Medya siyaset ilişkisi

Akademi ESKAD’ın bu haftaki konuğu olan gazeteci yazar Mustafa Karaalioğlu, genç iletişimcilere medya ve siyaset arasındaki ilişkiyi anlattı.

Akademi ESKAD’ın bu haftaki konuğu olan gazeteci yazar Mustafa Karaalioğlu, genç iletişimcilere medya ve siyaset arasındaki ilişkiyi anlattı.

Recep Usun

Evrensel Kardeşlik Derneği (ESKAD)’ın dün 4’üncüsünü düzenlediği ‘Farkındalık Semineri ve Sertifika Programı’ adı altındaki konferansına Star Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni ve Star Medya Grubu'nun İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karaalioğlu konuşmacı olarak katıldı. KKTC’de bulunmaktan memnunluk duyduğunu açıklayan Karaalioğlu, konferansı düzenleyenlere teşekkür ederek, dünya gündeminde çok önemli bir yere sahip olan KKTC’de iletişim konulu bir seminer düzenlenmesinin çok güzel bir olay olduğunu kaydetti. Medya- Susurluk, Medya- Ergenekon ve KKTC’deki medya hakkında çarpıcı açıklamalarda bulunan Karaalioğlu, 4’ncü kuvvet gücünde olan medyanın zaman zaman 1’inci kuvvet olabildiğini söyledi.

Çoğu gazete zararda
Medya ve siyaset arasındaki ilişkiden bahseden Karaalioğlu, medyanın yasama yürütme ve yargıdan sonra 4’ncü büyük güç olduğunu söyledi. Bir ülkede demokrasiden söz edilebilmesi için medyanın özgür olması gerektiğinin altına çizen Mustafa Karaalioğlu, aksi durumların yaşandığı ülkelerde demokrasinin yaşandığından söz etmenin mümkün olmadığını kaydetti.
Türkiye medyasının çok zengin bir medya olduğunu, 14 tane haber kanalının ve 35 tane gazetenin bulunduğunu belirten Karaalioğlu, KKTC’nin de Türkiye gibi zengin bir medyaya sahip olduğunu söyledi. Bu durumun toplumun medyaya olan ilgisinin göstergesi olduğunu savunan Karaalioğlu, Türkiye’de birçok gazetenin zarara uğradığını fakat ona rağmen bütün gazetelerin her gün yayınlandığını belirtti.


Medya 28 Şubat’ı gerçekleştirdi
4’ncü kuvvet gücünde olan medyanın zaman zaman 1’inci kuvvet olabildiğini açıklayan Karaalioğlu, Türkiye’nin bunu dönem dönem yaşadığını ve buna örnek olarak da Türkiye’de yaşanan 28 Şubat sürecini verebileceğini söyledi. 28 Şubat’ın, dönemin iktidarından rahatsız olan kişilerin, siyasi partilerin ve bazı sivil toplum örgütlerinin medya ile ortak bir çaba sarf ederek gerçekleştirdikleri bir darbe olduğunu belirten Karaalioğlu, daha sonraki dönemlerde de bu tür olayları gerçekleştirilmeye çalışıldığını fakat başarısız olunduğunu kaydetti.

Birçok gazete zararda
Ülkede çok sayıda medyanın olmasının avantajları da olduğunu belirten Karaalioğlu, rekabet arttıkça araştırma yöntemlerinin de arttığını ve bununla birlikte ortada gizli bir durumun yaşanma ihtimalinin azaldığını söyledi. 28 Şubat sürecinden sonra aynı olayları ülkeye yaşatmak için girişimlerde bulunulmak istenildiğini fakat bazı iyi niyetli medyalar sayesinde başarısız kalındığını söyleyen Karaalioğlu, bu tür çirkin girişimlere ortak olan medyaların gerçek medya olmadığının altını çizdi. Bu tür girişimlerin Türkiye’de çok yaşandığı için Türk toplumunun medyaya karşı çok fazla güvencesinin kalmadığını da söyleyen Karaalioğlu, Türkiye’de ki medyanın son zamanlarda asli görevinin dışında iş yaptığını, bu nedenle Türkiye’de çok fazla gazetenin okunmadığını ve birçoğunun zarar ettiğini kaydetti.

Susurluk’taki tutum ‘doğru’
Türk medyasında övünülebilecek işlerinde yapıldığını kaydeden Karaalioğlu, örnek olarak Susurluk kazasını verdi. Karaalioğlu, “Bu kaza sırasında devletin içinde varolan derin devleti dışarıya çıkarmayı başaran o günün medyası övünebilecek işler yaptı” dedi. O zamanki devletin öz eleştiriye hazır olmadığı için olayın bir anda kapatılmasını istediğini söyleyen Karaalioğlu, o günkü medyanın olayın üstüne giderek, olayın daha fazla aydınlanması için çok büyük girişimlerde bulunduğunu açıkladı. Şu an da gündemde olan Ergenekon davasının susurluk davasına nazaran daha büyük bir dava olduğunu söyleyen Karaalioğlu, “Susurluk davasının aydınlanması için bu kadar mücadele eden medyanın, Ergenekon davası için aynı tutumu göstermiyor” dedi

Ergenekon ve medya
Susurluk kazası sırasında medyanın yaptığı olayın demokrasiye çok güzel bir örnek olduğunu, aynı medyanın 28 Şubat ve Ergenekon davalarında sergilediği durumun ise demokrasi ile hiç bağdaşmadığını söyleyen Karaalioğlu, “Hiçbir demokrasi Türk medyasına dayanamaz” sözünü hatırlattı. Gazetelerde siyasi görüşlerin olması gerektiğini belirten Karaalioğlu, bunun yadırganacak bir durum olmadığını, gazetenin vicdan, hukuk ve etik duygularından yoksun kalmış ise yadırganması gerektiğini söyledi. Karaalioğlu, “Türk basınında bu durum yaşandığı içinde gazeteler halk karşısında güvenini kaybetmiştir” dedi.
Medyada, sadece teknolojik alanda değişiklikler yaşandığını, düşünce yapısı bakımından hiçbir değişime uğramadığını kaydeden Karaalioğlu, basının, değişime en dirençli kurum olduğunu dile getirdi. Türkiye’de Türk Silahlı Kuvvetlerin dahi değişim yaşadığını belirten Karaalioğlu, medyanın bu hali ‘Toplum-Medya’ arasında uçurum açmakta olduğunu kaydetti.

KKTC basını çok zengin
KKTC basınında son zamanlarda yaşanan olaylara da değinen Mustafa Karaalioğlu Türkiye’de olduğu gibi burada da çok zengin medya kültürü olduğunu dile getirdi. Sorulan bir soru üzerine, hükümetin Kıbrıs Medya Grubu’na çıkardığı borç ile alakalı çok fazla bilgiye sahip olmadığını söyleyen Karaalioğlu, hükümet ile Kıbrıs Medya Grubu arasında yaşanan olayın tatlıya bağlandığını bildiğini söyleyerek, “Kıbrıs Medya Grubunun ödemesi gereken para tahakkuk borcu ve bu parayı ödeyeceğini söylediğini biliyorum. Hükümet bu gibi karalar aldığı vakit birçok kişinin imzasına gerek duyuyor. Bu imzaları veren kişiler de birçok şeyi göz önüne alıyor. Hükümetlerin bu konularda yanlış bir iş yapacağını sanmıyorum” ifadelerini kullandı. Mustafa Karaalioğlu’ndan sonra kürsüye çıkan Kişisel Gelişim Uzmanı Ahmet Şerif İzgören, katılımcılara toplum önünde etkili konuşma, etkili iletişim ve beden dili, liderlik sanatı, hafıza teknikleri, başarı ve motivasyon, takım çalışması, stres yönetimi konulardan bahsetti. Konuklara, konuşmalarından sonra ESKAD Girne Şubesi Başkanı Adem Koç tarafından plaketleri takdim edildi.
Bu haber 52 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER