Eğitim örgütlerinin karşılaştırmalı analizi kapsamında ortaya çıkarılan bu yapılanışlarda, değişim ve dönüşüm yaşanan kurumlardaki paradigmalar, geçmişten farklı parametrelerle işlemektedir.
Geçmişte geçerli görünen kurallar, yasalar, ilkeler; anlam ve değer kaybına uğramakta ve hızla işlevsizleşmektedir. Eğitim örgütleri kapsamında ilk dikkat çeken ise sanayi toplumunda belirleyici olan ekonomik, sosyal ve kültürel esasların önemini yitirmesidir. Bilgi toplumu, yaşadığı değişim ve dönüşüm süreçleri ile okulu, günün 24 saati kullanılan, kurallarını eğitim alan bireylerin de katkısı ile belirleyen, üreten, ürettiğinden sermaye elde edebilen ve kendini ifade edebilen, neredeyse canlı bir varlık olarak yapılandırmıştır. Bu yapıdaki baskın öğe, küreselleşmenin eğitim örgütlerine yansıması ve etkilemesi olarak algılanmalıdır.
Çağımızda eğitim, eleştirel ve yaratıcı düşünmeye, iletişime, problem çözme ve değerlendirme/çıkarım yapabilme becerilerine odaklanmalıdır. Eğitim süreci, farklı sorun ve ortamlarda, bireyleri yaratıcı ve eleştirel düşünmeye hazır hâle getirmelidir. Öğrenenlerin kazandığı nitelikler, toplumun gelişmesinde önemli bir etken olduğu için eğitim toplumsal gelişmeye yatırım niteliğinde olmalıdır. Bu koşullarda toplumlar, sadece maddî sermayeye ve ekonomik alanlara yatırım yapmamalı, eğitime yapılması gereken yatırımlar dikkatle plânlanarak eyleme geçirilmelidir. Uzun vadeli, toplumsal bir yatırım özelliği taşıyan eğitim, toplumun gerçeklerinden soyutlanmadan düşünüldüğünde ve sosyal, politik, ekonomik, demografik olarak, küryerel yapılanışta düşünüldüğünde istenen verimi sağlayabilir. Bilgi toplumunda, eğitimin amaçlarından biri de eğitim programlarının eş değerliliği, güncelliği, belirsizi olası plânlayabilme niteliği ve esnek plânlama sistemlerini işlevsel hâle getirmek olarak saptanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ortaya çıkacak olan bir eğitim sistemi, öğrenene; bilgiye ulaşma yollarını ve bu bilgiyi nasıl üretip kullanacağını öğretmelidir. Çünkü ancak bu şekilde yetişen bireylerle bilgi toplumuna ulaşmak mümkündür ve buradan elde edilecek başarılarla eğitim konusunda ülkeler arası bir rekabette başarı sağlanacaktır. Öğrenme, kişiye özgüdür ve özgün bir yapısı vardır. Herkesin farklı öğrenme hızı, farklı öğrenme ritmi, farklı dikkat süresi, kendince belirlediği ve kullandığı öğrenme stratejileri vardır. Bu nedenle, öğretmenin rolü, öğrenenlerin kişisel özelliklerine uygun öğrenme biçimlerini saptamak ve onları öğrenme görüntülerine en uygun alanlara yönlendirmek olmalıdır.
Görüldüğü gibi sınıfta, öğretmene bağımlı, ezberci ve edilgen öğrenme yöntemleri geçerliliğini hızla yitirmektedir. Kişisel araştırma yapabilme yetkinliğine sahip, nasıl ve nereden öğrenebileceğini algılamış bireyler günlük yaşamda hızla ön plâna çıkmaktadır. Küreselleşme, eğitim sistemleri içindeki öğrenme yöntemlerinden ziyade öğrenme süreçlerinin izlediği yolları, metotları değiştirmiştir. Basit gibi görünen bu değişimler ise hâlen devam eden bu süreç kapsamında çok önemli ve çok yönlü küresel dönüşümlere, çok önemli ve çok yönlü sonuçlara neden olmuştur/olmaktadır.
Öğrenme şekilleri kavramı ilk defa 1960 yılında Rita Dunn tarafından ortaya atılmıştır.
“Öğrenme şekilleri” her bir öğrencinin yeni ve zor bilgiyi öğrenmeye hazırlanırken, öğrenirken ve hatırlarken farklı ve kendilerine özgü yollar kullanmasıdır. Öğrenme şekillerimiz; doğuştan var olan ve başarıyı etkileyen karakteristik özelliğimizdir. Öğrenme şeklimiz, yaşam boyu değişmez ama yaşamımızı değiştirir. Öğrenme şeklimiz yürürken, yatarken, otururken, konuşurken, oynarken, yazarken kısaca yaşamımızın her anında ve her boyutunda bizi etkilemektedir. Biz eylemlerimizi bu özelliğimize göre yaparız. Öğrenme şekilleri ile zekâ arasında bir bağlantı yoktur. Öğrenme şekilleri görsel, işitsel ve kinestetik diyebileceğimiz üç ana özellikte toplanabilir. Her insanın bu şekillerinden yalnız birine sahip olması gerekmez. Çoğunlukla biri ağırlıklıdır ama ikisine ya da üçüne de sahip olunabilir. Bireyin kendisi için etkili ve verimli ders çalışma sistemini oluşturabilmesi için, öğrenme şeklini ve baskın olan öğrenme şekli dışındaki öğrenme şekillerinden hangisine yakınsa, bu öğrenme şeklinin özelliklerini de bilmesi gerekir.
Perşembe gün yazının devamı ile birlikte yeniden buluşmak dileğiyle sevgiyle kalınız...