Yaşam boyu eğitim ve öğrenme (2,..)

Salı günkü yazımda Yaşamboyu eğitim ve öğrenme konu başlıklı diziye giriş yapmıştık.

Salı günkü yazımda Yaşamboyu eğitim ve öğrenme konu başlıklı diziye giriş yapmıştık. Bu konu günümüzde tüm ülkeler için en önemle üzerinde durulması gereken konuların başında gelmektedir. Bunun nedenlerinin en başında ise toplumların dönüştürülmesi projeleri ve yaşamın hemen her alanında meydana gelen inanılmaz değişimler ve teknolojik yeniliklerin toplumları ve ekonomileri derinden etkilemesi gelmektedir. Bugün bu konuya devam edeceğiz.
Yaşamboyu öğrenim, kişisel ve sosyal amaçlı öğrenimin yanı sıra çalışma amaçlı öğrenimi de kapsamakta ve resmî eğitim sistemlerine ilişkin pek çok alanda yer almaktadır.
Yaşamboyu öğrenim, insana ve bilgiye daha çok yatırım yapma, dijital okuma yazma da dâhil olmak üzere temel bilgi ve becerilerin kazanılmasını teşvik etme, esnek ve yenilikçi öğrenme fırsatlarını genişletme anlamına gelmektedir.

Yaşamboyu öğrenim paradigması ilk olarak AB’ye üye ülkeler yüksek eğitim bakanlarının 1999 yılında Budapeşte’de yaptıkları bir toplantıda dile getirilmiştir. Avrupa Eğitim Evi, Eğitim ve Ekonomi-Yeni Bir Ortaklık başlığını taşıyan bildirgede yaşamboyu öğrenmenin önemi şu şekilde vurgulanmıştır: “Yaşamboyu öğrenme süreci yaklaşımını uygulamak, bir işte çalışma ve öğrenme arasında yakın bir ilişkiyi, bu da eğitim ile iş hayatı arasında daha yakın bir ilişkiyi gerektirir. Bu nedenle, sürekli eğitime, başlangıç eğitimi ve öğretimiyle ilgili olarak daha fazla ağırlık verilmelidir. Eğitim kurumları ve firmalar, ortaklığa dayalı işbirliği içinde öğrenme örgütleri olmalıdır.”
Günümüzde her kademe ve yaştaki bireyin, bir biçimde ekonomiye katkısının olması beklenmektedir.
Diğer ülkelerle sağlanan iletişimlerde sosyal farklılıkları en aza indirici politikaları her alanda fonksiyonel olarak uygulamaya koymaya gereksinme vardır.
İnsan gücü profili bilgi çağı toplumlarında değişmiştir. Bilgi toplumları, yaşam boyu öğrenme becerilerine sahip bireylere gereksinim duymaktadırlar. Bu bireylerin yetiştirilmesi ise artık yalnızca formel eğitim döneminde okullarda edinilen bilgi ve becerilerle sınırlı kalmamalıdır.
Bilişim teknolojilerinin yaygınlaşması ile vasıflı iş gücüne, teknoloji kullanımı, bakım, onarım ve alanda üretim gibi pek çok nitelik de eklenmiştir.
Çağımızda, şimdiye kadar edinilmiş, öğrenilmiş ve kullanılmış kavramları yeniden tanımlamak gerekmektedir. Örneğin; okuryazarlık kavramı, geçmiş için metin ve sayısal okur-yazarlıkla sınırlı iken şimdi bu kavramı yeniden tanımlamak gerekmektedir. Okur-yazarlık denince, günümüzde metin okur-yazarlığı, doküman okur-yazarlığı, bilgi okur-yazarlığı, sayısal okur-yazarlık, bilimsel okur-yazarlık, teknolojik okur-yazarlık da anlaşılmaktadır.
Ayrıca bilgi çağı, bireysel rehberlik, farkına varmadan öğrenme, bilgiyi bilme ve kullanma, en önemlisi de bilgiye ulaşmayı ve öğrenmeyi öğrenmek gibi kavramları da beraberinde getirmiştir.
Öğrenmeyi öğrenmek nasıl gerçekleştirilebilir?
Bunu genel olarak şöyle sıralamak olasıdır:
• Kaynak taramayı bilme;
• Çeşitli kaynaklardan bilgiye ulaşabilme;
• Bilginin hangi alanda kullanılabileceğini ön görebilme;
• Bilgiyi, ilgili araştırma sürecinde, problem çözme, karar verme ve plânlama amacıyla kullanabilme;
• Bilgiyi aktif ve işlevsel olarak farklı alanlara güncelleyebilme; Bilgiyi günlük yaşamda kullanabilme;
• Bilişim teknolojilerinin bilgiye erişebilmede bir araç olarak kullanılabileceğini bilerek bilinçle kullanabilme yetkinliğine ulaşabilmektir.
Bilindiği gibi küreselleşmeyle birlikte iş alanlarının dağılımı da değişmektedir ve beceri sahibi olmadan iş sahibi olunamamaktadır. Günümüzde, süregelen iş geleneği değişmiştir. Çalışma yaşamı ve standartları, yapısal değişim geçirmiştir/geçirmektedir. Bu aşamada çözülmesi gereken çok ve çeşitli problemler bulunmaktadır.
Bu problemleri ve çözüm önerilerini, ayrıca da yaşamboyu öğrenmenin kapsadığı alanları tartışmaya Cumartesi günkü yazımızda devam edeceğiz.
Kalın sağlıcakla, dostlukla ve sevgiyle...
Bu haber 57 defa okunmuştur

:

:

:

: