Yeni eğitim sisteminde yetişen öğrenenlerin düşünceleri analiz ve sentez etmeleri, sözlü ve yazılı olarak anladıklarını paylaşmaları, öğrendiklerini sağlam bir temel üstüne kurmaları, konuyu öğrenerek soruları yanıtlamaları ve günlük yaşamla ilişki kurmaları sağlanacaktır.
Bilgi toplumu, geleneksel toplumda ve modern sanayi toplumunda bireyin sahip olmadığı üstünlük hakkını, bireye teslim etmektedir. Çünkü bilgi toplumunun en önemli değeri, bilgi ve bireydir.
Bu yargıdan hareketle, küreselleşmenin gerçek öznesi çağdaş bilgi ve beceri ile donanmış, çağın gereklerini anlayabilen, kendini tanıyan ve yenileyebilen, güncel gelişmeleri izleyip özümseyerek yaşama aktarabilen insanlardır.
Bilgi çağında, birey için öne çıkan bir kavram da öğrenmeyi öğrenmedir. Bilginin doğrudan aktarılması işlevselliğini yitirdiği için bireye, gereksinim duyulan bilgilere hangi yollardan ve nasıl ulaşılacağını öğrenmenin önemi vurgulanmaktadır. Nasıl öğreneceğini bilen birey, kimseye gereksinim duymaksızın, kendisi için gerekli bilgilere en uygun ve en hızlı yollardan ulaşabilir.
Değişim sürecinde okul liderleri, vizyon geliştirme ve bunu herkesle paylaşma görev ve sorumluluğu üstlenecektir. Vizyonun en değerli yararlarından biri, bir mıknatıs gibi hareket etmesidir; o, insanları çeker ve bir araya getirir. Vizyon, gelecekte ulaşmayı çok istediğimiz bir durumun, varmak istediğimiz noktanın resmidir. Vizyon, birlikte geleceğin resmini çizmek ve resmin beraber çizildiğini hissettirmektir. O güçlü bir gelecek duygusudur. Bugünün olanaklarını aşarken, aynı zamanda bugünü yarına bağlayan entellektüel bir köprü, geçmişi haklı çıkarmak için değil, geleceğe bakmak için oluşturulan bir temeldir.
Bu bağlamda, Marshall Sashkin de, vizyon sahibi liderlerin birlikte çalışmayı olanaklı kılan kapsamlı bir davranış repertuarına sahip olduklarını; bu liderlerin, temel konulara odaklanarak, etkili iletişim kurarak, değişime uyum sağlayarak, kendilerine ve başka insanlara dönük saygılarını geliştirerek ve makul/ölçülü riskler alarak okul vizyonunun gerçekleşmesini sağlayan bir çevre yarattıklarını ileri sürmektedir.
Bilginin temel güç ve başlıca sermaye kaynağı olduğu toplum bilgi toplumudur. Çünkü bilgi amaç değil, araçtır ve toplumsal yaşamın her aşamasını aydınlatan, yönlendiren başlıca güçtür. Bilinmelidir ki bilgi toplumunda bilgi, yaşamı algılayış, düşünme ve yaşam tarzıdır.
Bilgi toplumunun önemli parametrelerinden biri olan okullaşma, özellikle “yüksek oranda okullaşma” olarak gündemdedir. Bilgi toplumu, toplumun büyük bir kesiminin elde ettiği formel eğitimle dinamizmini sağlamaktadır. Bilim insanı, uzman, araştırmacı, eğitimci, plânlamacı, işletmeci, mühendis, avukat vb. bilgi ağırlıklı personel ancak yüksek okullarda yetiştirilebilmektedir. Bu nedenle, okullaşma oranının yüksek olması, bir toplumun bilgi toplumu olabilme ölçütünü vermesi açısından oldukça önemlidir. 1991 yılında A.B.D.’de yüksek öğretim okullaşma oranı % 74,5; 1993 yılında Kanada’da % 69, 8; 1991 yılında Fransa’da %40; 1998 yılında Türkiye’de % 25,3’tür. DPT (2000)’nın verilerine göre üniversiteler, eğitim ve öğretimin en üst düzeyde verildiği eğitim kurumlarıdır. Bilgi toplumunun ana ekseninin eğitim ve sürekli öğretim etkinliklerinin olduğu dikkate alındığında, üniversiteler bu anlamda büyük işlevler görmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki üniversitelerin beklenen işlevi görebilmesi öğretime ayrılan kaynak yanında öğretim elemanlarıyla mümkündür.
Cumartesi günü devam edeceğiz...
İyi günler dilerim...