Eğitim Sistemlerinin Yaratıcı Düşünme ve Yaratıcı Düşünmenin Yönlendirilmesi Kapsamında Yeniden Yapılandırılması (1/2)

Yaratıcı düşünme ve bunun devamı sayılabilecek yeni bir kavram olan düşünmenin yönlendirilmesi, bilgi çağının öne çıkan kavramlarındandır. Günümüzdeki süreçlerin süratli değişimi ve gelişimi karşısında genel eğitim sisteminin bu kavramın içeriğine göre yeniden yapılandırılması hem de bağımsız bir ders ve etkinlik olarak ele alınıp değerlendirilmesi ön görülmektedir.

Yaratıcı düşünme ve bunun devamı sayılabilecek yeni bir kavram olan düşünmenin yönlendirilmesi, bilgi çağının öne çıkan kavramlarındandır. Günümüzdeki süreçlerin süratli değişimi ve gelişimi karşısında genel eğitim sisteminin bu kavramın içeriğine göre yeniden yapılandırılması hem de bağımsız bir ders ve etkinlik olarak ele alınıp değerlendirilmesi ön görülmektedir.

Bilgi çağında, bilgiden yeni bilgiler üretilmesi, bugüne kadar insanlığın ürettiği bilgi birikiminin, ortalama 20 yıllık süreçte yaklaşık bin katının üretileceği var sayımları, yaratıcı düşünme ve yaratıcı düşünmeyi yönlendirme kavramlarının önemini daha da belirginleştirmektedir. Bilgi, günümüzdeki yapılanışta hem hammaddenin hem de üretilen yeni ürünlerin yerini almaktadır. Buna koşut olarak da gelecekte en çok ve en kaliteli bilgiye sahip olanlar ve bu bilgiyi kullanabilen, yeniden üretip amaçları doğrultusunda yönlendirebilenler, söz konusu bilgiye sahip olmayanlara karşı önemli bir güç potansiyeli ve merkezi durumunda bulunacaklardır.

Sadece bilim insanının değil, sokaktaki insanın da amacının çevresinde olan bitene anlam vermek, tanımlamaya çalışmak ve geleceğe yönelik isabetli tahminlerde bulunmak ve bunun sonucunda da kontrol yetisine sahip olmak olduğu belirtilmektedir .

Yaratıcılık dendiği zaman akla karmaşık bir süreç gelmektedir. Yaratıcılık süreci, tüm duyuşsal ve düşünsel etkinliklerde, her türlü çalışma ve uğraşın içerisinde vardır. Yaratıcılık, hem bir süreç hem de bu sürecin sonunda ortaya özgün bir ürün koyma olarak ele alınabilir. Birçok araştırmacıya göre ise yaratıcı olmak demek, dünyaya yeni ürünler ya da düşünceler sunabilmek demektir.

Yaratıcılık söz konusu olduğunda bilgi, deneyim, yaşantı birikimlerinin ayrı ve /veya beraber analiz edilerek yeni sentezlerden yeni ürünlere; yeni sonuçlardan yeni değerlendirmelere ulaşılması ilişkilerinin kurulabilmesi süreçleri anlaşılmaktadır. Burada bütün zihinsel yetiler, bireyin özgün yetkinlikleri, düşünsel eylem zincirleri, imgeler, duygular etkileşim halindedir. Bu zihin yetilerinin etkin kullanımı ile yaratıcılık ve zihinsel gelişim karşılıklı olarak birbirlerini etkiler ve destekler. Yaratıcı düşünmenin tanımlanmasından önce düşünmek, düşünmeyi öğrenmek kavramları ele alınmalıdır. Zihinsel hiyerarşide yaratıcı düşünme, düşünmeyi öğrenme sürecinden sonra yapılanmaktadır.

İfade engellerinin, düşünce aktarımını ve iletişimi engellediği, çağrışım, düşünce ve ifade akıcılığını azalttığı söylenmektedir. Anlam veya kavramları taşıyan mesajlardan oluşan ifade eyleminin düşüncenin gelişiminden ayrılması olanaksız, psiko-motor bir davranış olduğu bilinir. Doğru olmayan bir dil kullanılarak sorunu çözme yaklaşımı, düşünceleri açıklama ve kaydetmede dil yetersizlikleri, yanlış ve eksik bilgiye dayalı öznel ve göreceli kavramlar, düşünce sistemindeki ifade engelleridir. Düşünme hiyerarşisinde, düşünme engellerinin aşılmasıyla birlikte, yaratıcı düşüncenin ufukları açılmış olur.

Bilgi çağında, bilginin üretilmesine ve yayılma hızına uyum sağlama süreci devam etmekteyken, yoğun bilgi üretme ortamında gereksinim duyulan, yaratıcı düşünme süreçleridir. Burada hedef, buluşçu, özgün, esnek ve genişleyebilme özelliği olan, eski sorunlara yeni ve köklü çözümler getirirken yeni arayışlardan vazgeçmeyen, bireyselliğini değil fikirlerini ön plânda tutabilen yaratıcı düşünmeyi kavramış kişilerdir. Yaratıcı düşünmeyi izleyen süreçler düşüncenin yönlendirilerek en çok gereksinim duyulan alanlara odaklanılması olmalıdır. Stratejik ve sistematik yapılanışlarla yönlendirilmesi hâlinde yaratıcı düşünme, son halkasında düşüncenin yönlendirilmesi ile serbest dolaşım hâlinde değil gereksinimlere aranan yanıtları üretmede hazır bulunacaktır. Yaratıcı düşünme, akılcı olduğu kadar sezgisel düşünerek yeni, estetik, yapıcı fikirleri ve ürünleri, temel düşünme sürecini kullanarak geliştirmektedir. Burada önemli olan, bilinen bilgi ve materyal ile yeni ve orijinal bakış açısını gösteren ürün veya fikrin ortaya çıkmasıdır.

Yaratıcı düşünme, orijinal çözümler, bilgiler ve düşünme süreçlerinin üretildiği kategoriyi simgeler. Genellikle yazar, müzisyen veya sanatçıya özgü bir yeti olarak düşünülse de yaratıcılık, her insanın genel düşünme yetilerinden biridir. Diğer yetiler gibi geliştirilebilir, düşünsel bir süreçtir. Yaratıcı düşünme, hayal kurma (muhayyile, tasavvur) ve problemlere birbirinden farklı metotlarla çözüm arama yetileriyle tanımlanır. Düşünmede, düşünmeye başlama noktası, nitelik, çeşitlilik, farklılık çok önemlidir ve sezgi (veya önsezi) yararlı bir bilgi kaynağıdır. Her hangi bir problemi çözme sürecinde Yaratıcı düşünme, en yararlı araçtır. Oysa ortaya çıkan bir bilgi, düşünme yetilerinin birbirleriyle dar, karmaşık, yoğun süreçlerin ürünü olduğunu göstermez.

Yaratıcı düşünme özgürdür, hareketlidir, üretken bir süreçtir. Çok yönlü bakmak, çok seçenekli çözüm yolları bulmak gerekir. Tasarım, yaratıcı eylem sürecidir. Buna göre, yaratıcı düşünmenin dört boyutu olduğu bilinmektedir:
1. Akıcılık: Üretilen uygun düşünce sayısı veya problem için birçok alternatif geliştirme becerisi;
2. Esneklik: Farklı kategorilere giren düşünce üretme yeteneği veya problem çözümünde yaklaşımları değiştirme;
3. Özgünlük: Eşsiz, rastlanmayan, akıllı düşünceler yaratma yeteneği ya da yeni özel çözümler getirme becerisi;
4. Zenginleştirme: Düşünceyi tamamlayarak geliştirme, ayrıntılara girebilme, yanıtlar ekleme yeteneği şeklinde tanımlanabilir.

Bilgi çağına, dışarıdan bakıldığında, görülen resim ile algılanan resim ve içinde fiilen yaşanan resimde farklılıklara rastlanmaktadır. Hızlı teknoloji, bilgiyi sürekli güncellerken, iletişim becerilerine dolaylı olarak olumsuzluklar taşımaktadır. Bu durum yine dolaylı olarak yeni ve farklı koşullara uyumu güçleştirmekte, belki insanları içe kapalı, çekingen ve aracı araçlarla (tv, bilgisayar, internet, cep telefonu, canlı-sanal oyunlar vb.) kimlik oluşturabilen kişiler hâline dönüştürmektedir. Süreç devam ettiği için veriler sınırlıdır. Yaratıcı düşünmenin eğitim kapsamında ele alınarak değerlendirilmesi, bir ön görü olarak, bireylerin yazılı, sözlü veya beden dili anlamında iletişim becerileri kazanmalarına, yeni ortamlara kolay ve anlamlı uyum sağlamalarına destek olabilir. Çünkü zekâ ve yetenek, çevre ve eğitimin olumlu etkileri ile tanınacak fırsat ve ortamlara göre doğru orantılı olarak artabilir; geliştirilebilir. Eğer amaçlanan, temel sorunlarla ilgili, meraklı, özgür, özgün, enerjik, sağlıklı ve olumlu sosyal düşüncelerle donanımlı bireyler yetiştirmekse, en önemli hedeflerden biri yaratıcılığı yüksek olan bireylerin yetiştirilmesi olmalıdır. Yaratıcılığı yüksek düzeyde bireyler yetiştirebilmek için temel dayanak fikren açık ve özgür olunabilecek eğitim ortamlarında, öğrenenleri soru ve/veya sorunlara farklı yanıtlar arayan kişiler olarak yönlendirebilmek olmalıdır.

Bu bağlamda, yakınsak ve ıraksak düşünme süreçleri irdelenmelidir. Yakınsak düşünmeyi, yalnız ve tek bir doğruya bağlı, mevcut bilgilerden çıkarılan geleneksel sonuçlara götüren düşünme tarzıdır; diye tanımlayabiliriz. Bu tarzda, öğrenciler, doğru olarak görünen ve kültürel normlarla uyuşan çözümler bulmaya çalışırlar. Yakınsak düşünce, yalnız, açıkça doğru olan yanıtı aramaktadır. Bütünüyle yakınsak düşünmeye dayanan birey, güçlü olasılıkla hayal gücü sınırlı ve çoğunlukla somut ya da hiç hayal gücü olmayan bir kişidir. Bu noktada yaratıcılık beklenmemelidir. Iraksak düşünmeye özgü karakteristik yapıyı, mevcut bilgiye dayanılarak değişik yanıtların üretilmesi olarak tanımlayabiliriz. Bu yanıtlar yeni, özgün veya yaratıcı olarak değerlendirilme yeteneğindedirler. Iraksak düşünen, yanıtlarında akıcılık (bir probleme verdiği yanıtta ürettiği çözüm sayısı); uyumlu esneklik, yorum ve yaklaşımların yeniden ve farklı bir şekilde yapılandırılması; esneklik (düşünmede tembelliğin olmaması); özgünlük (üretilen fikirlerin yeniliği); fikirleri işleme (fikir ve çözümlerin geliştirilmesi, ayrıntılara inilmesi) özelliklerine sahiptir.

Düşünme ayrılıkları, temelde zihinsel yeteneklerdeki farklılıklara dayanmaktadır. Bu farklılıkları oluşturan da bugünkü eğitim sistemidir. Günümüz eğitim sistemi ders anlatımlarında veya uygulamalarında, sınav sistemleri yapısıyla, yakınsak düşünmeyi oluşturmakta ve gelişmesini de teşvik etmektedir; denebilir. Yakınsak düşünme, tek doğru yanıt üzerinde ısrarla durmaktadır ve daima o tek doğru yanıtı aramaktadır. Bu klâsikleşmiş yapı, benzeri bulunmayan yeni çözümler arama kapasitesine, düşünme eyleminde farklı perspektifler kurabilme yetkinliğine ulaşmayı engellemektedir. Oysa bu iki düşünce arasında denge kurulabilmelidir. Sadece tek yanıt isteyen sorular ve/veya problemler olduğu gibi hiçbir standarda uyumlu olmayan sorular ve/veya problemler de bulunmaktadır. Iraksak düşünmenin gereği olan çağrışım akıcılığı, ifade akıcılığı ve farklı bilgileri birden çok seçeneğe ulaşmak için değişik yanıtlar irdeleme yeteneğinin okul öncesi gruplara oyun ve etkinlikler ile tanıtılıp, temel öğretimin ilk basamaklarından itibaren de sistematik olarak başlı başına ders niteliğiyle öğretilmesi, yetiştirilecek bireyler için ve toplumların geleceği adına çok önemlidir.

“Düşünme süreçlerinin karmaşık olması ve sınıf içindeki zamanın anlamlı bir kısmını gerektirmesinden dolayı, eğitimciler daha etkili bir öğrenme için öğrencilerin düşünme süreçlerini kullanabilecekleri olanakların sağlandığı programların geliştirilmesine gereksinim duyarlar.

Eğitim sistemi, bireylerin düşünce yapılarını geliştirmeyi, aklını çeşitli biçimlerde kullanmayı, diğer kuşakların yaptıklarını yineleyen değil yeni şeyler yapabilme yeteneği olan insanlar yaratmayı amaçlar. Bunu gerçekleştirebilmek için de eğitim sisteminde yaratıcılığı etkin kılmak gereklidir. Özgür ve eleştirel düşünme, yaratıcılığın, dolayısıyla çağdaş eğitim anlayışının gereklerinden biridir .
HAFTAYA DEVAM EDECEK
Bu haber 87 defa okunmuştur

:

:

:

: