Küreselleşme ve eğitim (8,…)

Eğitim örgütleri, toplumdaki tüm örgütlerin önünde yer alarak, küreselleşen dünyada topluma yön ve şekil vermek zorundadır.

Eğitim örgütleri, toplumdaki tüm örgütlerin önünde yer alarak, küreselleşen dünyada topluma yön ve şekil vermek zorundadır.
Küreselleşen dünyanın gereklerini karşilayabilmede başarılı olabilmek için eğitim açısından göz önünde bulundurulması gereken önemli ögeler vardır.
Her dönemde eğitim sistemi, okul yoluyla toplumun kültür mirasının aktarılması, çocugun toplumsallaşması, topluma birlik ve dayanışma ruhu verme, yenilikçi ve değişmeyi sağlayıcı eleman yetiştirme gibi işlevleri yerine getirmiştir. Bunu başarabilmek için eğitimin kendisini yeniliğe taşiması, okulun da bu süreçte düzenleyici ve uyumlamayıcı bir kurum olması gerekmiştir.
Yenilikler, okul ve ögrenme ortamlarının yapısında değişimi zorunlu kılmaktadır. Eğitim kurumları olarak okullar, sürekli yeniliğe açık, bilginin üretildigi, kullanıldığı ve geliştirildiği, takım çalismasi ile insana güven sağlayan, günün her saatinde kullanıma açık, toplumun yeni bilgi ihtiyaçlarının karşilandığı, ögrencide özgün ve yaratıcı düşünceyi geliştirmeyi amaçlayan çok işlevli bir yapıda olmak zorundadır. Yeni okul kültüründe en belirgin özellik, takım hâlinde çalisma ve ögrenmedir. Bireylerin sürekli ögrenme arzusu içinde olmaları, yüksek motivasyon ve yüksek performansla çalismalari takım hâlinde ögrenme ve başarının ön koşullarıdır.

Bugün artık çok sayıda okulun yeni reformların gerektirdiği ögrenme türünü üretemedigi ileri sürülmektedir.
Gerekli ögrenmeyi üretememe, okulların bunu istememelerinden çok, bunu nasıl yapacaklarını bilememelerinden kaynaklanmaktadır. Bu yüzden okulların yeniden yapılandırılmasına duyulan gereksinim giderek artmaktadır.
Bu, okulun hem ögrenci hem de ögretmen için gerçek anlamda bir ögrenen okul olması demektir. Ögrenen okul düşüncesi, güç ve otoritenin tek elde toplanmadığı, okula ilişkin karar alma yetkisinin başta okul yöneticileri ve ögretmenler olmak üzere, aileler, ögrenciler ve toplum üyeleri arasında dengeli dağıtıldığı bir süreçle yaratılabilir.
Bu süreçte ayrıca standartlaştırılmış uyum yerine, farklılıklar desteklenir ve etkili biçimde yönetilir.
Okulun işlevleri sadece bunlarla sınırlı değildir.
Ekonomik işlev önceki dönemlerde olduğu gibi bugün de okulun önemli işlevlerinden biri olarak öne çikmaktadir. Ekonomik gereksinmeler insan kaynaklarının etkili kullanımını ve tüm gençliğin iş yaşamına hazır hâle getirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Bilgi-teknoloji yoğun bir toplumda yaşayabilmek, daha iyi çalisma olanaklarına kavuşmak yeni dönemde gençliğin en önemli hedefleri arasında yer alacaktır. Eğitilmiş genç nüfusa bu olanakları sunma işlevi okullara yüklenmiş durumdadır. Çevrede meydana gelen değişikliklere duyarlı, gerekli kararları hızlı ve doğru biçimde alabilen, değişimin gereklerini en kısa zamanda programlara yansıtabilen bir okul kimliği geliştirmek temel ihtiyaç hâline gelmiştir.
İşe girmede aranan koşulların gittikçe daha özel ve uzmanlık gerektirecek bilgi ve becerilere dayanması, okulun görevlerinin çesitlenerek artmasını, okuldaki eğitimin gelişen ve değişen teknolojiye ayak uyduracak biçimde daha sistemli, açık ve kesintisiz yapılmasını zorunlu hâle getirmiştir.
Görüldüğü gibi sınıfta, ögretmene bağımlı, ezberci ve edilgen ögrenme yöntemleri geçerliliğini hızla yitirmektedir. Kişisel araştırma yapabilme yetkinliğine sahip, nasıl ve nereden ögrenebilecegini algılamış bireyler günlük yaşamda hızla ön plâna çikmaktadir.
Küreselleşme, eğitim sistemleri içindeki ögrenme yöntemlerinden ziyade ögrenme süreçlerinin izlediği yolları, metotları değiştirmiştir. Basit gibi görünen bu değişimler ise hâlen devam eden bu süreç kapsamında çok önemli ve çok yönlü küresel dönüşümlere, çok önemli ve çok yönlü sonuçlara neden olmuştur/olmaktadır.


Alışılmış biçimiyle okuldaki ögretim, çogunlukla bir dizi bilginin ögrenciye aktarılması ve bunların ezberlenmesi ile sınırlı kalmaktadır.
Program, ögrencilerin düşünme ve problem çözme yeteneklerini geliştirici içerik taşimamaktadır.
Düşünme yeteneği gelişmeyen bir ögrencinin en büyük zihinsel etkinliği, depoladığı bilgiyi geri çagirmak, ancak bu bilgiyi nasıl ve nerede kullanacağını bilememekten ibaret olacaktır.
Oysa bilgi çaginda “bilgili” olmanın anlamı, ögrenme kapasitesini geliştirmek, bilgiyi kullanabilmek, yeni beceriler kazanmak ve bunu sürekli bir davranışa dönüştürmektir.
Öte yandan, iş yaşamında aranan becerileri kazandıracak eğitim hizmetinin tüm ögrenenlere sunulması için farklı program düzenlemeleri ve yöntemlerinin uygulamaya konulması da bir başka gerekliliktir.
Bunun için ögretimde yer, zaman ve yöntem kısıtlamalarının ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Küreselleşen dünyada, kişisel güvence ünitesi, sanayi toplumunda olduğu gibi zaman zaman bireyin kimliğinin önüne geçirilen meslekler ve ticaret değil, eğitimdir. Doğru yönetilen bir eğitim, küreselleşen dünyada kişisel güvencenin teminatı olacaktır.
Doğru eğitimden kasıt, çaga ve değişimin genel talep ve standartlarına uygun olan eğitimdir. Elbette ki ulkenin ihtiyaclari dikkate alinarak ve kesinlikle gozardi edilmeyerek…
Yarın devam edecek…
Bu haber 55 defa okunmuştur

:

:

:

: