DÖNÜŞÜM
Küresel ekonomi, dünyayı açık ve herkese yönelik bir pazar olarak düzenlerken, geçmişteki ekonomik anlayışlar da bugünün gereklerine göre dönüşüm yaşamaktadır.
Kuşkusuz ki bu gelişmeler, ilerlemiş toplumları daha da ileri düzeye taşırken, geri kalmış toplumlar anlamında da var olan uçurumu ve sorunları da derinleştirmiştir.
Bilginin işlenme düzeyindeki nitelik ile bu bilgi birikimlerinin topluma yansımasındaki kalite, toplumların gelecekteki varlık düzeylerini de etkilemektedir.
EĞİTİM
Eğitim, her birey ve toplum için özel önem taşıyan bir süreçtir. Çünkü eğitim, bireyin ve toplumun geçmişine, bugününe, geldiği yere/gösterdiği gelişime bakarak geleceği kurmaya olanak sağlamaktadır.
Eğitimin bünyesi canlı bir mekanizma olarak ele alınırsa, zaman içindeki gelişmelere koşut olarak eğitsel yapılanışlar ve anlayışlar da güncellenme gereksinimi gösterecektir.
Ayrıca eğitimin metalaşması, küreselleşme ile yaşanan değişim/dönüşüm süreçlerinde en çok eleştiri alan en çok dikkat çeken noktadır. Bu bağlamda, satın alma gücü, eğitimde kaliteyi satın alabilmekte; eğitim hizmetlerini çeşitlendirebilmekte ve bireysel gelişim anlamında kişilere, çok farklı ve çok çeşitli seçenekler sunabilmektedir. Satın alma gücü olmayanlar ile satın alma gücü az olan bireyler için devlet desteği gerekmektedir. Ancak devlet sektörü küresel ekonominin yaşattığı değişim gereği, bu desteği kısmî olarak sunabilmektedir. Bu nedenle devletin bütçesinden eğitime ayırdığı ekonomik katkı payı artırılmıştır.
DEĞİŞİM
Küreselleşme ile beraber yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler, dünyada var olan değişik toplumları/toplulukları, farklı sosyal ve kültürel gereksinimleri, yeni yaşamları, özgün gelenekleri, farklı alışkanlıkları, farklı algılayışları, günlük yaşamımıza taşımıştır.
Dünyadaki yaşam giderek çeşitlenen, farklılaşan bir yaşama doğru yön değiştirmektedir. Bu dönüşüm süreci bir anlamda çevresel belirsizliğe neden olmaktadır çünkü günümüzde coğrafî sınırlar görece hâle gelmiştir. Bu bağlamda dengeyi sağlayarak toplumun değerlerini dönüşüm sürecinin bilinciyle korumak, eğitimin içrel misyonudur.
Eğitim programlarının bu temel hedef bazında yeniden ele alınmaları gereklidir. Çünkü eğitim programlarının, insanların birbirini, toplumların özelliklerini daha nesnel tanımalarını destekleyen, birbirlerini öğrenmeye çalışan bu karşılıklı süreçte ön yargısız olmaya önem veren, farklılıklara saygılı olmanın, ayrımları (biz/onlar) azaltabileceğini ön gören biçimde düzenlenmesi; işlevsel ve performansı yüksek olması sağlanabilir.
NASIL BİR İNSAN?
Gelinen bu noktada, gelişmeleri sorgulayan, araştırma yapabilen, teknik yetkinliğe sahip, hızlı algılayıp, sorun çözebilen bireylere gereksinim vardır.
Küreselleşme ile beraber yerelleşmeyi ve yereli, küresel süreçlerle uyumlu ve işlevsel hâlde kaynaştırıp bütünleştirebilmek önemle üzerinde durulması gereken bir konudur.
Küryerel olarak adlandırılan bu olgu, öncelikle eğitim ve toplumsal diğer yapılanışlardaki değişim/dönüşüm süreçlerinde, küreselleşmenin olumsuz sayılabilecek kimi etkilerini azaltabilir.
KÜRYEREL YAPILANIŞLARDA EĞİTİM
Bu zorlu süreçte başarılı olabilmenin ve birey olarak/toplum olarak/ulus olarak ayakta kalabilmenin yolu, günümüzde, eğitimin yalnızca okulda verilmediğinin, eğitimde mekân sınırlamasının kalktığının bilincinde olarak, çağın koşullarının farkında ve fırsatlardan yararlanmak isteyen, hedeflerini belirlemiş küryerel yapılanışları özümsemiş bireylerin yetiştirilmesidir.
Unutulmamalıdır ki fizikî mesafelerin kapanması, insanlar arası iletişimin salt araçlarla gerçekleşir olması, ruhsal, duygusal ve benlik gelişimleri açısından insan yapısına çok da uygun değildir. Bu durum ilerleyen zamanda daha derin sosyal zedelenmelere yol açabilir.
Küreselleşmenin getirisi olarak nüfus çeşitlenmesi, okullarda görev yapan eğitimcilerin, öğretmenlerin, yöneticilerin çok kültürlü, farklı sosyo-kültürel yapıları tanıyabilen, dengeleri koruyarak kültürler arası iletişimi sağlayabilen köprü özellikleri gösterebilen, deneyimli ve bilgili olmalarını gerektirecektir. Çünkü bu yeni sistemin amacı sadece diploması olan eleman yetiştirmek değildir. Bu yeni sistem, birbirini her düzeyde anlayabilen, bilgi ile sorunların ve bilinmezliklerin üstesinden gelmeye çalışabilen, ekip olarak çalışabilme ruhu kazanmış, bilgiyi edinebilme yollarının farkında olan bireyleri topluma kazandırma hedefindedir.