Değişimin ustası mı, yoksa kurbanı mı olacağız?

'...Şu evrende yararımıza işleyen fizik ve astronomi kurallarına bir bakın!.. Sanki bizim geleceğimizi önceden biliyor gibi göründüğünü fark edersiniz...' Freeman Dyson DEĞİŞİMDEN GİZLENEMEYİZ



'...Şu evrende yararımıza işleyen fizik ve astronomi kurallarına bir bakın!..
Sanki bizim geleceğimizi önceden biliyor gibi göründüğünü fark edersiniz...'
Freeman Dyson
DEĞİŞİMDEN GİZLENEMEYİZ

Evrim desenlerde inşa edilir. Hammaddelerini bu desenlerden sağlar. Neyin işe yarayıp yaramadığını tecrübe eder; tutan şeyleri alır ve bunun üzerine inşa eder.

Her birimiz yaşamlarımız süresince çeşitli olay ve kişiler vasıtası ile, yaşamlarımızın bazı dönemlerinde, istesek de istemesek de, değişimden gizlenemeyiz, kaçamayız.

Bu buluşmayı önlemek imkansızdır, bu yüzden esas önemli olan:
Değişimin ustası mı yoksa kurbanı mı olacağımızdır...

İNSANİ GELİŞME ENDEKSİ

Bugün, ülkemizdeki sözde 'değişimin mimarları', sanayi dönemi mantığıyla hareket ederek;

'Eski ekonomi' kavramı ile, KKTC'de, 21. yüz yılda içerisinde yaşadığımız bilgi çağında, sözde sosyal adalet ve refah üretecekleri bir özelleştirme faaliyeti sürdürüyorlar...

Halâ bugün, temel parametre olarak değişken ve gösterge boyutundaki fotoğrafı, gelişmenin, refahın, kaliteli yaşamın ve evrensel boyutta insan olmanın resmini, yalnızca Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) ile hesaplamaktalar!..

Peki ya!, İnsanî Gelişme Endeksi ( İGE (Human Development Index) ) ne durumda acaba ülkemizde ?

İnsani değerleri, kalkınma ve gelişme endekslerini neden kullanmıyorlar ve hesaplayıp, açıklamıyorlar?

'Mandırada eğitim ve yaşam düzeyi' ölçüm ve diğer gelişme göstergeleri; onlar ne durumda?

Ortalama yaşam süresi ne durumda?

Bilgi, ölçümü?

Yaşam düzeyi?

Giderek artan kanser vakıaları?

Göçler?

Ülkedeki fakirliği de 'Beşeri Fakirlik Dağılımı' metoduyla ölçüyor musunuz?


DEĞİŞİMİN USTASI OLMAYA BAŞLAMALIYIZ...

Sosyolojik olarak, altta kalmışlıkta dünyada en öne doğru yürümeye başlatıldık.

Yani, sondan birinciliğe doğru yarışıyoruz!

Yaşamlarımız 'çalınıyor.'

Aslında insani gelişme endekslerine göre, ve en basitinden, insanın en temel ihtiyaçlarının karşılanması düşünüldüğünde, galiba da dünyalı olarak da insani olarak da yaşamıyoruz!

En temel insan ihtiyaçlarına ulaşamıyor ve insani haklarımızdan mahrum bırakılıyoruz...

Toplumsal varlık ve değerlerimiz paketlerdeki doktrin anlayışı ile bir bir elimizden alınıyor...

Hiç olmazsa, tam da şimdi, Telefon ve Elektrik Dairelerimize sahip çıkalım.

Çünkü telefon ve elektriğimiz olduğu sürece, küresel çağa uygun bir üretim yapabilme kabiliyetimiz var demektir. Ülkemizde uygulanan paketler toplumun genel gelişmişlik düzeyiyle ve bu düzeye bir katkı arasında hiç bir irtibat yoktur.

Elektrik ve Telefon, yani bilgisayar altyapısının olduğu yerde, üretim kendi ülkemizin sınırlarını aşabilir... bu teknolojiyi kullanarak, mandıradan çıkıp, 'Eski Ekonomi 'yerine Üretim şeklimizi değiştirebilir, eğitim sistemimizi bu üretim şekline göre modelleyebilir ve yeni yapısal değişimler kurgulayabiliriz. Tüm bunları projelendirecek donanımlı ve yaratıcı insan kaynağına da sahibiz...

Bu bakımdan, Telefon ve Elektrik Kurumlarının, bilgi toplumu olmak ile bilgi ekonomisine dönüşmek arasında yakından bir ilişkisi söz konusudur.

Özcesi, yıllar yılıdır ülkemizde var edilen KÖTÜ KURALLAR YERİNE, İYİ VE ÇALIŞABİLİR KURALLAR getirmeliyiz yaşamın her alanında... Bunun için de toplum olarak artık popülizmden çift taraflı kurtulmak ve bu iyi kuralları getirecek olan siyasi parti etrafında örgütlenmek gereklidir...
Son günlerde yapılan seçimlere katılmayalım çağrıları ise tamamen kötü kuralları koyan ve son yıllarda ülkemizi tarumar edenlerin ekmeğine bal sürmektedir...
Haydi sandığa...

Bu haber 172 defa okunmuştur

:

:

:

: