Yaşamboyu eğitim ve öğrenme (14,...)

Sternberg, (1997)’den özetlenerek aktarıldığında, yaşamboyu öğrenme ve başarıda zekânın rolünün pek çok işlevsel yapılanışları olduğu anlaşılmaktadır.

Sternberg, (1997)’den özetlenerek aktarıldığında, yaşamboyu öğrenme ve başarıda zekânın rolünün pek çok işlevsel yapılanışları olduğu anlaşılmaktadır. Aşağıda bu işlevsel yapılanışlar özetlenerek aktarılmaktadır. Zekâ, çevreyi seçme, onu biçimlendirme ve ona uyum için gerekli olan zihinsel yeteneklerdir. Bu nedenle, zeki diye nitelenen bir davranışın, bir çevresel bağlamdan diğerine değişebilmesine rağmen, bu davranışın altında yatan zihinsel süreçler değişmez. Fakat bununla birlikte, bu süreçlere başvurmada bireyin yeteneği, bulunulan bağlamdan bağlama farklı olabilir.
Zekâ ile ilgili olarak 1921 yılında yapılan bir taramada o güne kadar önerilen tanımlarda en yaygın unsurlar olarak;
a) Üst düzeydeki yetenekler (soyut muhakeme, zihinsel temsil, problem çözme ve karar verme gibi);
b) Öğrenme yeteneği;
c) Çevreye uyum olarak sıralanmıştır.
1986 yılındaki taramada ise zekâ ile ilgili öne çıkanlar,
a) Üst düzeydeki yetenekler,
b) Kültüre bağlı değerler;
c) İcra (executive) süreçleri olarak yer aldığı saptanmıştır.
Çoğu tanımda en önemli tema, çevresel bağlama uyumdur. Ancak, insanlar çevreye kısa zamanda uyum sağlayamazlar. Bu anlamda, çevrelerini biçimlendirir ve yeni bir çevre seçerler.
Yukarıdaki genel verilerden yola çıkıldığında, zekâ, herhangi bir çevresel bağlamı seçme, biçimlendirme ve uyum için gerekli olan zihinsel yeteneklerdir. Bu tanıma göre, zekâ çevreye tam olarak bir tepki (reactive) değil, fakat aynı zamanda, onu biçimlendirme etkinliğidir (active). Bu da, insanların olaylarla başa çıkmada, esnek tepki verme fırsatına sahip olduğunu ileri sürmektir.
Çevresel bağlam zaman içinde değiştiği için, onu seçme, biçimlendirme ve uyum, çocuklukta başlayıp yaşam boyu devam eden bir öğrenme sürecini içerir. Bu anlamda zekâ, yaşamboyu öğrenmenin anahtarıdır.
Yaşamboyu zekâ, en az iki işleve sahiptir; içsel bütünlüğü (coherence) sağlamak ve dışsal uygunluğu (correspondence) oluşturmakla işlevseldir.
İnsanlar, dışsal uygunluğu, fenomene ilişkin inançları gerçekten anladıklarında ve gerçeğe sadık olduğunda başarırlar. Örneğin, çok sıcak bir nesneye dokunmuşsak, elimizin yanabileceğini anlarız. İçsel bütünlüğü ise bir fenomene ilişkin bilgi ve inançlarımız birbiriyle tutarlı bir şekilde bağlantılıysa başarırız. Örneğin, ateşin sıcak ve tehlikeli olduğunu, pişirmede kullanıldığını vb. anlamışsak; yani inançlarımız birbiriyle uyumlu ve biri diğeriyle çatışmıyorsa, yüksek bir iç bütünlüğe sahiptir. Bu görüşe göre, bireyler, dünyayı bir testin zekâyı test etmesinden daha fazla test ederler. İnsanların inançları bir geçerlik ölçüsüne (dışsal uygunluk) ve bir güvenirliğe (içsel bütünlük) sahiptir. Kişi ne kadar zekiyse, o derece yüksek dışsal uygunluk ve içsel bütünlüğe sahiptir.
Bu haber 47 defa okunmuştur

:

:

:

: