Felsefi derinlik, düşünce, birikim ve toplumsal gelenekleri taşıyan donanımımız mı bize yol göstermeli, yoksa şimdiye kadar sadece ağırlıkla bunalım üretmiş bir bakış açısı mı bizim dertlerimize derman olmalı?
Sıra kendimize 'kaderimizi' belirleyecek asıl soruyu sormaya geldi:
Felsefi derinlik, düşünce, birikim ve toplumsal gelenekleri taşıyan donanımımız mı bize yol göstermeli, yoksa şimdiye kadar sadece ağırlıkla bunalım üretmiş bir bakış açısı mı bizim dertlerimize derman olmalı?
VERİMLİLİK
Bence, özellikle tekelleşmiş sermayenin güdümüne girmeden, kendi irademizin tecelli etmesini sağlayacak bir model üzerinde kafa yormalıyız.
Değişim ve reformla özdeşleştirilen 'liberal alternatifler' yerine, verimlilik üzerinden hedefler belirlenip verimsizce dağıtılan kaynaklar, verimli kullanılabilinecek hedefler üzerinden yeniden dağıtılmalıdır.
HALK SEKTÖRLERİ
Dome Otel örneğinde olduğu gibi, mükemmel çalışan 'Halk Sektörleri' tanımlanmalı, işlenmeli, çoğaltılmalı ve beslenmelidir.
Elektrik Kurumu bu şeklinde yeni bir çehre yeni bir anlayışla 'Halk Sektörü' olarak kurgulanmalı ve desteklenmelidir.
Kısacası siyasi yaklaşımlar iktidarın asıl sahibi halkın yararına netice üretecek çıkış noktaları üretmelidir.
Yoksa böyle sorunlu iktidar tekeline yakın bir siyasi modelle,bürokratif otoriteyle, ahengin sağlanacağını ummak; neredeyse yeryüzü cennetinin kurulacağını vehmeden bir iyimserlik olur...
IZDIRAP !...
Toplumun son dört yıldır çektiği 'ızdırap' bu seçimlerde çok önemli bir rol oynayacak.
Çünkü ızdırap doğru bir şekilde ele alındığında, bir arınma vasıtasıdır da...
BEYHUDELİK
Iztırap ve sıkıntı, bir açıdan hayatın gerçek gayesi için çalışır;
Nasıl ki hasta birisi uzun ve acı verici bir tedaviyi kabul eder ve acının iyleşmenin bir parçası olduğunu bilirse, tecrübe ettiğimiz sürekli aldanış ve hayal kırıklığı, deyiş yerinde ise, bize olmakta olanın 'beyhudeliğini' sezdirmeyi amaçlar...
Bu beyhudeliği sanırım toplumun çok büyük bir kesimi sezmiştir artık.
SORUN HEM İDEOLOJİK HEM DE ETİKTİR
Önce;
Bu beyhudeliğin, bu toplumun kültürünü üreten güçlerle yer değiştirmesi lazım !
Sonra;
Bu düzeni üreten rakip güçlerle kıyasıya mücadele etmek gerekir.
Çünkü;
Artık sorun hem ideolojik, hem de etiktir.
Kıbrıs Türkü'nün var olma amacı daha fazla para, statü ve 'cinsellik' olamaz..!
Televizyonlarda büyütülmek olamaz..!
Televole kültürüyle 'çılgın' bir eğlenceyi hedeflemek, toplumun paylaştığı ortak bir eğilim olamaz..!
VATAN YAHUT PAZAR !
Bizim 'vatan' dediğimiz yer bazı insanların kendi çıkarlarının döne döne inşa edildiği bir 'pazar' değildir.
Bu son dönemlerde yükseltilen ve dayatılan değerler bize ait değildir.
Biz bu var olan değerlerin dışına çıkıp, yeni değerler yaratmak için iktidara sahip çıkmalıyız.
GÜÇ, DEĞER VE PLÂN
Toplumdan oy istemek; toplumdan güç isteme istencidir!
Peki;
Nerede kullanacaksınız bu gücü?
Ortada değer olarak gördüğünüz nedir?
Toplum artık bunları bilerek seçim yapmak istiyor...
Kalkınma Plan'larıyla işin matematiğini de ortaya döken yaklaşımlar istiyor...
İNSANİ DEĞERLER İÇİN
Ortada tek bir değer var zaten:
O da insandır, insan...
Kalıplarımızı buna göre ayarlamamız gerekiyor.
Temsil ettiğimiz şey insani değerler olmalı.