Eğitişim

Yaşamboyu eğitim ya da Yaşamboyu öğrenim kavramları günümüzde o kadar sıkça karşımıza çıkmaktadır ki konunun bir süre daha gündemde kalması yararlı olacaktır.

Yaşamboyu eğitim ya da Yaşamboyu öğrenim kavramları günümüzde o kadar sıkça karşımıza çıkmaktadır ki konunun bir süre daha gündemde kalması yararlı olacaktır.

Geçtiğimiz hafta bu sayfada tartışmaya başladığımız bu konuda bana son bir haftada siz sayın okuyuculardan gelen mesajlarda yer alan görüşler ve sorulan soruları dikkate alarak konuyu biraz daha derinleştirmenin ve tartışmaya devam etmenin yerinde olacağını düşündüm.
Geçtiğimiz hafta bu sayfada yapılan tanımlamalara ilaveten, Yaşamboyu öğrenim, aynı zamanda temel becerilerin güncellenmesi yoluyla kişilere ikinci bir fırsat yaratabilmek ve daha ileri düzeylerde öğrenim imkânları sunmak anlamına da gelmektedir.
Öte yandan, Avrupa Komisyonu tarafından 2001 yılında yayımlanan Yaşamboyu Öğrenim Memorandumu (Memorandum on Lifelong Learning) içerisinde yaşamboyu öğrenim stratejilerine ilişkin aşağıdaki altı temel öğe belirlenmiştir:
• Katılımcılık. Yalnızca ulusal, bölgesel veya yerel karar alma düzeylerinde değil, aynı zamanda kamu mercileri, eğitim sağlayıcıları (okul, üniversite vb.), iş dünyası, sosyal arkadaşlar/ortaklar, yerel dernekler, meslekî rehberlik hizmetleri, araştırma merkezleri vb. arasında da ortaklık çalışmaları.
• Bilgi toplumunda öğrenme. Bilgi tabanlı toplumda temel becerileri yeniden tanımlamaya yönelik, sözgelimi yeni bilgi ve iletişim teknolojilerini içeren öğrenim talebine ışık tutma; öngörülebilir istihdam piyasası gelişmelerinin dikkate alınması.
• Yeterli kaynak. Öğrenime yapılacak kamu yatırımlarını ve özel yatırımları önemli ölçüde arttırmayı da içeren yeterli kaynaklandırma. Bu yalnızca kamu bütçelerini arttırmak değil aynı zamanda mevcut kaynakların etkin dağıtımını sağlamak ve çeşitli yeni yatırımları teşvik etmek anlamına da gelmektedir. İnsana yapılan yatırım, ekonomik halkanın her noktasında büyük önem taşımaktadır.
• Öğrenme fırsatlarına erişim kolaylığı sağlama. Öğrenim olanaklarını daha görünür hale getirmek; daha çok yerel öğrenim merkezi açmak suretiyle öğrenim görmenin önündeki engelleri kaldırmak ve bu şekilde öğrenime erişimi kolaylaştırmak. Bu bağlamda, özürlü vatandaşlar veya kırsal kesimde yaşayanlar gibi farklı gruplar için özel çabalar sarf edilmelidir.
• Öğrenme kültürü yaratılması. Öğrenim isteklerini kolaylıkla dile getiremeyen kişiler için, olanaklar sunmak suretiyle imaj açısından da daha değer verilen bir öğrenim görüntüsü ve imgesi yaratmak ve bu yolla bir öğrenim kültürü oluşturmak, öğrenimi kolaylaştırmak,
• Mükemmeliyete odaklanma. Kalite kontrolü ve ilerlemeyi tespit eden ölçütler yoluyla mükemmeli hedeflemek. Daha somut bir ifadeyle, başarının fark edilip ödüllendirilmesi için standartlar, kılavuz ilkeler ve mekanizmalar belirlemektir.

Küreselleşme sürecinde dünyada değişen koşullara uyum, rekabet, insan kaynaklarının geliştirilmesi, küresel piyasanın dinamik olarak izlenmesi, örgüt yapılarında esneklik ve maliyet kontrolü gibi önemli olgular olarak yaşamımızı etkilemektedir.
Küreselleşme hızı, serbest ticaret, mevcut nüfus yaşı, değişen iş koşulları gerek ülkemizde gerekse gelişmiş ülkelerde benzeri görülmemiş problemleri de beraberinde getirmektedir. İş alanlarının dağılımı değişmekte, beceri sahibi olmadan yapılan işler yok olmaktadır.
OECD ülkelerinde, her yıl yaklaşık % 18 oranında işçi işini kaybetmekte ve işini koruyabilmek için daha fazla bilgi ve beceriye ihtiyaç duymaktadır.
Ayrıca süregelen geleneksel yapıya karşılık devletler ve işverenler yaşam boyu öğrenme adıyla, artan işsizlik, ücret adaletsizliği, rutin ve riskli işleri göz ardı ederek öncelikle işçilerin işe alınabilirlik niteliklerine daha esnek bakabilmektedirler.
Gelecek dönemler dikkatle analiz edilirse, yaşam boyu öğrenme kavramının, bilgi çağı yıllarının eğitim politikasının en önemli konusu olacağı görülmektedir. Meslek edinme ve yeniden eğitim almak, çağın gereklerine göre kişisel, sosyal ve toplumsal gelişimleri eğitim ve öğretimle destekleyerek güncellemek, yaşam boyu öğrenme kavramına ve eğitim sistemlerine önemli görevler yüklemektedir. Gerçek şudur ki yüksek ve sürekli işsizlik, düşük ücret, çalışan nüfusun önemli bir bölümünü oluşturmakta ve toplum içinde risk grubunu oluşturmaktadırlar. Onlara zamanında ve etkili bir çözümle yaklaşılması ciddi yönetsel zarurîyet hâline gelmiştir.
Çağımızda, geleneksel ve klasik iş geleneği değişime uğramıştır. OECD verilerine göre bunu irdelediğimiz zaman karşımıza çıkan hususları şöyle sıralayabiliriz:
1. Küreselleşme: Yeni bilgi ve iletişim teknolojisi çalışma ve uzmanlaşmayı her geçen gün gündemine taşımaktadır.
2. Demografik gelişme: Gelişmiş ülkelerde çalışan kesimin yaş oranının yüksekliğinin, gelişmekte olan ülkelerde ise yeni yetişen neslin ülke nüfusunun % 50’sinin üstünde olmasıdır.
Her alanda olduğu gibi iş sektörü, çalışma ortamları ve iş/meslek/çalışma kavramları da yapısal değişim geçirmektedir. Yapılması gereken, bireylerin her türlü bilgi ve beceri birikiminin yenilenmesi, günün gereklerine göre düzenlenmesi ve zenginleştirilmesidir. Bu bağlamda yaşamboyu öğrenme, her zaman etkili bir çare olarak gündeme gelmektedir. Bireyin sürekli öğrenmeye açık olması için öğrenme heyecanını hissetmesi gerekmektedir. Öğrenmeye isteklilik, okul yıllarında alınan eğitimle edinilir ve geliştirilebilir.
Günümüz koşulları içinde eğitimle ilgili sorunlarını büyük ölçüde çözümlediği düşünülen ülkelerde bile eğitimin bütün kademelerinde fizikî alt yapı ve insan gücü eksikliklerinin devam etmesi eğitimin kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bu durumda, herkese eğitim ve öğretim imkânı sunabilecek ortamın yaratılması yüksek öğretime geçişte yığılmaların önlenmesi, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve etkin bir yönlendirme sisteminin kurulmasına ilişkin düzenlemelerin yetersiz kaldığı söylenebilir. Eğitim sistemi dışında kalan çocukların tamamının çıraklık eğitim kapsamına alınması sağlanamamıştır. Örgün ve yaygın eğitimin dışında kalan çocukların sosyal ve ekonomik yönden uygun olmayan şartlarda çalışması, bunların ruh ve beden sağlıklarını olumsuz yönde etkilediği gibi insan kaynaklarının da verimsiz kullanımına neden olmaktadır.
Yeni teknolojilerin ve ekonomik gelişmelerin beraberinde getirdiği gerçekler, meslek edinme aşamasındaki gençlere, gerek okul yaşamında gerekse yaşamboyu öğrenme düşüncesinin kazanılmasında, yeterince güdüleyicidir. Ancak daha çok imkânsızlıklar nedeniyle yeterli eğitim alamayan, ailevî ve kişisel problemleri veya ilâç bağımlılığı gibi kötü alışkanlıklar yüzünden okumayı sevmeyen yüzlerce genç ve yaşlı bireyin yeniden öğrenmeye güdülenmesi ciddiyetle önemsenmelidir ve gereklidir. Hızlı zaman akışı, çağı yakalama ve dünya ile birlikteliği koruma ve işsizliğe çözüm yolları arayışı, bireyleri öğrenmeye yeniden güdüleyen etken olmaktadır. Bu bağlamda yapılması gerekenler, toplumda yaşamboyu öğrenme anlayışının benimsenmesini esas alan her türlü yaygın eğitim imkânının geliştirilerek tedbirler alınmasıdır; özellikle üniversiteye giremeyen gençlere kısa yoldan beceri kazandırma ve meslek edindirme faaliyetleri artırılmalıdır; mahallî idarelerin, gönüllü kuruluşların ve özel sektörün bu konudaki faaliyetleri desteklenmeli ve özendirilmelidir.
Uluslararası çalışmalarda görüldüğü gibi hiçbir faktör tek başına eğitimin başarıya ulaşmasını sağlayamaz. Green (1997) tarafından yapılan eğitim araştırmasında çıkan sonuçlara göre; şimdiye kadar göstergelerde yer alan hiçbir veri, gerek sınıf sayısı, eğitim harcamaları, seçilmişlik, gruplara ayırma politikası, öğretme stilleri, bazı konuların öğrenilmesinde gereken zaman ve sonuçları itibarıyla ülkelerin başarısını sistematik olarak etkilememektedir. Çeşitli ülkelerde eğitim süreci sonunda gelinen nokta, ülkelerin kendi iç dinamiklerinde eğitimi etkileyen faktörlerle ve diğer toplumsal meselelerle ilgilidir. Eğitimde başarılı olduğunu ileri süren ülkelerde, öğrenme kültürü gelişmiştir. Eğitim sistemleri bireylere fırsat tanıyan ve onları motive eden, herkese açık, iş piyasasını ve toplumu motive edecek ödüllendirici yapıda plânlanmıştır. Bu ülkeler, beklentilerini kurumsallaştıran çalışma stratejilerine oturtan, ulusal programı öğrenme, öğretme, değerlendirme metotlarını sağlıklı yapıya ulaştırarak öğretim materyallerini profesyonelce üretme yolunu seçip sınıf ortamında öğrenene etkileşimli bir yaklaşımla sunan eğitim sistemlerine sahiptirler.
Ülkemizde yıllardan beridir yaşamboyu eğitim alanında köklü değişimlerle toplumsal dönüşüm gerçekleştirilememiş, daha da önemlisi bu doğrultuda atılan adımlar da bir sonra gelen hükümetler tarafından geri aldırılmıştır. Bugünlerde yeni oluşturulan hükümetin eğitimde atılan adımları geriye götürmek yerine daha ileriye taşıma beceri ve kararlılığını göstermesi en büyük temennimizdir.
Önümüzdeki hafta yaşam boyu eğitim alanında dünyada çeşitli ülkelerde yapılan uygulama ve araştırmaların sonuçlarını bu sayfada tartışacak ve ülkemizde alınması gereken tedbirleri gündeme getireceğiz.
Önümüzdeki haftalarda bu sayfada 21. yüzyılın meslekleri, aile eğitimi ve toplumsal eğitim alanları gibi çeşitli konularda bölümler ayıracak ve sayfamızda çeşitliliğe gideceğiz ancak ilk olarak yaşamboyu eğitim konusunda tartışmanın biraz daha derinleştirilmesi önemlidir.
Hepinize huzurlu, mutlu ve sağlıklı bir hafta sonu tatili dilerim.
Sevgi, saygı ve dostlukla kalınız...

Bu haber 82 defa okunmuştur

:

:

:

: