BİR ARAŞTIRMA
Farklı ülkelerde yapılan bir karşılaştırmalı araştırmada kullanılan anketteki maddelerden birini aşağıda sizlerle paylaşmak istiyorum. Anket maddesinde yer alan önerme şöyle:
Madde (önerme): 'İnsanlar bugün bildiğimiz haline daha önceki hayvan türlerinin değişerek türemesiyle ulaşmıştır'.
Burada kişilerden istenen, bu maddede yer alan önermenin kendilerine göre doğru mu, yanlış mı ya da bilgileri olmadığını belirtmeleridir. Toplam sütununda maddenin kaç kişiye sorulduğu; doğru, yanlış ve bilmiyorum sütunlarında ise bu maddeye verilen cevapların her birinin cevaplanma yüzdeleri görülmektedir. Sonuç olarak bu önermeye kişiler tarafından verilen yanıtlar ülkelere göre aşağıdaki tabloda verilmiştir (Eurobarometer, 2005):
Ülke Toplam Doğru(%) Yanlış% Bilmiyorum(%)
İzlanda 500 85 7 8
Fransa 1.021 80 12 8
B. Britanya 1.307 79 13 8
Slovakya 1.241 60 29 12
Yunanistan 1.000 55 32 14
Kıbrıs (Güney) 504 46 36 18
Türkiye 1.005 27 51 22
Tablodan da görüldüğü üzere, bu önermenin doğruluğunu %85 ile İzlanda en fazla kabul ederken, en az %27 ile Türkiye olmuş; önermenin yanlış olduğunu bu kez en fazla %51 ile Türkiye belirtirken, en az ise İzlanda %7 ile belirtmiştir. Önermenin doğruluğunu ya da yanlışlığını bilmeyenlerde de yine en yüksek oranla (%22) Türkiye!
“EVRİLEMEZLER”!
Görüyor musunuz sevgili okurlar? İşte, bir gün kendimizi dallanıp budaklanan bir cehaletin ipince asılı bulursak...inanın ki bu hiç de tesadüfî olmayacak!; bu sonuç maalesef ki bizi yiyen, çüreten, her yere kovalayan, dalımıza ve yurdumuza “tünemiş” bu iktidar sahibi hegemonyacı bazı umutsuz vakıaların, yani tabiri caizse “evrilemezlerin” uygulamaları sayesinde olacaktır...
Ve biz, bu “evrilemezlerin” sayısını ve gücünü daha da artırmak için, bu hegemonyacı zihniyetin “emir yumurcakları”nın ve hatta “işbirlikçileri”nin bireysel ve zümresel menfaatleri hilafına ülkemize külliyeler dahi inşa ediyoruz bu çağda!...
Bu külliyeler içerisinde okul öncesi ve anasınıfını da içerecek ilahiyat koleji de yer almakta, arazileri ise vakıflara ait arazilerden yıllığı 100 TL’ye kiralanmaktadır.
Kıbrıs’ın kuzeyinde son dönemlerde giderek artış gösterme eğiliminde olan bu uygulamalar yapılırken gösterilen gerekçe ise daha da bir manidar! Kıbrıslı Türklerin yeterince Müslüman olmadıkları! Bak bak bak!!! Bir toplum bir başka toplumun inançlarını sorgulama ve eleştirme hakkına nasıl haiz olabiliyor anlamak mümkün değil! İnsanın aklı havzalası almıyor bu türden yaptırım boyutuna varan uygulamaları...
DİN ÜZERİNDEN POLİTİKA OLMAZ!
Hiç, dini inançları güçlü olan bir İnsan, Din üstünden kendinin başkalarından daha değerli olduğunu düşünebilir mi?
Eğer gerçek amacı kendisi ile Tanrı arasındaki bağların güçlenmesi ve iyi insan olmanın ötesindeyse düşünebilir! Çünkü bu gibilere göre Din; muhtemelen anlamadan tatmin olmaktır.
Bunlar din ile bilimi sanki birbirinin rakibi olarak görmektedirler. Öyle olmasa Darwin teorisine karşı çıkılmaz, temel eğitim döneminde din eğitimi once mecburi sonra da 4+4+4 sistemi ile 6 yaşlara kadar indirilmezdi Türkiye’de!
Halbuki çağdaş bir eğitimde diğer temel bilgi ve becerilerin yanı sıra evrim teorisi de kusursuz bir biçimde herkese anlatılmalıdır. Fakat bir yerde hata yapıp evrim teorisinin Tanrı’nın yokluğuna kanıt olarak gösterilmesi doğru olmaz.
Zaten, evrim teorisi Tanrı’nın varlığını ne inkar eder, ne teyit eder. Çünkü bilim, doğadaki fenomenleri açıklamakla yükümlüdür.Tanrı ise doğaüstü kozmik bir varlıktır.
Yâni...
Okulda ya da Camide, bir kutsal kitabı sanki bir fen kitabıymış gibi okutmakla dine yapılabilecek en büyük kötülük yapılmış oluyor maalesef.
İncil de, Kur'ân-ı Kerîm de, Tevrat da ve diğer inanışların kitapları da insanlara nasıl inançlı olunacağı, nasıl iyi insan olunabildiği, nasıl ibadet edilebileceği, ve en nihayetinde insanların cennete nasıl gidebilecekleri anlatılmaktadır...Bu dinlerin kutsal kitaplarının varlık sebepleri ne Cennetin veyâ Dünyanın nasıl yaratıldığını göstermek için ne de siyasete bulaşıp yönlendirmek için yazılmamıştır!
YENİ BİR PSİKOLOJİ GEREK
Kıbrıs’ın kuzeyinde artık gelinen bu ve benzeri noktalardan kurtulmak için artık yeni bir psikoloji lâzımdır bizlere.
Şöyle der Nietzsche:
'Ben nerede canlı bir varlık bulduysam, orada kudrete yönelik iradeyi gördüm. Hizmet edenin iradesinde bile efendi olabilme iradesini gözlemledim'.
'Güç İstenci-Kudret İradesi' adıyla öldükten sonra yayımlanan eserinin sonunda ise şöyle der Nietzsche:
'En gizliler! En güçlüler! En korkusuzlar! En yarıgeçemsiler! Bir ışık ister misiniz?
Bu dünyâ kudrete yönelik iradedir.
Bunun dışında hiçbir şey değildir.
Bizzat sizde kudrete yönelik iradesiniz.
Bunun dışında hiçbir şey değilsiniz!'
Yâni...
Ya 'özgür irade' gücü ifade eder ya da hiçbir anlamı yoktur.
İrade, iradedir.
Özgürlük, güçtür.
Dolayısı ile değerli okurlar, “ideolojik” olmakla, ideolojileri kuralları ile uygulamakla bu karşı karşıya bulunduğumuz badireleri atlatmak sanırım artık imkânsızdır!
Çünkü Kıbrıs’ın kuzeyinde bu sure için ideal anlamda çalışabilecek bir ideoloji kalmadı! bunun olasılığı dahi yoktur yaşatıldığımız hegemonyanın baskıları altında ve antidemokratik uygulamalar ekseninde!
Kıbrıs’ın kuzeyinde Psikoloji vardır…
İşte tüm bu nedenlerle ve bu konjonktürde, Kıbrıslı Türklerin var olma ve varlıklarını ve değerlerini geliştirerek ileriye götürmenin önemli bir koşulu; yeni bir 'psikoloji' yaratabilmesidir.
Yeni bir 'psikoloji'nin ise yegâne yolu, değer yaratabilen bir yaratıcılıktan geçer!