Federal çözüm vizyonu

MÜDAHALE VE DEĞİŞEN DÜNYA DENGELERİ Gerek dış gerekse iç politikada uluslararası sistemde meydana gelen teorik ve pratik değişimler, güvenlik, ekonomik ilişkiler ve zorunluluklar, ülkeler arası ilişkilerin yoğunluğunu beraberinde getirse de müdahale olgusunda doğrudan yaptırım vardır; bu yaptırımın da kanalları açıktır.

MÜDAHALE VE DEĞİŞEN DÜNYA DENGELERİ

Gerek dış gerekse iç politikada uluslararası sistemde meydana gelen teorik ve pratik değişimler, güvenlik, ekonomik ilişkiler ve zorunluluklar, ülkeler arası ilişkilerin yoğunluğunu beraberinde getirse de müdahale olgusunda doğrudan yaptırım vardır; bu yaptırımın da kanalları açıktır.

Nereden ve nasıl müdahale geleceğini, sadece müdahil olan yapının bilebileceği son derece tehlikeli ve güvenlikten uzak bir zemindir bu anlamıyla müdahale denen durum.

Ortak güvenlik, savunma ve dış politika sistemi geliştirme bağlamında gerçekleştirilen açılımların ve fikir ilişkilerinin, kuramsal ve eylemsel politik süreçlerin önemi yadsınamaz niteliktedir. Çünkü “Soğuk Savaş” döneminin bitimiyle güvenlik politikalarının işlevsellik kazanması bakımından küreselleşme ve küreselleşmenin kuralları ile AB yapısının neredeyse tüm dünya düzenleri doğrultusunda yeni ve ciddiye alınması gereken bir denge olması önemli dönüm noktalarıdır.

Reel-politik açıdan düşünüldüğünde, kısa ve orta vadede günümüz uluslararası arenasında belirleyici unsurlar olan güç ve çıkar ilişkileri, geleceğin değişmesi kuvvetle olası koşullarda farklı güvenlik oluşumları da beraberinde getirebilir.


DOMİNO TAŞI

Garantörlük hakları kapsamında her zaman belli dengelerde ve belli koşullarda Kıbrıslı Türklere birçok açıdan destek olan Türkiye özelinde düşünüldüğünde, kuşkusuz ki ortak beklentiler ve ortak çıkarlar durumunda, halklarının hak ve özgürlükleri doğrultusunda her iki ülke, gelecek durumdaki politik kar ve zarar hesaplarını yapmak durumundadır.

Birlikte politika üretmek, bu politikaları müzakere ederek en doğruya ulaşmak, ortak politik tutumlarda tutarlı ve kararlı olmak ile müdahale etmek arasındaki fark çok ama çok önemle ele alınmalı ve ciddiyetle üzerinde düşünülmelidir.
Müdahale kavramını basitçe özetlersek, müdahale eden ipleri elinde tutan kuklacı; müdahale edilen ise kukladır.

Israrla bir süredir vurgulanmaya çalışılan “1 Temmuz son tarihtir”, “B Planımızı devreye sokarız”, “Artık müzakerelere bir son vermeli”, “Tayvanlaşma”, “Kıbrıs Türk Devleti” gibi unsurlara geçtiğimiz günlerde Londra’daki bir basın toplantısında satır arasında “ 2 devlet de olabilir, KKTC’nin Türkiye’ye bağlanması da” şeklinde sözler sarf eden Sayın Egemen Bağış “ilhak” ve “İltihak” politikalarını yeniden gündeme taşımış ve ortamın gerilmesine neden olan domino taşını itmiştir.

ELİMİZİ ZAYIFLATMAK

Kıbrıslı Türklerden, geçmişte aktif politikada yer almış ve günümüzde de yer almakta olan çok değerli politikacılarımız, politik kuramcılarımız, toplum liderlerimiz, halk önderlerimiz vardır ve gelecekte de olacaktır. Çünkü bu halk, bunları üretecek kadar ve çoğaltıp yaşatacak kadar yetkin ve aklı başındadır.
Ortak çözüm vizyonu ile yürütülen politikalarda fikir alış verişi ile dikte edilme yapılarını birbirine karıştıranlar (!) ya kendi tarihlerini bilmiyorlar ya da olumlu çaba ve çalışmaları kendi yetkin olmayan ve yetersiz zamanlarındaki bilgisiz ve bilinçsiz, çözümsüzlükten beslenme saatleri ile karıştırmaktadırlar.
Tüm dünyanın KKTC’yi Türkiye’nin bir alt yönetimi olarak gördüğü ve BM’nin 541 ve 550 sayılı kararları ile tanınmasını olanaksız kıldığı ve ilaveten Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyinde kolonizasyon politikaları uyguladığı ileri sürülen bir uluslar arası konjonktürde amacı her ne olursa olsun yetkin kişiler tarafından yapılan bu tür söylemler kesinlikle hem Kıbrıslı Türklerin hem Türkiyenin elini zayıflatmakta hem de Kıbrıslı Türklerin egemenlik konularındaki düşünce ve eylemlerine sekte vurmaktadır.

MÜDAHALE DEĞİL DE NEDİR?

Kıbrıs Türk Halkının 2004 referandumunda verdiği “evet” ile Kıbrıs’ın kuzeyinden tek bir ses öne çıkmaktadır ki o da: “Kıbrıs’ta federal çözüm ve barıştır”.
Ey çözümsüzlüğün temsilcileri; çözümden ve barıştan korkanlar; halkı değil koltuğu sevenler; halk için diyerek halkı kişisel hırs ve çıkarları uğruna kullananlar; ulusal değerleri sömürerek ulusu savunduklarını sananlar; çoluk çocuğun geleceğini vicdanları sızlamadan çöpe atanlar; gençlerin gelecek kaygısından ve insanların iş ve aşından beslenenler, kuru gürültü ve anlamını yitirmiş alkışlar arasında olmayınca güvensizleşip iki kelimeyle konuşmaktan meramını anlatmaktan aciz olanlar, sormak isteriz sizlere…

İnsanları ekmekleriyle, emekleriyle, yaşama haklarıyla, iletişim hürriyetleriyle, konuşmak ve fikirlerini özgürce açıklamak haklarıyla, vatandaşlığa kabul veya reddetme koşullarını seçimlerle ve seçimler için ve yasasız düşünerek (insanların gelecek düşlerini, daha iyi yaşam isteme haklarını sömürerek ve belli çıkarlar için militanca kullanma eğilimi ile!); kendi yurttaşını sindirmek, korkutmak, hak ve özgürlüklerinden mahrum etmeye teşebbüs etmek, insan haklarının en temel düzeydeki yapısına MÜDAHALE değildir de nedir?!

“Büyük balık küçük balığı yutar” zihniyeti ile hareket ederek bir halkın iradesini dahi teslim almaya çalışan ve teslim etmekten hicap dahi duymayanlar; federal çözüm müzakere sürecini Kıbrıslı Türkler’in çözüm vizyonuyla değil de kırk yıllık çözümsüzlük çözümdür vizyonu ile yürütmeye ve hatta ilhak ve iltihak politikalarıyla halkın kafasını karıştıran ve gelecekle ilgili umutlarını öldürmeye çalışanlar; tüm bunlar halk iradesine karşı yapılan bir MÜDAHALE değil de nedir?


HALK İRADESİ

İktidarlar ne zamanki halkı halkın iyiliği için masalları ile sindirmeye başlamışsa orada demokratik değil faşist yapılar kendilerine gürbüz yaşam alanları bulmuş demektir.
Ancak unutmamalı ki bu halk sessizce, sakin ve bilinçli duruşuyla herkese ve her zaman gereken yanıtı verebilecek kadar cesurdur. Müzakerelerin sürdüğü ve raporların yakında yazılacağı dönemeçlerden geçtiğimiz bugün, federal çözüm için uğraşmayanlar tarafından verilen demeçler ve atılan adımlarla yeni bir sınavın ve yeni bir mücadelenin eşiğinde olduğu net olan halkımız, bir daha 2004 öncesi günlere dönmeyeceğini, çözümsüzlükten beslenerek halka müdahale etmeye çalışan federal çözüm karşıtı ilhakçı-iltihakçı ittifaka bir kez daha gösterecektir ki Kıbrıslı Türkler kendi kendini yöneten, Kıbrıs’ta eşit 2 halktan biri olan ve Kıbrıs’ın kuzeyinde de özne olan bir halktır. İşte ancak böylesi bir mücadele ile Federal Çözüm karşıtı ittifakın halka saldığı korkular ve müdahaleler bir kez daha tarihin çöplüğüne atılacak ve bir daha gündeme getirilemeyecek şekilde gömülecektir halkın gerçek iradesi ile. Federal Çözüm karşıtları halkı da farkı da göreceklerdir yakın bir gelecekte.
Bu haber 313 defa okunmuştur
  • Dünya’da Federasyonların, Konfederasyonların, Devletlerin Gidişatı 3 Eralp Arslan  Güzelyurt - 10.03.2012 Federasyonların, Konfederasyonların, Devletlerin AYRIŞMASI HİÇ BİTMEYECEK! Trinistra, Filistin, Batı Sahara, Grönland, Quebec, Wallonia, Flanders, Katalonya, Bask, Padova, Kuzey İrlanda, İskoçya, Somaliland, Putland,... Güney Sudan, Referandum, %98,83 AYRIŞMA. 9 Temmuz 2011’de BM’ye, HİÇ BİR TAVİZ VERMEDEN 193. üyesi oldu; Kosova’dan sonra yola çıkmasına rağmen! Batı Sahara’da da referandum düzenlenecek! Birleşmiş Milletler karar aldı. 2014: İskoçya, AYRIŞMA REFERANDUMU düzenleyecek. Federalciler! “EGEMENLİK=HİÇBİR TAVİZ VERMEDEN TANINMA” gerçeğini 50 bin nüfuslu Grönland HİÇBİR TAVİZ VERMEDEN BM üyesi olunca mı anlayacaksınız?
  • Dünya’da Federasyonların, Konfederasyonların, Devletlerin Gidişatı 2 Eralp Arslan  Güzelyurt - 10.03.2012 AYNI IRKLI, AYNI DİNLİ, AYNI DİLLİ DE AYRILDI!: SIRBİSTAN-KARADAĞ = 29 Karadağ + 30 Sırbistan 31 Kosovo (Sırbistan). Şimdi 90 ülke tarafından tanınıyor. 193*(2/3)=129a az kaldı. BM Güvenlik Konseyi veto haklı daimi üyesi Rusya Kosovayı tanımazsa bir nane olmaz diyenlerin 90 BM üyesi ülkeyi gözleri görüyor mu? %100 Sırp olan Kuzey Kosova’daki Mitroviça’da şimdi Kosova’lı Arnavutların yönetiminde! 129 olduğunda, Kosova üzerinden uçan Rus uçakları, Kosova’ya vergi verecek! 32, 33 Abazya, Güney Osetya (Gürcistan) 34 Güney Sudan ve ... 2008 savaşından önce Abazlara ait Yukarı Kodori vadisi, Gürcistan’ın elindeydi. Gürcistan, Abazya’nın tamamını alma hayalindeydi. Sonuç: Abazya, 1m2 taviz vermeden bağımsız olup tanındı, Yukarı Kodori de Abazların şimdi. “EGEMENLİK=HİÇBİR TAVİZ VERMEDEN TANINMA”
  • Dünya’da Federasyonların, Konfederasyonların, Devletlerin Gidişatı 1 Eralp Arslan  Güzelyurt - 10.03.2012 DÜNYADA BİRLEŞME YOK! DÜNYADA YALNIZCA AYRIŞMA VAR! 1990'dan bu yana Federasyonların, Konfederasyonların, Devletlerin (aynı ırklı, aynı dinli, aynı dilli Sırbistan-Karadağ bile!) ayrışmasıyla 34 yeni ülke bağımsız olup HİÇ BİR TAVİZ VERMEDEN tanındı, hemen hemen hepsi de Birleşmiş Milletler üyesi oldu. Birleşen 1 tane yok!: SÜPERGÜÇ SOVYETLER BİRLİĞİ BİTTİ: 1 Ermenistan 2 Azerbaycan 3 Belarus 4 Estonya 5 Gürcistan 6 Kazakistan 7 Kırgızistan 8 Letonya 9 Litvanya 10 Moldova 11 Rusya 12 Tacikistan 13 Türkmenistan 14 Ukrayna 15 Özbekistan YUGOSLAVYA = 16 Bosna Hersek 17 Hırvatistan 18 Makedonya 19 Sırbistan-Karadağ 20 Slovenya 21 Namibya (Güney Afrika) SÜPERGÜÇ ABD DE ÇOZUTMAYA BAŞLADI: 22,23,24 Marşal Adaları, Mikronezya Karolin Adaları, Palau (ABD’den ayrıldılar!) TÜRKLERİ RUMLARA YAMA YAPMAK İÇİN ARABULUCU OLAN SLOVAKYA’NIN KENDİSİ YAMA OLMAYI REDDETTİ: ÇEKOSLOVAKYA = 25 Çek Cumhuriyeti + 26 Slovakya 27 Eritre (Etiyopya) 28 Timor-Leste (Endonezya)
  • dkamer  lefkoşa - 9.03.2012 Bütün dünyada federe devletler yıkılırken acaba neden sizler bu noktada takılıp kalmışsınız? Türk halkı sizi bu hastalıklı görüşünüzden dolayı görevden almıştır. Emperyalistler ve bunların güdümündeki kuruluşlar federasyon yani çoğunluğa yamalanmamız istiyor diye onlar biçtiği kefeni giymek zorundamıyız?Neden siz CTP ve yandaşları halkımızın özgürlüğüne karşı çıkıyorsunuz ve Rum çoğunluğa yamalanmasını istiyorsunuz? Rumların niyetini ve isteklerini neden anlamamakta direniyorsunuz?

:

:

:

: