Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır

23 Mayıs 2008 tarihinde Kıbrıs Türk ve Rum halkları liderleri Sn. Talat ile Sn. Hristofyas arasında imzalanan deklarasyonda Kıbrıs’ta varılması hedeflenen çözümün resmi çizilmişti.

23 Mayıs 2008 tarihinde Kıbrıs Türk ve Rum halkları liderleri Sn. Talat ile Sn. Hristofyas arasında imzalanan deklarasyonda Kıbrıs’ta varılması hedeflenen çözümün resmi çizilmişti.

Yıllar süren görüşmeler neticesinde aslında tüm dünyanın ve tarafların üzerinde mutabakata vardığı genel resim kısmen şekillenmiştir. Dile kolay, taraflar 1968’den beri Kıbrıs’ın geleceği için toplumlararası müzakereler adı altında görüşüyorlar.

Bu süre zarfında nice BM Genel Sekreteri görev yapmış ve Kıbrıs sorunu ile yakından ilgilenmiştir. BM Genel Sekreterleri kendi adları ile anılan birtakım çalışmalara imza atmışlar, Gali Fikirler Dizisi ile şekillenen güven yaratıcı önlemler paketi en son Annan Planı ile bilinen bütünlüklü bir çözüm planı ile referanduma gitmiştir.

İngilizlerin deyimi ile bir “body of work” yani geçmişte yapılan tüm çalışmaların vücut bulduğu bir plan ile gidilen referandumda maalesef Kıbrıslı Türklerin EVET demesine rağmen Kıbrıslı Rumlar HAYIR demişler ve çözüm gerçekleşememiş oldu 24 Nisan 2004 tarihinde. Akabinde de 1 Mayıs 2004’te Kıbrıslı Rumlar Kıbrıs Cumhuriyeti ile tüm Kıbrıs adına AB üyesi olmuşlar ancak Muktesebat Kuzeyde yürürlüğe girememiştir. Kasım 2002 tarihinde taraflara referanduma götürülmek üzere sunulan Annan Planı 2002 Aralık’ta Kopenhag’ta Kıbrıslı Türklerin imza etmemesi ile yara almış ve geliştirilmiş versiyonlarının 2003’te görüşüldüğü Lahey’de de Kıbrıs Türk Liderliğinin referandum onayı vermeyi reddetmesi ile de Kıbrıslı Rumlara AB yolu tamamen açılmıştı.
Bilindiği üzere Kopenhag ve Lahey’de referanduma gitmeyi kabul etseydi zamanın Kıbrıs Türk Liderliği, referandumda taraflara sorulacak olan soru iki uçluydu ve çözümle birlikte AB üyesi olmayı da içeriyordu. Böylesi bir referandumda Kıbrıslı Rumların HAYIR demesi AB üyeliğini tehlikeye sokacağından durum çok farklı gelişebilirdi.

Bir bakış açısı ile Kıbrıslı Rumlar ellerini kollarını sallaya sallaya AB üyesi oldular ve Kıbrıs Türk Liderliği de görüşmez tavırları ile bunu engelleyemediler 2004 öncesinde.
Bugün geldiğimiz noktada Kıbrıslı Rumlar AB üyesi olmanın avantajlarını kendi pozisyonlarını güçlendirebilmek için sonuna kadar kullanıyorlar.

Geçtiğimiz hafta ATAD tarafından ORAMS davası diye anılan dava hakkında yapılan yorum bir anda ortalığı karıştırdı. Şimdi birçok ülke ve insan soruyor bundan sonra ne olacak diye. Bu soru elbette ki biz Kıbrıslı Türkleri yakınen ve derinden ilgilendiriyor malum nedenlerden dolayı.

Önümüzdeki birkaç ay içerisinde dava İngiliz İstinaf Mahkemesinde görüşülecek ve bir karara varılacak. Kararı günü geldiğinde öğreneceğiz öğrenmesine de bizim ev ödevlerimiz ne olacak önemli olan bunları bilmek ve hayata geçirmektir.
Elbette Kıbrıs Türk Liderliği bu kararın Kıbrıslı Türkleri olumsuz etkilemeyecek bir şekilde çıkması için girişimlerini sürdürecektir, sürdürmelidir de.

Elbette Kıbrıs Türk siyasi partilerinin bu konuda Kıbrıs Türk Liderliği ile birlikte ortak davranması da beklenmekte ve bu ortak tavır çok önemlidir, sürdürülmelidir.
Bütün bunların yanında çok önemli olan esas nokta, 23 Mayıs 2008 tarihinde liderler arasında varılan mutabakat gereği 11 Eylül 2008 tarihinden bu yana süren müzakere süreci devam etmelidir. Müzakere süreci bugün çok daha önemli ve anlamlı bir hale dönüşmüştür. Kim ne derse desin Kıbrıs artık çözüme muhtaçtır ve bu çözüme açtır. Her iki halk tarafından kabul edilebilir bir antlaşma artık kaçınılmazdır. Bu çözümün parametreleri bellidir ve liderler bu parametreleri deklare etmişlerdir. Geriye çözümle ilgili birtakım detaylar, üzerinde görüş farklılığı bulunan bazı konular ve uluslararası toplumun desteği kalmıştır.

Çizilecek resim bellidir her ne kadar aynı resmi aynı tuval üzerinde çizen iki ressam olsa da.

Hayalimizdeki resmi görmek için onu çizmemiz gereklidir.
Geleceği tahmin ettik iki bölgeli, iki toplumlu, iki kurucu devletin yer alacağı, yasal ve siyasal eşitliğin vücut bulacağı bir federasyon. Birleşik Federal Kıbrıs diye. Bunu kurguladık, tartıştık.

Şimdi artık Birleşik Federal Kıbrıs’ı yaratmanın zamanıdır.
Aynı yazının başlığındaki gibi “Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır”.
Çözüm için tüm destek ve gayretlerimizi yükseltmeli ve bu konuda her iki lideri de hem cesaretlendirmeli hem de desteklemeliyiz.
Bu haber 145 defa okunmuştur

:

:

:

: