Neler oluyor?

KÜLTÜR Ünlü düşünür Voltaire insana özgü bilgi, inanç, davranış bütünü ve bu bütünün parçaları olan her türlü maddi ve manevi yaratımlar olan kültür için “insan zekasının oluşumu, gelişimi, geliştirilmesi ve yüceltilmesi” tanımını yapmaktadır.

KÜLTÜR
Ünlü düşünür Voltaire insana özgü bilgi, inanç, davranış bütünü ve bu bütünün parçaları olan her türlü maddi ve manevi yaratımlar olan kültür için “insan zekasının oluşumu, gelişimi, geliştirilmesi ve yüceltilmesi” tanımını yapmaktadır.

Toplumsal ve bireysel yaşamın oluşmasını ve sürdürülmesini sağlayan; dil, gelenek, düşünce, semboller, yasalar, kurallar, ahlak, kuramlar, aletler, teknikler, makineler, bilim, felsefe ve sanat eserleri gibi her tür maddi ve tinsel ürünler bütünlüğü olarak da en geniş bir biçimde anlatılan kültür bu anlamıyla toplumun tüm bireylerinin ortaklaşa oluşturdukları ve kabul ettikleri kurum ve değerler olarak da kabul edilir.

FARKLI KÜLTÜRLERİN BULUŞMASI
Kıbrıs’ın kuzeyine 1974 sonrası güneyden göçmen olarak getirilen Kıbrıslı Türkler ile Türkiye’den çeşitli bölgelerden başlangıçta tarımsal iş gücü adı altında sonradan ise düzensiz, kontrolsüz ve denetimsiz bir biçimde kayıtlı veya kayıtsız gelip yerleşen ve birçoğu daha sonra vatandaş da olan tüm insanlar, beraberlerinde Kıbrıs’ın kuzeyine taşıdıkları kültürlerin uyumu ve yaşanacak olan ülkenin her yönüyle ve kültürünün tanıtımı konusunda en ufak bir oriyantasyon programından geçirilmeden ve hiçbir sosyolojik çalışma yapılmadan kendi başlarının çaresine bakacak bir şekilde bırakıldılar. Bu yaklaşım ise, en basitinden göç uygulamalarını gerçekleştiren yönetimlerin farklı kültürlere sahip bölgeler ve toplumların kültürel özelliklerine neredeyse hiç önem vermediklerini, olaylara salt milliyetçilik ve dincilik temellerinde “ırkçı” bir yaklaşımla baktıklarını ortaya koymaktadır.
1974 sonrası koşullar düşünüldüğünde özellikle güneyden kuzeye göçmen olarak getirilip yerleştirilen insanlarımızın ve köylerimizin o koşullarda yerleştirilmelerinin zorluklarının idraki içerisinde olduğumun altını çizerek yine de sosyolojik temellere dayandırmadan ve kültürleri bir arada tutmanın öneminin toplumsal anlamda ne kadar değerli olduğunu ve yaratacağı etkileri düşünüp değerlendirmeden yapılan yerleştirmelerin tüm toplumu derinden etkileyip sarsacak olan gelişmelere temel teşkil ettiğini en azından bugünden geriye bakarak söyleyebiliriz.

SOSYOLOJİK ÖNGÖRÜSÜZLÜK
Kültürel özelliklere, sosyolojik ve hatta psikolojik temellere bakılmadan 1974 sonrası yönetimlerin attıkları bu güneyden kuzeye adımlarla da kalınmamış, öngörüsüz, plansız, programsız ve bilimsellikle toplumsallıktan uzak projelerle bir başka ülkeden getirilip farklılıkların uyumlaştırılması düşünülmeden Türkiye’den Kıbrıs’ın kuzeyine yapılan toplu göçlerle ileride oluşacak kültür karmaşasının temelleri atılmış ve insanların ve toplumların duygu, düşünce, beklenti, kültür ve sosyal açıdan yaşayabilecekleri savrukluklar bilerek veya bilmeyerek göz ardı edilmiştir.

Hele bir de yaratılan ganimet düzeninin en katmerli bir şekilde yaşanması ve mal mülk dağıtımı ile birlikte başka insan ve toplumların ürettiği değerlere sahip çıkılması toplumsal değerlerin üretilmesi süreçlerine büyük bir darbe vurmuş, toplumsal değerleri erozyona uğratmaya, sosyal adaleti ortadan kaldırmaya ve insanların özgüvenlerini yok etmeye başlamıştır.

Belki de yüzlerce ve binlerce yıldır ülkelerinin sürekli olarak başka ülkelerinin himayesine girmesinden ve çeşitli medeniyetlerin yönetimlerinde yaşamak durumunda kalmalarından ötürü dünyanın en hoş görülü ve farklı ortamlara en üst düzeyde uyum sağlayabilen toplumlarının başında gelen Kıbrıslı Türkler maalesef 1974 sonrası oluşturulan ganimet düzenine ve sosyolojik savrulmalara da inanılmaz ama acı bir şekilde uyum sağlamış ve bugünlere gelene dek yaratılan bu sosyolojik anomalilere yeterince güçlü bir biçimde direnç göstermemiştir.

KÜLTÜREL SAVRULMA
Kültür için bir halkın yaşama tarzıdır denmekte olduğunu biliyoruz ve bugün Kıbrıs’ın kuzeyinde yaratılan kültürü açıklamakta sosyolojik açıdan zorlanıyoruz çünkü Taylor’a göre kültür ya da uygarlık, bir toplumun üyesi olarak insanoğlunun öğrendiği bilgi, sanat, gelenek-görenek ve benzeri yetenek, beceri ve alışkanlıkları içeren karmaşık bir bütünlük olarak tanımlanırken, insanın doğada hazır bulmadığı ama doğaya kattığı her şey olarak bildiğimiz kültür sanırım Kıbrıs’ın kuzeyinde büyük bir sarsıntı geçirmekte hatta doğada ve çevresinde hazır bulduklarını ve toplumu da kültürel anlamda yok etmektedir.
Son yıllarda yaşadığımız “insanımızdan kurumlarımıza kadar teslimiyetçilik” politikaları; eğitim sisteminin insan odaklı olmaktan uzak uygulamaları ve tamamen sınav odaklı elemeci bir anlayışla bir başka ülkenin insan yetiştirme sistemine göre düzenlenmesi ve yürütülmesi; hükümetin plan, proje ve program hazırlamadan yine bir başka ülkenin yürütmesinin ve hatta bürokratlarının düşüncelerini hayata geçirmeye çalışması; problemleri görmek ve problem çözmekten uzak nesiller yetiştirerek özgüven kaybına yol açılması ve daha nice negatif uygulamalar toplumumuzun başına çorap örmekte ve yurttaşlarımızın gelecek beklentisizliği ve umutsuzluk içerisinde olmasını giderek daha da körüklemektedir.

EDİLGENLİĞİN VE ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN BAZI SOSYOLOJİK SONUÇLARI
Ülkemizde on yıllardır yaşanan tüm bu olumsuz uygulamalar da en azından ülkenin genel bir huzursuzluk içerisinde olmasını, gelenek ve göreneklerin erozyona uğramasını, inanç sistemlerinin sarsılmasını, yurtseverlik bilincinin körelmesini, edilgen ve üretimden uzak bir anlayışın gelişmesini sağlamakta, toplumsallık yerine bireyselliği öne çıkarmayı teşvik etmektedir. Hal böyle olunca da problemlerini çözemeyen bireylerin psikolojik sarsıntılar geçirmesi çok kolay bir biçimde gündeme gelebilmekte ve en doğal hak olan yaşam haklarını bile gözlerini kırpmadan kendi elleriyle bitirebilmektedirler.
Ülkenin dünya ile bağlantısızlığı ve uluslar arası hukuk ile kopukluğu sürerken, hala birileri çıkar ve çözümsüzlüğün koşullarını bayrak yapmaya çalışıyorsa, “ne demeli” ve “ne yapmalı” konularının ivediliği bir o kadar daha önemli olmakta, federal çözüm ihtiyacı bir o kadar daha “olmazsa olmaz” duruma gelmektedir.

Bu haber 255 defa okunmuştur
  • Dünya’da Federasyonların, Konfederasyonların, Devletlerin Gidişatı 3 Eralp Arslan  Güzelyurt - 10.03.2012 Federasyonların, Konfederasyonların, Devletlerin AYRIŞMASI HİÇ BİTMEYECEK! Trinistra, Filistin, Batı Sahara, Grönland, Quebec, Wallonia, Flanders, Katalonya, Bask, Padova, Kuzey İrlanda, İskoçya, Somaliland, Putland,... Güney Sudan, Referandum, %98,83 AYRIŞMA. 9 Temmuz 2011’de BM’ye, HİÇ BİR TAVİZ VERMEDEN 193. üyesi oldu; Kosova’dan sonra yola çıkmasına rağmen! Batı Sahara’da da referandum düzenlenecek! Birleşmiş Milletler karar aldı. 2014: İskoçya, AYRIŞMA REFERANDUMU düzenleyecek. Federalciler! “EGEMENLİK=HİÇBİR TAVİZ VERMEDEN TANINMA” gerçeğini 50 bin nüfuslu Grönland HİÇBİR TAVİZ VERMEDEN BM üyesi olunca mı anlayacaksınız?
  • Dünya’da Federasyonların, Konfederasyonların, Devletlerin Gidişatı 2 Eralp Arslan  Güzelyurt - 10.03.2012 AYNI IRKLI, AYNI DİNLİ, AYNI DİLLİ DE AYRILDI!: SIRBİSTAN-KARADAĞ = 29 Karadağ + 30 Sırbistan 31 Kosovo (Sırbistan). Şimdi 90 ülke tarafından tanınıyor. 193*(2/3)=129a az kaldı. BM Güvenlik Konseyi veto haklı daimi üyesi Rusya Kosovayı tanımazsa bir nane olmaz diyenlerin 90 BM üyesi ülkeyi gözleri görüyor mu? %100 Sırp olan Kuzey Kosova’daki Mitroviça’da şimdi Kosova’lı Arnavutların yönetiminde! 129 olduğunda, Kosova üzerinden uçan Rus uçakları, Kosova’ya vergi verecek! 32, 33 Abazya, Güney Osetya (Gürcistan) 34 Güney Sudan ve ... 2008 savaşından önce Abazlara ait Yukarı Kodori vadisi, Gürcistan’ın elindeydi. Gürcistan, Abazya’nın tamamını alma hayalindeydi. Sonuç: Abazya, 1m2 taviz vermeden bağımsız olup tanındı, Yukarı Kodori de Abazların şimdi. “EGEMENLİK=HİÇBİR TAVİZ VERMEDEN TANINMA”
  • Dünya’da Federasyonların, Konfederasyonların, Devletlerin Gidişatı 1 Eralp Arslan  Güzelyurt - 10.03.2012 DÜNYADA BİRLEŞME YOK! DÜNYADA YALNIZCA AYRIŞMA VAR! 1990'dan bu yana Federasyonların, Konfederasyonların, Devletlerin (aynı ırklı, aynı dinli, aynı dilli Sırbistan-Karadağ bile!) ayrışmasıyla 34 yeni ülke bağımsız olup HİÇ BİR TAVİZ VERMEDEN tanındı, hemen hemen hepsi de Birleşmiş Milletler üyesi oldu. Birleşen 1 tane yok!: SÜPERGÜÇ SOVYETLER BİRLİĞİ BİTTİ: 1 Ermenistan 2 Azerbaycan 3 Belarus 4 Estonya 5 Gürcistan 6 Kazakistan 7 Kırgızistan 8 Letonya 9 Litvanya 10 Moldova 11 Rusya 12 Tacikistan 13 Türkmenistan 14 Ukrayna 15 Özbekistan YUGOSLAVYA = 16 Bosna Hersek 17 Hırvatistan 18 Makedonya 19 Sırbistan-Karadağ 20 Slovenya 21 Namibya (Güney Afrika) SÜPERGÜÇ ABD DE ÇOZUTMAYA BAŞLADI: 22,23,24 Marşal Adaları, Mikronezya Karolin Adaları, Palau (ABD’den ayrıldılar!) TÜRKLERİ RUMLARA YAMA YAPMAK İÇİN ARABULUCU OLAN SLOVAKYA’NIN KENDİSİ YAMA OLMAYI REDDETTİ: ÇEKOSLOVAKYA = 25 Çek Cumhuriyeti + 26 Slovakya 27 Eritre (Etiyopya) 28 Timor-Leste (Endonezya)

:

:

:

: