Bebek, ağlayarak annesine veya bakıcısına karnının acıktığını duyurur.
Annesinden ya da biberondan gelen sütle bebek doyar ve uykuya dalar.
Peki, süt gelmezse ne olur?
Daha şiddetli ağlar.
Yine gelmezse, bebek sütün kokusunu, görüntüsünü hayal etmeye başlar.
Baş parmağınıkeşfederek meme emer gibi yaparak yine uykuya dalar.
Kendini geçici olsa da doyurur...
Buna,'ARZUNUN HALLÜGGİNATUAR DOYUMU '; diğer bir deyişle 'KISA SÜRELİ HEZEYAN'denir.
Yani, arzu duyulan nesne ve doyuma ilişkin algıyı tam olarak yaratma durumu!
Bedenin duyduğu açlık gerçekte giderilmez ama temsili bir dış gerçekliğin sağladığı huzurla doyuma ulaşılır.
Freud,'ARZUNUN HAYAL GÜCÜYLE DOYURULMASI' kavramını bu şekilde tanımlar.
CTP'NİN GÜCÜ
Yeni bir sistem kurmak bilgiyi bağlaşık bir bütünlük ve tutarlı bir gerçeklik görüşü içinde birleştirmeyi gerektirir. Bunun için toplumun kendi öncüllerini gözden geçirip, bu yöndeki entelektüel inisiyatifi ve sorumluluğu sırtlamanız, ve ardından da, insanların sığınacakları bir dünya görüşünü bu topluma sunmanız gerekir.
İşte CTP'nin gücü kuracağı bu akıl olmalıdır.
Duygular, sezgiler, esinler değil...
Kuramsal bir temelden yoksun eylemler bebeğin başparmağını emmesine benzeyecektir.
Düşünce insan hayatındaki en önemli güçtür.
Politikayla ve ekonomiyle başa çıkmak için toplumun finanse edip, destek çıkacağı temel meseleleri ve ilkeleri somut olarak keşfetme ihtiyacı vardır.
Tercihler apaçık ortadadır:
Ya özgürlük, adalet, ilerleme;
Ya da gelenekçiliğin ve statükonun temsilciliği .
YAKLAŞAN CTP KURULTAYI
Gerçeklerin bizlerden taraf olabilmesi için;
'asgari müşterek' üzerinden anlaşabileceğimiz yeni bir hayat felsefesini tanımlama, yorumlama, kabul etme ve savunabilme önkoşulu vardır.
CTP 'liler kurultaya bu anlayışlar ve yorumlamalar üzerinden bakmalıdır.
CTP'yi kimsenin 'YALANCI MEME' durumuna sokmasına ve toplumu hayal gücü ile doyurmasına hakkı yoktur.
Duygular idrakın aracı değildir.
Adaylar anlaşılır kuramsal bir çatının rehberliğini yapmalıdır.
Ve...
CTP adaylarına yakışan da budur.