TMK Kültür Merkezi ve Ahde Vefa

AHD VE VEFA Latince’de “Pacta Sund Servanda” diye bilinen “Ahde Vefa” kavramı, Arapça’da Ahd (= vaad etme, mutabakat ve vasiyet) ve Vefa (=sözünde durmak, ödemek) sözcüklerinden oluşmakta; verdiği sözlere ve yaptığı antlaşmalara bağlı kalmak, özü ve sözü doğru olmak anlamlarında kullanılmaktadır.

AHD VE VEFA

Latince’de “Pacta Sund Servanda” diye bilinen “Ahde Vefa” kavramı, Arapça’da Ahd (= vaad etme, mutabakat ve vasiyet) ve Vefa (=sözünde durmak, ödemek) sözcüklerinden oluşmakta; verdiği sözlere ve yaptığı antlaşmalara bağlı kalmak, özü ve sözü doğru olmak anlamlarında kullanılmaktadır.
Ahde Vefa, insanlar ve devletler arası ilişkilerde güven unsurunun hakim olabilmesi için yegane garanti vasıtası olarak kabul edilmektedir.

ULUSLAR ARASI HUKUKTA AHDE VEFA
Ahde Vefa ilkesi, uluslararası hukuk kurallarının oluşmasında etkili olan ve bir devlete antlaşma yapma yetkisi tanıyan bir kural olup, bu kuralın bağlayıcı niteliği, iyi niyet ilkesine dayanmasıdır. Ahde vefa ilkesi, devletlerin imzaladıkları antlaşmaların kurallarını kendi iradeleri ile kabul etmiş olmaları gerçeğine dayanmaktadır.

Ahde Vefa ilkesi, normlar hiyeraşisinde en üstte yer alır ve uluslar arası genel devletler hukukunda tüm devletlerin aslında onlardan daha üst bir kuvvet olmamasına karşın sırf yaptıkları anlaşmalara riayet edecekleri düşüncesi ile (diğer bir deyişle kendi iradelerine yine kendi iradeleri ile imzaladıkları sözleşmelerle kayıt altına alacakları düşüncesi ile) ortaya çıkmış bir ilkedir ve 'bağlayıcılık' sorununun çözülmesinde büyük katkısı olmuştur.

MÜSLÜMANLIKTA AHDE VEFA
Vefa sözcüğü Kur’an-ı Kerim’de de genel olarak üç anlamda kullanılmaktadır:


1) Sözünde durmak, sadakat, vefalılık, kısaca ahde bağlı kalmak.
2) Ölçüde ve tartıda dürüst olmak, hile yapmamak, insaflı olmak.
3) Yaptığı iyi veya kötü bütün işlerin karşılığını (sevap ve ceza olarak) almak.


Kur’an-ı Kerim’de yer alan bir Ayet-i Kerime’de verdikleri sözü yerine getirmeyenler için şöyle denmektedir:
“Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık ve beşeri bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.”

Buna ilaveten Peygamber Hazret-i Muhammed de “Ahde Vefa” hakkında şu şekilde buyurmuştur:

“Emanete riayeti olmayanın imanı yoktur, sözünde durmayanın da dini yoktur.”

Buradan da anlaşılabileceği gibi, verilen sözün yerine getirilmesi Kur’an-ı Kerim’in emridir ve yine Kur’an-ı Kerimde şu önemli hususlara da değinilmektedir:
'Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir haslet var demektir: Emanet edilince hıyanet eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, husumet edince haddi aşar.'

İNSAN İLİŞKİLERİNDE AHDE VEFA

Ahde Vefa ilkesinin kendisi devletler arası ilişkilerde daha büyük bir anlam ifade eder ve yer buluyorsa da, özellikle insanlar arası ilişkilerde de oldukça önemlidir. Sözünü tutmak, sözünü yerine getirmek, insanın yapamayacağı veya tutamayacağı sözü vermemesi hep bu ahde vefa ilkesinin gereğidir. Sevgide, arkadaşlıkta ve dostlukta verilen sözlerin tutulması ne kadar önemli ise, günlük ilişkilerde de sözünü tutmak, yani ahde vefa o kadar önemlidir. İnsan ilişkilerinde en temel olguların başında ve özünde sevgi vardır ve sevgi ise vefa gerektirir.

TMK RAUF RAİF DENKTAŞ KÜLTÜR MERKEZİ
Geçtiğimiz hafta Cuma günü, 1988 yılında okul müdürü rahmetli Mehmet Şinasi Tekman hocanın etkin girişimleri ve çabaları sonucu dönemin okul aile birliğinin de destekleri ile inşaasına başlanan ve 1993 yılında kafeterya bölümü tamamlanan Türk Maarif Koleji Kültür Merkezi, 2007’den sonra TMK Okul Aile Birliği’nin maddi manevi destek ve çalışmaları ve Türkiye Büyükelçiliğinin de katkıları ile tamamlanarak, “Rauf Raif Denktaş Kültür Merkezi” adıyla, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun katıldığı törenle hizmete sokuldu.
Törende konuşan Sayın Cumhurbaşanı Eroğlu, Kültür Merkezine Rauf Raif Denktaş isminin verilmesiyle ilgili olarak “Bu bir kadirşinaslık örneğidir. Unutmamak unutulmamak gerekir” dedi. Doğru da söyledi Sayın Cumhurbaşkanı. Ne bu söze ne de açılan kültür merkezine Rauf Raif Denktaş isminin verilmesine kimse karşı çıkamaz ve çıkmıyor da zaten. Törende ilaveten Sayın Cumhurbaşkanı Eroğlu unutulmamak için bazı eserler yaratmak gerektiğinin de altını çizdi.
Hepimiz de bu kültür merkezinin yapılmasına karar verildiği andan açılışına kadar geçen süreçte maddi manevi katkı koyan herkese teşekkür etmeyi bir borç biliriz.

MEHMET ŞİNASİ TEKMAN VE AHDE VEFA
Sayın Cumhurbaşkanı Eroğlu törende unutulmamak için bazı eserler yaratmak gerektiğinin ve vefanın altını çizerken benim de aklıma daha 1968 yılında bu okul İngiliz Koleji diye anılırken buraya öğretmen olarak atanan ve ileriki yıllarda müdür yardımcılığı ve müdürlük görevlerinde bulunan, TMK’nın 1992 yılına kadar da müdürlük görevini yürüten ve bu görevinden saygıyla, sevgiyle, eserleriyle ve değerli anılarıyla emekli olan sevgili rahmetli Mehmet Şinasi Tekman hocamız geldi.
1988 yılında inşasına başlanan TMK kültür merkezinin hayata geçirilmesi için büyük uğraşlar veren ve 2005 yılında kaybettiğimiz rahmetli Şinasi hoca bugünlere kadar birçok sanat eserinin ve 2005 yılında DAÜ Eğitim Bilimleri Bölümü’nün kendisine verdiği Onursal Doktora ile anılmanın yanında TMK’ya kazandırdığı bu kültür merkezi ile de anılıyor ve bu merkeze hocanın adının verileceği biliniyordu. Bu durumun geçtiğimiz süreçte ailesine de bildirilmesine rağmen açılış gününde rahmetli hocamızın ailesinin törene dahi davet edilmemesi oldukça düşündürücüdür ve bu davranış beni bugünkü yazı konum olan “ahde vefa”yı kaleme almaya itti.

NOT: Sevgili hocamız rahmetli Mehmet Şinasi Tekman’a karşı gösterilmeyen bu ahde vefa’dan bahsetmiş olmam, yine bu yıl kaybetmiş olduğumuz rahmetli KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Raif Denktaş’ın ismi ile bu kültür merkezinin açılmasına karşı olmak gibi bir durumdan kaynaklanmamaktadır. Sayın Kurucu Cumhurbaşkanı rahmetli Denktaş bunu fazlası ile hak etmektedir ve ailesinin yanında tüm sevenleri ve halkımız da bundan gurur ve onur duymalıdır. Ancak özellikle rahmetli Şinasi hocaya, ailesine ve onun da tüm sevenlerine karşı ilgili ve yetkililerin ahde vefa göstermesi gerekmez miydi diye düşünmeden de edemedim.

Sürçü lisan ettimse affola…



























Fotoğrafta 2005 yılında DAÜ Onursal Doktora Payesi ile ödüllendirilen Mehmet Şinasi Tekman hoca DAÜ Rektörü Prof.Dr.Halil Güven, Yard.Doç.Dr.Hüseyin Yaratan ve Yard.Doç.Dr. Sibel Dinçyürek ile birlikte görülmektedir.
Bu haber 79 defa okunmuştur

:

:

:

: