Yaşamboyu öğrenmede zekanın önemi Yaşamboyu eğitim için önerilenler

AB ülkelerinde yaşamboyu öğrenmeyle ilgili kararlar alındığı ve uygulamadaki gelişmelerin sürekli olarak kontrol edildiği aşağıda belirtilen öneri ve öngörülerde açıkça görülmektedir:

AB ülkelerinde yaşamboyu öğrenmeyle ilgili kararlar alındığı ve uygulamadaki gelişmelerin sürekli olarak kontrol edildiği aşağıda belirtilen öneri ve öngörülerde açıkça görülmektedir:

Küreselleşen ekonomi ve artan rekabet yaşamboyu öğrenmenin, ağırlıklı olarak istihdamın artırılmasına ve verimin yükseltilmesine hizmet etmesi gerektiğini ortaya koymuştur. 

Yaşamboyu eğitime yapılacak kamu yatırımının yanı sıra özel sektör ve kişisel yatırım da teşvik edilmelidir. 

Üniversiteye giremeyerek iş hayatına atılacakları meslek sahibi yapacak projeler geliştirilmelidir. 

Zorunlu eğitim bireylerin kendi kendine öğrenme becerilerini geliştiren ve yaşamboyu öğrenmeye hazırlar nitelikte olmalıdır. 

Yaşamboyu öğrenme eğitim ve öğretim fırsatlarından çok az faydalanmış veya hiç faydalanamamışların yararına yaşantılar sağlamalıdır. 

Eğitim kurumları ile iş dünyası arasında ilişki kurulmalıdır. 

Tüm toplumun yaşamboyu öğrenme konusundaki farkındalıkları etkinlikler ve medya yoluyla artırılmalıdır. Yaşamboyu öğrenmede kişiler kendi eğitim öğretim ve kişisel gelişimlerinden sorumlu olurlar. Bundan dolayı bireylere uygun danışma ve rehberlik verilmelidir. 

Yaşamboyu öğrenmede çoklu ortam yazılımları ve ağlarını kullanarak bireylere bilgiye ulaşma becerisi kazandırılmalıdır. 

Yaşamboyu öğrenme etkinliklerinde ve tüm okul seviyelerinde bilgi teknolojileri ürünleri kullanılmalıdır.

ZEKA
Sternberg (1997), yaşamboyu öğrenme ve başarıda, zekânın rolünün pek çok işlevsel yapılanışları olduğunu belirtmektedir. Sternberg’e göre zekâ, çevreyi seçme, onu biçimlendirme ve ona uyum için gerekli olan zihinsel yeteneklerdir. Bu nedenle, zeki diye nitelenen bir davranışın, bir çevresel bağlamdan diğerine değişebilmesine rağmen, bu davranışın altında yatan zihinsel süreçler değişmez. Fakat bununla birlikte, bu süreçlere başvurmada bireyin yeteneği, bulunulan bağlamdan bağlama farklı olabilir.

Zekâ ile ilgili olarak yapılan çoğu tanımda en önemli tema, çevresel bağlama uyumdur. Ancak, insanlar çevreye kısa zamanda uyum sağlayamazlar. Bu anlamda, çevrelerini biçimlendirir ve yeni bir çevre seçerler. Buna göre, zekâ çevreye tam olarak bir tepki değil, fakat aynı zamanda, onu biçimlendirme etkinliğidir. Bu da, insanların olaylarla başa çıkmada, esnek tepki verme fırsatına sahip olduğunu ileri sürmektir. Çevresel bağlam zaman içinde değiştiği için, onu seçme, biçimlendirme ve uyum, çocuklukta başlayıp yaşam boyu devam eden bir öğrenme sürecini içerir. Bu anlamda zekâ, yaşamboyu öğrenmenin anahtarıdır.

Yaşamboyu zekâ, en az iki işleve sahiptir; zeka, içsel bütünlüğü sağlamak ve dışsal uygunluğu oluşturmakla işlevseldir. Bireyler, dünyayı bir testin zekâyı test etmesinden daha fazla test ederler. İnsanların inançları bir geçerlik ölçüsüne (dışsal uygunluk) ve bir güvenirliğe (içsel bütünlük) sahiptir. Kişi ne kadar zekiyse, o derece yüksek dışsal uygunluk ve içsel bütünlüğe sahiptir.

ZEKA VE ÇEVRE
Zekânın çevreyle ilişkisinde bu bağlam; fiziksel, biyolojik ve kültürel yapılanışlar ya da bunların bir etkileşimi olabilir. Buna göre çevresel bağlama uyumdan çok, onu seçme ve biçimlendirme daha önemli olabilir. Çevresel bağlamı çözümleyen zeki bir kişi, onun bazı yönlerini reddetme ve değiştirmeyi denemeye ya da başka bir çevre bulmaya karar verebilir. Çok daha yaratıcı ve pratik olan zeki kişilerin çoğu, sadece kendileri için değil, başkaları için de çevreyi değiştirenlerdir.

Araştırmacıların zekâ, zeki davranış ve test edilen zekâyı birbirlerinden dikkatli bir şekilde ayırmalarına gereksinim vardır. Zeki davranış, bir çevresel bağlamdan diğerine çok farklılaşabilir; hatta bu, çok radikal de olabilir. Bir davranış bir kültürde zeki olarak tanımlanırken, diğerinde aptalca nitelenebilir; ancak, her iki durumda da işleyen zihinsel süreçler gerçekte aynı olabilir. Zekâ, kendini farklı bağlamlarda farklı davranış biçimlerinde sergileyen temel zihinsel süreçlere sahiptir. Örneğin, öğrenme yeteneği, herhangi bir çevresel bağlamda önemlidir; fakat öğrenilecek şey (hem açıklanan hem işlemsel bilgi anlamında), bir çevresel bağlamdan diğerine radikal anlamda farklı olabilir. Karmaşanın çoğu, zeki düşünme ile zeki davranışın birbirine karıştırılmasından ortaya çıkıyor olabilir. Aynı zihinsel süreçler, farklı çevresel bağlamlarda, görevlerde ve özel durumlarda çok farklı davranışlar ortaya çıkarabilir.
Temel zihinsel süreçler arasında;
a) Problemin varlığının farkında olma;
b) Problemin doğasını anlama;
c) Problemi çözmek için bir strateji oluşturma;
d) Probleme ilişkin bilgiyi zihinsel olarak temsil etme;
e) Problemi çözmedeki zihinsel kaynakları harekete geçirme;
f) Probleme ilişkin bir çözümü takip etme;
g) Probleme ilişkin çözümü değerlendirme vardır.
İnsanlar zeki davranışı tüm durumlarda davranışsal olarak aynı şekilde ortaya koymayabilirler. Bunun nedenleri şunlardır:
a) Zihinsel süreçler zihinsel temsil üzerinde işler; bu bakımdan ikisini birbirinden ayırmak güçtür. Bu zihinsel süreçleri uygulamak alandan alana değişebilir. Kimi sözel, kimi sayısal olarak değerlendirilebilir.
b) İnsanlar zihinsel süreçlerini farklı alanlara uygulamada farklı güdülenmelere sahiptirler.
c) Zihinsel süreçleri davranışa dönüştürmeye karar verme bağlama göre değişecektir.
Zihinsel süreçler hemen daima, sergilenen davranışlara bakarak değerlendirilir. Bu süreçlere ilişkin sonuçlar davranışlardan çıkarılmaktadır; fakat bu çıkarımlar her zaman doğrulanamayabilir. Örneğin, bir zekâ testindeki düşük performans, zayıf bir bilgi işlemeyi yansıtabilir; ancak, aynı zamanda test kaygısı, güdü eksikliği, dikkatsizlik gibi verileri de yansıtabilir.

Problemin varlığının farkında olma ve ilgili kimi zihinsel süreçler kültürden kültüre değişebilir. Zihinsel yetenekler, belki de, çocukluktan itibaren çevreyle geçirilen yaşantılarla genlerin etkileşiminin bir sonucu olarak gelişmektedir. Örneğin, otoriter toplumlarda insanlar yaşamlarını sürdürebilmek için zeki davranışlarını gizleyebilirler. Aslında bu davranışı gizleme de zekânın bir parçasıdır. Bu bakımdan, zekâ konusunda zihinsel temsil ve işleme, davranıştan çok daha önemli ipuçları sağlayabilir. Zekâ konusunda bugüne kadar genel olarak, başarı ya da başarısızlığa yol açan akademik yordayıcılar ve ölçütler üzerine yoğunlaşan kapalı sistem yetenek bandı yaratılmıştır. Bilindiği gibi, zekâ testleri özellikle ABD'de çok önemli bir yere sahiptir. Birçok okul, öğrenci alırken zekâ puanlarını ölçüt almaktadır. Bu durum, uyum (zekâ) için gerekli olanla olmayanın karıştırılmasına yol açmış olabilir. Oysa yüksek zekâ testi puanlarına sahip olmayan çoğu insan, yaşamda ve okulda başarılı sonuçlara ulaşabilmektedir. Bir yeteneği zekâ olarak tanımlamanın ölçütleri (her hangi bir çevresel bağlamın seçimi, biçimlendirilmesi ya da uyum için), problemle ilgili olarak farkında olma, onu tanıma, çözmek için strateji oluşturma gibi süreçler olmalıdır. İnsanlar, kendilerini hep zihinsel yeteneklerle sınırlamamalıdır. Çünkü görmek, işitmek, koklamak ya da tatmak için gerekli olan fiziksel yetenekler de vardır ve önemlidir.
ALTERNATİF ZEKA KAVRAMLARI
* Son yıllarda gündeme gelen, duyguları düzenlemek ve anlamak şeklinde ifade edilen duygusal zekâyı (Goleman, 1995) ölçebilen testler yapılmalıdır. Duygusal yetenekler, her ne kadar davranışa dönüştürülmeleri çevresel bağlama göre farklılık gösterseler de evrensel görünmektedirler. Başka çalışmalara da gereksinim olmasına rağmen, araştırmalar göstermektedir ki bu yetenekler, ölçülen geleneksel zekâdan farklıdırlar. Üzerinde durulması ve kanıtlanması gereken şey bu yeteneklerin çevresel bağlama uyum için gerekli olup olmadıklarıdır; bu da, yapı geçerlemesini gerektirmektedir.
* Gardner'ın (1983) çoklu zekâlar görüşündeki müzik ve bedensel zekâ geçmişteki testlerde kullanılmamıştır. Ancak, özel olarak bu yeteneklerin, çevreyi seçme, biçimlendirme ve uyum için evrensel anlamda gerekli olmadığı da söylenebilir.
* Üç-aşamalı zekâ kuramındaki (Sternberg, 1985) pratik zekâ uzun zamandır çalışılmış ve yapı geçerliği kanıtlanmıştır. Pratik zekâ, geleneksel testlerle ölçülen analitik zekâdan görece bağımsızdır ve okul ile iş başarısını varolan testlerden daha iyi şekilde yordar. Yaratıcı zekâ da analitik zekâdan farklıdır. Ancak, yaratıcı zekâ, varlığı açıkça gösterilmekten çok, bir aday zekâ durumundadır.
* Sosyal zekâ ise (Keating, 1978; Cantor ve Kihlstrom, 1987), özellikle sözel olmayan iletişim becerileri ile bireyin, kişiler arası etkileşimde sahip olduğu becerileri kapsamaktadır.
* Geleneksel testlerle ölçülen akademik yönelimli zekâ (özellikle analitik zekâ), yaşamboyu önemlidir. Akademik yönelimli zekâ bilgiyi hatırlama, onu değerlendirme ve onun önemliliğine karar verme yeteneklerini kapsar.
Okul ve yaşamboyu öğrenme ile ilgili zekâ boyutuında, öğrenme yeteneği, tüm zekâ tanımlarının merkezinde yer almaktadır. Araştırmacılar, akıcı zekânın genellikle yaş ile birlikte düştüğünü ve kristalize zekânın yükselmeye devam edebildiğini ya da en azından düşmediği üzerinde hemfikirdirler; insanlar yaşlandıkça yeteneklerini iyi kullanmayı ve kaybettikleri yetenekleri ödünlemeyi öğrenmektedirler. Sternberg (1985)’in Üç Aşamalı İnsan Zekâsı Kuramı analitik, yaratıcı ve pratik (uygulamaya yönelik) yetenekler üzerine kuruludur. Analitik yetenek, geleneksel yetenek testleriyle yüksek bir korelasyon göstermekte; onu, sırasıyla yaratıcı ve pratik yetenekler izlemektedir. Daha sonraki yapılan çalışmalar, çevreyi seçme, biçimlendirme ile uyuma ve yaşamboyu başarıya destek sağlamıştır. Yaratıcı ve pratik yeteneklere sahip olanlar, varolan sistemin dışına çıkabilenlerdir. Yukarıda yapılan zekâ tanımı aşamaları ve izlenen süreçler, yaşamboyu öğrenmede zekânın rolü konusunda bize çok yardımcı olabilir.
Bu haber 93 defa okunmuştur

:

:

:

: