MEMETİK
İnsanlar kendilerinde gördükleri hemen hemen her türlü kötü şeyi, kendilerinden adeta dışlaştırmak, ötekileştirip başkalarının üzerine atmak ve bunları düşünerek kendi günahlarını affettirmek için mitos yaratırlar. Bunu özellikle böyle yapayım diye oluşturmuyorlar elbette; bu, aynı genlerin biyolojik olarak nesilden nesile aktarıldığı bir bilim olan genetik gibi, zaman içinde kültürlerin aktarımı olarak ya da kültürlerin genetiği şeklinde son yıllarda gelişen bir bilimsel kabul olan memetik birimlerle oluşuyor.
Psikiyatri’de buna: Projective İdentification (yansıtıp, özdeşleştirip benimseme) denir.
Memetik, birçok bilim insanı tarafından ve özellikle kültür ve kültürel aktarım konularıyla ilgili çalışmalar yapan araştırmacılar tarafından bilinen, malum, Richard Dawskins tarafından genetiğin kültürdeki karşılığı olarak oluşturulmuş bir kavram ve bilimsel bir disiplindir.
“Gen” (gene) kalıtsal bilgiyi taşıyan en küçük zerre olarak tanımlanıyorsa, “mem” (meme) de kültürel bilgiyi taşıyan en küçük birim olarak tanımlanabilir. Önce memeoloji denmiş, daha sonra genetiğe benzer bir söylem dili kullanılarak memetik olmuş, genetiğin karşılığı olarak.
KÜLTÜRLER, DİNLER VE MEMETİK
Dinlerin ortaya çıkıp yayılışı da memetikle izah edilir; kültür (hars) de memetik olarak yayılır. Çünkü mesela tarihte Mğslümanların peygamberi ve son peygamber olan bir Hz. Muhammed (s.a.v.) doğar, Peygamber olur, İslam dininin öğretilerini yaymaya başlar, Kur’ân öğrenilir, ama daha kendi zamanında itişip kakışmalar başlar; ölümünden hemen sonra beş tane mezhep, yüzlerce tarikat ortaya çıkar; bunun da adı din olur. Diğer dinlerde de bu böyle olagelmiştir. İsa ve Hrıstiyanlık, Hrıstiyanlığın yayılması, farklı farklı İnciller, Ortodoksluk, Protestanlık, Katoliklik, hepsi İsa’nın ölümünden sonra oluşmuş, günümüze taşınmıştır.
İşte son dönemlerde giderek daha fazla bilimsel çalışmaların yapıldığı ve paylaşıldığı bir bilimsel alan olan memetik, kültürlerin aktarımı gibi, dinlerin de günümüze aktarımını gerçekleyen süreçleri ve olguları, hatta dinlerin ortaya çıkışı ile ilgili yaşantılarla dolu olan tüm süreçleri açıklamaya çalışan bir bilim dalıdır.
Dinler memetik ve buyurgan öğretiler, ya da kurumlar olarak kabul edilir ve betimlenirler. Ya inanırsın bir dine ya inanmazsın. “Homo mysticus” ile “Homo religious” arasındaki en büyük fark da budur. İmanı korumayı ama lâik bir demokrasiyi harmanlamayı başaran bazı Bâtınî teşkilâtların (çeşitli dinlerdeki tasavvuf ekolleri, masonluk gibi) sebeb-i mevcudiyetleri de budur. Çünkü buyurgan öğretilere sahiptirler. Homo mysticus öyle olmadığı için mevcudiyetleri kalmamıştır homo religious yani tek tanrılı dinler ve tek inanışlar gibi...
DİPTEN ÇIKIŞ: MEMEOLOJİK AKTARIM
Son yıllarda ülkemizde bütün bu yaşanan, yaşatılan travmalar, Kıbrıs Türk Toplumu’na ortaklaşa şuûrdışını, ortak şuûrunu ve kaderde, kederde beraberlik zamkını tekrar yakalaması için birer imkân teşkil ediyor aslında!
Yakın geçmişten günümüze yaşanılan süreçte, çeşitli dışsal etkenlerin etkisi ile oluşan ve aşırı dışagüvenden, sırtını korkusuzca güvenilene dayamaktan, kendi sorunlarının çözümünü anaya-babaya bırakan bir çocuk edası ile çözümleri için kendini her zaman kollayacağına inandığı kesime kayıtsız şartsız teslim eden, ama aynı zamanda başkalarına güvensizlikten dolayı hep bir korunma isteği ile yaşatılan, anası olmazsa yaşayamayacağına inandırılan, kendine güvenini kaybeden bir toplumun; tüm bu süreçlerde yaşadığı travmalardan kurtulabilmesi için son dönemlerde yaşanan, yaşatılan travmaları sıçrayış zemini kabul etmesi halinde, ki memeolojik olarak bunu yapmaya kodlanmıştır, toplumsal birliktelik ve gelecek vizyonunu yeniden yakalaması için fırsat olarak değerlendirmesi beklenmelidir.
ÇAĞRI
İşte bu bakış açısı ile, gelin şu toplumsal geleceğimizi kendi özümüzle yakalamak isteyenlerin ortak perspektifini: Emāneti ehline, liyākati olana emānet etmek ilkesi yapalım, yapalım ki; toplum içerisinde çeşitli nedenlerle görüşlerini, projelerini ortaya koyamayan, kendilerini dışlanmış hisseden, donanım ve kazanımlarını ortak geleceğimize yatırım için değerlendirme şansı verilmeyen, takım çalışmasında düşünce, proje, strateji üretebilecek kapasitede olan değerli her bir bireyimizin ortaya çıkmasını gerçekleyelim ve bu topluma hem bugünü hem de yarınları için fayda sağlayalım!
Memeolojik aktarımın hem önünü açalım hem de önünde engel olmayalım. Doğal şartlarda yaşanması gereken memeolojik aktarımın dahi önüne geçiliyorsa toplumumuzda son yıllarda, sanırım dipten çıkış olasılığını olanağını yakalayacak olan bu toplumun önünde kimse duramayacaktır. Yeter ki geçmişten günümüze kadar taşıdığımız ancak son yıllarda bazı çıkar grupları tarafından kullanımına ambargo konmaya çalışılan, ortak şuurumuz kaderde ve kederde, iyi günde ve kötü günde, beraberlik zamkını sakladığımız memetiğimizde yeniden ortaya çıkaralım. Hepimize düşen görev de bu zamkı bulup ortaya çıkarmak ve kullanmak olmalıdır yarınlarımız için...