılarının dünyada yaygınlık kazanması, matematik öğretimini içerik ve yöntem olarak tartışmaya açmıştır. Hatta bu bağlamda 1899’da Fehr ve Laisant tarafından uluslar arası bir komisyon kurulmuştur (Howson, 1973: 88). Bu komisyon, yaptıkları çalışmalara bireysel destek verirken, çıkardıkları L’Enselgnement Mathematique dergisiyle alana katkıda bulunmuştur ve dört yılda bir kez toplanan Uluslar arası Matematik Kongresi’nde farklı ve dönem için değişik tartışmalar açmıştır. Dünya bazında bakıldığında, 1960’lı yılların matematik ve fen öğretiminin pek çok ülkede ciddî bir atılımla ön plâna çıktığı görülmektedir. Yine bu dönemde Ulusal ve Uluslar arası Matematik Kongresi, matematik öğretimi ile ilgili içerik ve yöntem ağırlıklı çalışmaların yapıldığı alt bir komisyon kurmuştur. Günümüzde hâlâ dört yılda bir kez toplanan ve adı Uluslar arası Matematik Öğretimi Komisyonu olarak değişen bu yapı 1960’lardaki kadar yoğunluk yaşamasa da o dönemin denemelerinin ışığında ve farklı arayışlarla araştırmalarına devam etmektedir.
Son Dönem Tartışmaları
Geçen yüz yılın son kırk-elli yılında, okullarda daha başarılı ve tekin matematik öğretimi konusunda sürekli arayışlar yaşanmış ve karşılaşılan sorunlar, yenilikler, eğitim dünyasında sürekli gündem konusu olmuştur (An Agenda for Action, 1980; Steiner, 1980). 1960’lı yıllarda Modern Matematik akımı ile öğretim programlarında yapısal nitelikte içerik ve yöntemler boyutlarında OECD ülkelerinde köklü değişiklikler yapılmış; yapılan çalışmalar ve yenilikler uzun süre tartışılmıştır (UNESCO, 1993; Ersoy, 2000). Sonraki yıllarda Tekrar Temele (Back to Basic), Herkes için Matematik (Mathematics for All) gibi söylemlerle yeniden geleneksel matematik anlayışına, eski sistemde ısrarla edinilmesi üzerinde durulan becerileri kazandırmaya yönelme, toplumun genelinin matematik okur-yazarı olması için matematik kültürü oluşturulması için matematiğin her alanda kullanılabilme yaygınlığı sağlanarak ilgili eğitim ve öğretim programlarını daha gelişkin hâle getirmeye çalışan ülkeler sayıca az değildir (Mathematics in the National Curriculum, 1989; Principles and Standarts for School Mathematics, 2000).
Matematik eğitimcileri, matematik öğretimi ile ilgili bazı sorunların çözümü ve kavramların kolay anlaşılır olması, etkileşimli bir öğrenme-öğretme ortamı düzenlemek için ilköğretimin ilk yıllarda somut ve yarı somut/soyut araçların ve bazı hesaplama araçlarının sınıflarda, dersliklerde ve matematik laboratuarlarında etkin bir biçimde kullanılmasını önermektedirler (Sowell, 1989; Waits ve Demana, 2000).
…haftaya “matematik öğretimi neden gereklidir” konusu ile devam edecek…
KAYNAKÇA
1. AN AGENDA FOR ACTİON. (1980). National council of teachers of mathematics pub., Reston.
2. BATDAL, G. (2005). Öğrenci odaklı bir yaklaşımla ilköğretim matematik programlarının değerlendirilmesi. XIV. Ulusal Eğitim Bilimleri Kongresi. Pamukkale Üniversitesi, Eğitim Fakültesi. Bildiriler Kitabı.
3. BAYKUL, Y. (2003). İlköğretimde matematik öğretimi 1–5 sınıflar için. Ankara: Pegem Yayıncılık.
4. BURKE, M. J. & DAY, R. R. (1986). Organizational performance: the future focus of leadership development programs. Journal of Leadership and Organizatonal Studies, Vol: 7, No: 4. Louisiana State University.
5. BURNSHAW, S. (1970). The seamless
6. EARGED (2005). PISA 2003 Projesi, Ulusal Nihaî Rapor.
7. ERSOY, Y. (2000). Son dönemde okullarda matematik/fen eğitiminde çağdaş gelişmeler ve genel eğilimler. Bilim ve Teknoloji Sempozyumu–2000. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi.
8. HOWSON, A. G. (1973). Developments in mathematical education. Cambridge University Press.
9. Mathematics in the National Curriculum (1989). Her majestty’s stationary office. London.
10. Principles and standarts for school mathematics (2000). NCTM Publications: Reston.
11. SOYLU, Y. (2001). Matematik derslerinin öğretiminde (ı. devre 1, 2, 3, 4, 5. sınıf) başvurulabilecek eğitici_öğretici oyunlar. Atatürk Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
12. SOWELL, E. J. (1989). Effects of manipulative materials in mathematics ınstruction. Journal for Research in Mathematics Education Vol: 20 (Nr 5).
13. STEINER, H. G. (Ed.) (1980). Comparative studies of mathematics curricula-change and stability 1960–1980. IDM Uni. Of Bielefeld.
14. UNESCO, (1993). International forum on scientific and technological literacy for all. Final Report. Paris.
15. WAİTS, B. K. & DEMANA, F. (2000). Calculators in mathematics teaching and learning past present and future: 2000 yearbook of NCTM. National Council of Teachers of Mathematics Pub. , Reston.