Birinci Leymosunlular pikniği

Leymosun 1974 öncesinde de bugün olduğu gibi ister Rumlar ister Türkler için olsun adanın en kozmopolitik şehri olarak gösterilirdi.

Leymosun 1974 öncesinde de bugün olduğu gibi ister Rumlar ister Türkler için olsun adanın en kozmopolitik şehri olarak gösterilirdi.

Birçok yönden “en”leri barındıran Leymosun, en turistik, en canlı, en sol, en çokkültürlü, en hoşgörülü, en eğlenceye düşkün, en yemeği seven, en karma yaşamı barındıran, en az işsizsi olan, futbolda Doğan-Ocak maçları ile en önemli derbinin ev sahibi, okul maçlarında en iddialı ve daha nice “en”lere sahip bir şehrimizdi.

1974 temmuzunda adada yaşanan olaylar sonrasında yapılan 1975 nüfus mübadele antlaşması ile güneyden kuzeye getirilen diğer Kıbrıslı Türkler gibi Leymosunlular da kuzeye taşındılar.
Kuzeye yerleştirilen Leymosunluların sadece bir bölgeye yani Girneye değil, Omorfo ve Mağusaya da dağıtılarak yerleştirildiklerini biliyoruz. Bu yalnızca Leymosunlulara değil, ağırlıkla Baflılara ve İskelelilere de uygulandı ve onlar da kuzeyin farklı farklı bölgelerine yerleştirildiler. Bir arada olmasınlar ve birliklerini güce çeviremesinler diye sanki özellikle dağıtıldılar…

Örneğin Leymosun kasabası başta Girne ve Ayyorgi olmak üzere, Omorfo ve Mağusaya yerleştirilirken, Leymosun köyleri tamamen dağıtılmış ve mesela Malya Prasyoya, Polemitya Omorfoya, Piskobu Zotyaya, Kandu Omorfo ve Mağusaya, Evdim Çatalköye, Aytumave Bladanisya Kondeyaya, Paramal Galopsidaya, Aleftora Pendayaya, Muttayaga Mağusa Girne ve Omorfoya ve benzeri şekilde diğer buraya yazmadığım köyler de adanın farklı bölgelerine dağıtılmıştır…

Böylesine plansız gibi görünen ama aslında içerisinde sosyolojik bir plan olduğu izlenimini bugün daha da pekiştiren 1974 sonrası kuzeye yerleştirme planı Kıbrıslı Türklerin kültürlerini ileriye taşımaları noktasında büyük bir sekte vurmuştur.

Kıbrıslı Türkler özellikle 1955-1974 arasında var olmak ve ülkelerinde kökleriyle birlikte tutunmak, kültürlerini ileriye taşımak için büyük bir mücadele vermişler ve Kıbrıslı Rumlara direnerek tarihin hiçbir döneminde teslim olmamışlardır.

1974 sonrasında kuzeyde toplandıktan sonra özellikle Türkiyeye karşı beslenen gönülden gelen güven duyguları ve sevgi ile geleceklerinin kurgulanması konusunda tam bir edilgen tutum içerisine sokulmuşlar, “ana-yavru” ilişkisi kendilerine ezberletildiği için de “ana”ya karşı gelinmeyaceği ana tarafından da bilindiğinden yavru hep beslenir ve öğretilir duruma sokulmuştur. O dönemlerin Kıbrıslı Türk yönetim anlayışı da tam da bugünkü “emir yumurcakları” UBP hükümetinin genetik ağabeyleri olarak “alan-veren”, “buyuran-uygulayan” anlayışında olduklarından ve ganimet sistemi ile insanların gözlerini boyayarak “nemalandıklarından” dolayı herhangi bir üretken planlama içerisine girmemişler, tam da edilgen pozisyonda olmayı kabul ederek “biz kendimiz bir hiçiz”, “Türkiye olmadan yaşayamayız”, “Rumlar bizi lokma gibi yerler” ve benzeri “hiçlik” politikaları ile Kıbrıslı Türklerin kendilerine olan güvenlerini yerle yeksan etmişlerdir…

1963-1974 arası Kıbrıslı Rumların politikaları sonucunda adadan yaklaşık 9 bin Kıbrıslı Türk göç etmiş ve daha o dönemlerde bu durum Kıbrıslı Türkler arasında endişe yaratır olmuştu azalıyoruz diye. Ancak 1974 sonrasında hepsi tamamen kuzeyde yerleştirilmiş olan Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumların bıraktıkları ekonomiye de sahip olmuşken, 180 bin Kıbrıslı Rumun terk etmek durumunda kaldığı yerlere 50 bin Kıbrıslı Türk yerleştirilmişken sormak lazımdır şimdi neden hala Kıbrıslı Türkler adadan hem de eskiye kıyasla manidar bir artış göstererek göç etmek durumunda kalmıştır ve bu halen de neden devam etmektedir? Neredeyse Makariyosun zamanında başaramadığını şimdi “emir yumurcakları” ve onların “emir komutanları” başarmak üzeredirler! Bu ne yaman çelişkidir!

Dün birinci Leymosunlular pikniğine katıldım ben de ve bu duygu ve düşüncelerle doldu kafamın içi. 38 yıldır görmediğim Leymosunluları görme şansım oldu. Müthiş bir coşku vardı herkesin içerisinde. Bu salt bir şoven hareket olarak algılanmasın sakın.

Tam da “kendi çekirdek kültürüne sahip olmayan insanlar başka kültürleri tanıyıp onlarla kucaklaşamaz ve dünyalı olamazlar” fikrinden hareketle yaşanan tamamen kendi kültürüne sahip çıkmak ve yaşatmak hareketiydi diyebilirim… Bu son yıllarda yaşanan kültür erozyonuna karşı bir sessiz direniş gibiydi…Birinci Leymosunlular Buluşmasının Kıbrıslı Türkler arasında var olan kendi toplumsal değerlerine sahip çıkma ve toplumun varlığını ileriye taşıma güdüsü ile olduğunu ve Kıbrıslı Türklerin artık edilgen olmaktan gerçekten bıktığını gösteren bir etkinlikti diye düşünüyorum…

Bu organizasyonu düzenleyen, katkı koyan ve buluşmaya gelerek etkinliğin gerçekleşmesini güzelleştiren herkese sonsuz teşekkürler…

Bu haber 149 defa okunmuştur

:

:

:

: