ETKİLİ MATEMATİK ÖĞRETİMİ
Etkili matematik öğretiminin temel amacı, öğrenenlerin, matematiksel bilgi, beceri ve tutumlar kazanmaları, gerektiğinde bu kazanımlarını kullanabilmeleri, ilgili durumlarda uyarlayabilmeleri, başkalarına da aktarabilme yetkinliğine sahip olarak yetiştirilmeleridir.
Etkili matematik öğretimi birden çok değişkenle ilgilidir. Öğretmen, öğrenen, öğretim ortamlarının fizikî koşulları, program ve daha farklı sıralanabilecek pek çok etmen konuyla ilgilidir.
Etkili öğretim, öğrenmenin doğasını ve değişik gelişim aşamalarındaki öğrencilerin özelliklerini anlamayı gerektirir. Öğretimi düzenlemede bu iki öğe önemli rol oynamaktadır. Öğretim; içsel bir süreç ve ürün olan öğrenmeyi destekleyen ve sağlayan dışsal olayların plânlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi sürecidir. Eğitimin gerçekleşebilmesi için öğretimin, belli hedeflere yönelik öğrenmeleri oluşturmak üzere plânlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
ÖĞRETMENİN ROLÜ
Öğretimi düzenleyen ve uygulayan kişi olarak öğretmenin görevi, belirlenen öğrenme hedefleri doğrultusunda, öğrenci ve öğrenme süreci özelliklerine uygun olarak dışsal olayları seçme, düzenleme, uygulama gibi görevleri vardır. İster ders kitaplarından isterse öğretmenler tarafından aktarılsın, bilgiler ve olaylar arasındaki ilişkiler, düşüncelerin tutarlı olması düzeyinde kalıcı olur ve öğrenilir. İçerik, öğrencilerin işlenen konulardan neler öğrenecekleri konusundaki etkinliklerin yol gösterdiği şekilde seçildiğinde anlamlı bir bütün oluşturabilir. Bu nedenle öğretmenlerin öğrencilere olaylar arasındaki ilişkileri tutarlı olarak düzenleyip vermesinde yarar vardır. Herhangi bir akademik alandaki öğrenmenin temel belirleyicisi okulda alana ilişkin, verilen bilginin yeterlilik derecesidir. Okulda geçirilen sürenin uzunluğu ve öğretim yılı öğrencilerin öğrenme olanaklarının temel sınırlayıcısıdır. Bu sınırlar içinde öğrencilerin yaşantılarıyla elde ettikleri ve kendilerine sunulan öğrenme olanakları öğrencilerin derslerde ve öğrenme etkinliklerine katılmada ne kadar zaman harcadıklarına bağlıdır (Güven, 2004).
ÖĞRETİM PROGRAMLARI
Öğretim programları/müfredatlar etkili öğretim anlamında ne son ne de başlangıçtır; bunlar öğrenenler için toplumda geleceğin yetişkinleri olarak yerlerini almalarına yardım edecek ve bireysel olarak potansiyellerini gerçekleştirmelerine yardım edecek önemli araçlardandır. Amaçları bireylerin topluma uyum sağlamalarını, değerler, tutumlar ve beceriler kazanmalarını sağlamak ve bireylerin kendilerini tanıma ve gerçekleştirmelerinin önünü açarak toplumun dönüşüm yaşamasına katkıda bulunmalarını gerçekleştirmektir. Hedefler ve kazanımlar (öğrencilerin kendi gelişim, ilgi ve becerilerini dikkate alacak bir biçimde) programların, müfredatların var oluş nedenidir ve onların ulaşılmasına yönelik düşüncelerin plânlanmasına ve uygulanmasına, her bir basamağa rehberlik eder. Burada, eğer bütün öğeler (içerik, yöntem, süreç ve değerlendirme araçları) iyi seçilirse, bütün amaçlara ulaşılabilir, fikrinden hareket edilmektedir.
KAZANIMLARIN ANLAŞILMASI
Bu durum, öğrencilerin hem şu an hem de gelecekte okul içi-dışı yaşamlarında kullanabilecekleri yetenekleri işletebilmelerine yönelik olarak programların ve öğretimin geliştirilmesini içerir. Bu nedenle hedeflerin ve kazanımların anlaşılması, yaşama uygulanması ve değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Anlama ile vurgulanmak istenen, öğrencilerin öğrendiklerini kendi cümleleriyle ve yaşantıları yoluyla ifade etmeleridir. Değerlendirme ise, öğrendiklerinin değerini bilmesidir ve öğrendiklerinin iyi nedenleri olduğunu düşünmeleridir. Yaşama geçirilmesi öğrencilerin öğrendiklerini kalıcı hâle getirmeleri ve gerekli olan alanlarda kullanabilmeleri demektir. Bu bağlamda oluşturulan içeriğin içsel olarak tutarlı olması ve anlamlı öğrenmelere yol açıp, uygulanma olanağı vermesi, öğrencilerin öğrendikleri bilgiler arasında bağlantılar kurmaları oldukça önemlidir (Labarcane, Last ve Nichols, 1998: 191–192).
BAĞLANTILILIK
Son dönemlerde yapılan bilimsel araştırmalar, önemli düşünceler etrafında birbiriyle bağlantılı olan bilgi örüntülerinin daha iyi anlaşıldığını ve uygulama için kabul edilebilir formda kalıcı hâle getirilebilir olduğunu ortaya koymaktadır. Birbiriyle bağlantısı olmayan içerik, çok zor öğrenilir, ezberlenir ya da bu bilgilerin kalıcılık düzeyleri oldukça düşük kalır. Aynı şekilde eğer beceriler bireyin gelişim düzeyine uygun olarak düzenlenebilirse, kolayca öğrenilip etkili olarak kullanılabilir. Bu beceriler programdan bağımsız olarak öğretilirse öğrenciler bilgileri bütünleştiremeyebilirler (Açıkgöz, 1996).
ALIŞTIRMALAR
Öğrencilerin çoğunluğunda görülen beceri eksikliklerinin nedeni genellikle alıştırma çalışmalarının yetersiz olması ve uygun olmayan alıştırma çalışma süreçlerine başvurulmasıdır. Alıştırma ya da uygulama, zaman içinde test edilmiş eski bir tekniktir. Hemen her alan için çok gereklidir. Ama alıştırmaları amaçsız ve gereksiz kullanmak da zarar verir. Zihinsel ve motor beceriler alanındaki özel durumlar dışında, belli konuları alıştırma yapıyoruz diye ezberletmek alıştırmanın yanlış kullanımına bir örnektir. Alıştırmadan kasıt yapılanların gözden geçirilmesi değildir, alıştırmadan kasıt öğrenilenlerin pekiştirilmesi ve bilmedikleri noktaların tekrar ele alınması ve yeni durumlarda uygulanma becerileri geliştirilmesidir. Alıştırma gözden geçirme ya da tekrar etmenin bir uzantısı olmanın yanı sıra uygulama becerilerini de geliştirmelidir (Hoolingsworth and Hoover, 1999: 119).
AKTİF ÖĞRENME SÜREÇLERİ
Etkili matematik öğretiminde pek çok öğe etkilidir ancak en önemlisinin aktif öğrenme süreçleri olduğu düşünülmektedir. Aktif öğrenme için öğretmenler birden çok yöntem ve teknik kullanabilir. Bu aşamada dikkat edilmesi gereken kullanılacak yöntem ve tekniklerin hangi konularda, nasıl kullanılacağının ve neyin nasıl uygulanabileceğinin belirlenmesidir. Öğretmenlerin, matematik konu bilgisi, özellikle ilköğretim düzeyi öğrenenlere matematiksel bilgi ve becerilerin yanı sıra temel matematiksel düşünme sisteminin kazandırılmasında yetkin olmaları etkili matematik öğretiminin kapsamındadır. Çünkü etkili matematik öğretiminin amacı, sadece matematik bilgisini öğrenenlere iletmek değil, öğrenenlere matematik aracılığı ile matematiksel düşünce ve süreçleri derinliğine algılayabilmenin alt yapısını sağlamak üzere destek olmaktır.
Aktif öğrenme, öğrencilerin uygulamalı olarak, etkinlikler yoluyla ve kendi deneyimleri ile öğrendikleri bilgi ve becerileri bütünleştirdikleri bir öğrenme türü olarak tanımlanabilir (Kyriacou, 1997). Aktif örenmenin en önemli katkılarından biri öğrencilere sorumluluk duygusu ile kendi bireysel yeteneklerini ortaya çıkarabilecekleri çalışma alışkanlıkları kazandırmasıdır (Waterhouse, 1995).
BİLGİ TOPLUMUNDA MATEMATİĞİN ÖNEMİ
Aktif öğrenmenin etkili matematik öğrenme süreçlerinde etkili olmasının belki en önemli öğesi, öğrenenlerin deneyimlerinin ve yeteneklerinin matematik yoluyla kullanılarak öğrenme atmosferleri oluşturulmaya elverişli olmasıdır.
Bilgi toplumunda, matematiğin yeri incelendiğinde, değişime ve dönüşüme açık, kendi içinde sınırsız ve gerçek dünya ile örtüşen, çağın eğitim anlayışlarına ve fikirlerine uyumlu, yeni sistem eğitim alanlarının yükselen değer ve yapılanışlarıyla doğası gereği ve uygulama alanları, çalışma alanları olarak zaten ilişkili ve çift yönlü olumlu etkileri yadsınamayacak olan bir yapı görülecektir. Gelecek yüz yıllar için derslerin değil insanların sahip olması gereken hedeflerin çok boyutlu ve esnek olarak değiştiği bilinmelidir. Bilgiye ulaşma yollarını bilmenin yeterli olmadığı günümüzde, bilginin ne kadarına, ne zaman, hangi koşullarda ve ne denli kalıcı olarak ulaşılabildiği konuları tartışılmalıdır.
MİHENK TAŞI MATEMATİK
Etkili matematik öğretimi, yeni sistem eğitim alanları ile örtüşen yapısı nedeniyle ve araştırmaya açık, çok yönlü ve hızla güncellenen bilgileri ile gelecek çağın da mihenk taşı olmaya en güçlü adaydır.
Eğer ulusal eğitim sistemleri, eğitim politikaları anlamında öğrenenlere çok boyutlu düşünebilmeyi öğretmeyi hedefliyorsa bunun ilk aşaması etkili matematik süreçlerinin toplumun her kesimine kazandırılarak, kullanılabilecek ortamların oluşturulması olmalıdır.
KAYNAKÇA
1. AÇIKGÖZ, K. Ü. (1996).Etkili öğrenme ve öğretme. İzmir: Kanyılmaz Matbaası.
2. GÜVEN, İ. (2004). Etkili bir öğretim için öğretmenden beklenenler. Millî Eğitim Dergisi. Sayı: 164.
3. HOOLİNGSWORTH, P. M. & HOOVER, K. H. (1999). İlköğretimde öğretim yöntemleri. Çeviren: Gürkan, T. ; Gökçe, E. ; Güler, D. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi.
4. KYRİACOU, C. (1997). Effektive teaching in schools (2nd edition).
5. LABARCANE, G.; LAST, S. & NİCHOLS, S. (1998). Critical moments and art of teaching. Teacher Development. Vol: 2. No: 2.
6. WATERHOUSE, S. R. (1995). Learning: the engine for technology change.
www.stsc.hill.af.mil