Tüm canlılar türlerinin devamı için mücadele etmektedirler.
Toplumlar da canlılar gibi, yok olmamak için çaba harcarlar ve birikimlerini gelecek nesillerine aktarmaya çalışırlar.
Birikimlerini ve ortak değerlerini kaybeden ya da gelecek nesillerine aktaramayan toplumların var olma mücadelesinde başarısız olmaları ve muhtemelen yok olma sürecine girmeleri kaçınılmaz bir sondur.
Tarih, özellikle kültürlerine sahip çıkamayan ve toplumsal dokularını koruyamayıp yokolan toplumlarla doludur.
***
Toplumların dokularında birbirlerine göre farklılıklar vardır ve her ne kadar küreselleşme dediğimiz olgu birçok alanda ortak bir kültür yaratıyor olsa da farklılıkları korumak toplumların biricikliklerinin devamı açısından oldukça önem kazanmaktadır günümüzde.
Sosyal ve kültürel değerler toplumların binlerce yıldır biriktirdikleri öz miraslarıdır.
Toplumsal miras olarak da adlandırabileceğimiz tüm bu değerlere sahip çıkmak, yaşamın dinamiği içerisinde gelecek nesillerimize aktarımını sağlamak, bu arada da çocuklarımıza ve gençlerimize gerekli olan evrensel değerleri de kazandırmak, bireyin kendi ilgi ve yeteneklerini de göz ardı etmeden ve bu özelliklerini toplumsal ve evrensel değerlerle yoğurarak sanatsal sayılabilecek bir sentezle onların şahsen deneyimleyerek elde edebilecekleri kazanımlar haline getirebilmek günümüzde en önemli görevlerimizdir.
***
Ekonomiden de, siyasetten de, turizmden de ve yaşamdaki her türlü yapay sistemden de daha önemlidir sosyal ve kültürel aktarımları gerçekleştirebilmek. Çünkü, sosyal ve kültürel mirasımızı aktarabilirsek, diğer her yapay sistem için gerekli olan becerileri kazandırma olasılığımız vardır ve yüksektir ama eğer aktaramazsak, yaşam içerisindeki yapay sistemleri sürdürürüz belki ancak bu sistemleri yürütenlerin yakın bir gelecekte bugünkü toplumumuzun devamı bir toplum olamama olasılığı da muhtemelen çok yüksek olacaktır.
İşte tüm bu nedenlerledir ki eğitim gerçekten de çok önemlidir.
Ve işte yine bu nedenlerledir ki eğitim yalnızca öğretmenlerin bir sorunu değildir bir toplumda.
Öğretmenlerin görevi sistemi çalıştırmak ve sistem içerisindeki rollerini en iyi bir şekilde yapmaktır herşeyden önce ancak eğitimi kurgulamak kesinlikle toplumsal bir görevdir.
Bu toplumsal görevde öğretmen ve eğitimcilerin olduğu kadar, sosyolog ve toplumbilimcilerin, ekonomist ve mühendislerin, gazeteci ve yazarların, sanatçı ve işçilerin, gençlerin ve anne-babaların, kısacası toplumun tüm katmanlarının rolü vardır ve tümünün görüşleri-inançları-beklentileri mutlaka değerlendirilmelidir. Hele hele, yalnızca siyasetçiler tüm toplum adına tek başlarına karar vermemelidir toplumsal ve yaşamsal öneme sahip olan eğitim konularında.
***
Sosyal ve kültürel mirasın aktarımına ilaveten yeni nesillerimize kazandırmamız gereken beceriler, bir konu hakkında araştırma yapmak ve rapor hazırlamak, eleştirel düşünebilmek, farklı düşünceleri geliştirmek ve farklılıklara hoşgörülü olabilmek, kendini geliştirebilmek ve öğrenmeyi öğrenmek olmalıdır.
Bilgiye ulaşma yolları o kadar çeşitlenmiş ve çoğalmıştır ki günümüzde, artık esas önemli olan bir bilim adamı gibi düşünebilmek, bir bilimadamı ciddiyet ve yönteminde problem çözebilmek, matematik düşünce yapısını kazanarak başta fen bilimleri olmak üzere herhangi bir bilim dalında çalışabilme becerilerini geliştirebilmek, anadilini mükemmel bir düzeyde kullanma becerileri ile donanıp sosyal bilimler alanında kendini geliştirebilmek, sanatsal becerileri kendi yeteneğine göre gösterebilmek ve sanat eğitimine önem vermek, tarihsel mirasımızı ve toplumların gelişimini anlayabilmek ve yorumlayabilmek ve geleceği kurgulayabilme becerilerini geliştirip tartışabilmek çok önemlidir.
İnsanı sevmek, hoşgörülü olmak, barışçıl duygular beslemek ve kendini koruyabilmek çok önemlidir.
Kısacası “iyi insan” olmak çok önemlidir.
Tüm bunlara ilaveten söylenebilecek ilave bir görüş de, bireyin kendini mükemmel bir şekilde donatıp geliştirerek, bir ayağı her zaman yurdunda diğer ayağı da değişken bir şekilde dünyanın herhangi bir yerinde olabilecek şekilde yetiştirmesi artık günümüz dünyasında bir zorunluluktur.
Bu hem bireyin kendi soyunu hem de toplumunu geleceğe taşıyabilmesinin olmazsa olmazıdır.
Aksi halde yöneten değil yönetilen bir birey ve toplum oluruz.
***
Bütün bu gerçeklikler ortada dururken, Milli Eğitim Bakanı Sayın Dürüst’ün İlkokulu bitiren öğrencilere yönelik kolej sınavlarını yeniden yapacağını ve kolejlerin orta bölümlerinde yabancı dille öğretim yapılacağını duyurması; din derslerini zorunlu olarak programlara koyacağını açıklaması; sosyal kültürel ve siyasi boyutları ile yazılmış olan tarih kitaplarını değiştireceğini vurgulaması ve hangi programları uygulayacağının ve kim tarafından denetleneceğinin belli olmadığı/öğretmenlerini kimin atayacağının meçhul olduğu/ öğrencilerin hangi kritere göre belirleneceğinin açıklanmadığı ve herşeyden önemlisi kuruluş amaçlarının dahi halkımızla paylaşılmadığı TED okullarının kurulması için arazi tahsis edilmesi düşündürücüdür.
***
Kıbrıs Türk Halkını geleceğe taşımak, sosyal ve kültürel değerlerimize sahip çıkarak dünyadaki yerimizi almak herşeyden önemlidir eğer tüm canlılar gibi türümüzü koruma güdümüzü öne çıkarırsak.
Kalın sağlıcakla,