GÖK, YÜKSEK, EN YÜKSEK VE TANRILARIN MEKANLARI
“Gök”, insanın ve yaşam gücünün temsil edemediği 'bambaşka bir şeyi' mükemmel bir biçimde temsil eder:
“aşkınlığı”...
............................................................................................
“Gök”, dinsel bir değer kazanmadan önce de aşkındı... gök vardır; çünkü yücedir, dokunulmazdır,güçlüdür, insana gerçekte nasılsa öyle görünür:
“sonsuz ve aşkın”...
...........................................................................................
'Yüksek', insanların ulaşamayacağı bir boyuttur; doğal olarak insan üstü güçlerin ve varlıkların sahip olduğu bir yerdir.
“En yüksek' olmak, tanrılara özgü bir nicel yer ve niteliktir. İnsanın ulaşamadığı yukarı bölgeler,yıldızlı gök, tanrılara özgü aşkınlık, mutlak gerçeklik, sonsuzluk gibi ayrıcalıklara sahiptir. Bu tür bölgeler tanrıların mekânlarıdır.
HİYEROFANİ
Göğün varlık tarzı tartışılmaz bir “hiyerofani”dir (toplumlardaki dinsel deneyim). Yıldızların arasında veya atmosferin üst bölgelerinde gerçekleşen her şey (gök cisimlerinin ritmik dönüşleri, hareket eden bulutlar, fırtınalar, yıldırımlar, meteorlar, gökkuşakları) aynı hiyerofaninin bir parçalarıdır.
Bu hiyerofani ne zaman kişiselleştirilmiştir?
Gök tanrıları ne zaman ortaya çıkmıştır?
Ne zaman göğün kutsallığının yerine geçmişlerdir?
Bu soruları cevaplamak zordur.
Kesin olan gök tanrılarının daha en başından itibaren yüce tanrılar olduklarıdır; mitler yoluyla çeşitli biçimlerde canlandırılan hiyerofaniler, her zaman gökyüzü hiyerofanileri olarak kalmaya devam ederler; gök tanrılarının tarihi olarak adlandırılabilecek tarih, çoğunlukla 'güç', 'yaratılış', 'yasalar' ve 'egemenlik' sezgilerinin tarihidir.
YILDIRIM SESİ
“Yıldırım sesi”dir dünyaya bereket veren ve ürünlerin büyümesini sağlayan;
yağmuru o yağdırır;
boğa böğürmesine benzer bir ses çıkarır;
sonra yıldırımın sesi duyulur ve yine oradan yağmur gönderir.
Bu anlamda 'yaratıcıdır';
kendi kendini yaratmıştır ve her şeyi 'ex nihilo (yoktan)' var etmiştir.
İNSAN VE TANRININ ÖZDEŞLİĞİ
Ludwig Feuerbach'ın “Dinin başlangıcı, ortası ve sonu İNSANDIR...” sözünü, derinliği olan bir özdeyiş olarak çok önemserim.
Feuerbach, 'Philosophie und Christentum (1841)' adlı eserinde:
'Bir insanın düşünceleri ve mizacı nasılsa Tanrısı da öyledir; insanın ne kadar değeri varsa Tanrısının değeri de o kadardır. Tanrı bilinci aslında kendilik bilincidir, Tanrı bilgisi kendilik bilgisidir. Tanrısına göre insanı bilirsin ve insana göre Tanrısını; bu ikisi özdeştir' der.
Not: Ludwig Feuerbach, bizim Mercedes araç kullanan 'kanaat önderlerimizi' görse?
Birilerinden de 200 bin TL koparmıştı.
Bu adamlar ahaliye balans çekecek!
11 Temmuz 2011 tarihli Haberdar gazetesinde Levent Özadam’ın köşesinde bir yeni Mercedes ve 200 bin TL bağışı TC’den alan ve kaynağını açıklamayan “kanaat önderi” kişi ile ilgili yazıya (yani bu yazının Not kısmındaki yorumun ana kaynağına) aşağıdaki link'ten ulaşıp okuyabilirsiniz.
http://www.haberdarkibris.com/muftunun-mercedesi-kimden-hediye-1025yy.htm