Milli Eğitim Sistemimizin Temel Problemleri -2

Eğitim Yönetiminin İnsan Boyutu Bu bağlamda Eğitim Yönetiminin insan boyutu oldukça önemlidir. Ülkemizde yüzlerce öğretmen vardır. Yöneticilik de dâhil, millî eğitim, bütün işlerini öğretmenlerle yürütür.

Eğitim Yönetiminin İnsan Boyutu
Bu bağlamda Eğitim Yönetiminin insan boyutu oldukça önemlidir. Ülkemizde yüzlerce öğretmen vardır. Yöneticilik de dâhil, millî eğitim, bütün işlerini öğretmenlerle yürütür. Bakanlık ya da YOK/YODAK, öğretmen yetiştiren fakültelerden 7-14 tane ders okutulmasını ister. Bunlara öğretmenlik formasyon dersleri denir. Bunlar içerisinde eğitim yönetimi dersi seçmeli derstir. Şimdi düşünelim. Biz,öğretmenleri, hem kendi alanında ders anlatacak, hem de okulu yönetecek insan olarak yetiştiriyoruz, en azından hedeflenen budur. Yasalar da bunu emreder. Bu durumda, bir insan öğretmen yetiştirilen kurumdan mezun olduğunda, müdür olmaya da adaydır. Ama bu insan, tahsil hayatında sadece bir dönem ve haftada üç saatlik yönetim dersi görmesi muhtemeldir; onu da pek çok eğitim fakültesi okutmamaktadır. Bu üç saatlik yönetim bilgisi ile de insan ne kadar yönetici olur, onu belirlemek gerekir. Esasen müdür; değişimci, katılımcı, ileriye dönük vizyonu olan insan olmalıdır. Bunu yönetim bilimi ona kazandırır ama bu yönetim bilimi okullarda da politik söylemlerde de yoktur. Dolayısıyla bugün milli eğitimdeki yöneticiler sadece tecrübeli öğretmenlerdir. Bir de belli bir müdürün yanında müdür muavinliği yapmışlardır. Bunlar da aynı anlayışı almışlar kendileri de uygulamaktadır. Daha atak; değişimden yana olan yöneticilerin yetiştirilmesi ayrı bir programla gerçekleştirilir. Bunun için öğretmen yetiştiren fakültelerde yönetim bilimi en az haftada 5–6 kredi saat ve iki dönem okutulmalıdır. Bunun dışında, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde eğitim yönetimi ile ilgili bir akademi kurulmalıdır. Yani milli eğitime yönetici yetiştirecek bir akademi kurulmalıdır. Kamu ve özel sektör öğretmenleri, lisansüstü eğitim yapmak üzere buraya belli şartlarda gelmeli ve orada eğitim yönetimi bilimi dersleri alarak yönetici olabilmelidirler. Mevcut yöneticilere de çok ciddi bir programla Eğitim Yönetimi Bilimi geniş çaplı bir şekilde aktarılmalı ve onlar da bu yönden de desteklenmelidirler.

Bakanlık bugünkü yapısını terk etmeli, daha akılcı, daha objektif ve çağdaş yönetim ve organizasyon biliminden yararlanarak daha etkin bir hale getirilmelidir.
Eğitimin Millileştirilememiş Olması

Bugün dünyada her devletin bir eğitim sistemi vardır. Bir kısmında ismine ‘milli eğitim’, bir kısmında da sadece ‘eğitim’ denir. Bir eğitim sisteminin başına milli kelimesi yazılmakla eğitim milli olmaz. Ya da başında milli kelimesi yoksa bu eğitim milli değildir, denemez. Ama önemli olan ve çağdaş dünyanın da bulunduğu nokta şudur: Eğitim, anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lisede milli; üniversitede ise tamamen objektif olmalıdır.
Bizim, Milli Eğitimimizin temel problemlerinden bir diğeri ise, eğitimin milli olmamasıdır. Hâlbuki her ülkede olduğu gibi, bizim ülkemizde de eğitim milli olmak zorundadır.
Bu kavramla anlatılmak istenen şey, ülkemizdeki eğitim programlarının eğitim bilimlerinin verilerine göre hazırlanmasıdır. Eğitimin milli olması ise, eğitim programı ile ortaya çıkar. Diğer bir deyişle eğitimin milli olması demek, eğitim programlarının eğitim bilimlerinin verilerine ve topluma göre hazırlanması demektir.

Eğitim Sistemleri İçerisinde Eğitim Programlarının Yeri ve İşlevi
Örgün eğitim, öğrenci, öğretmen, yönetici, eğitim programı, fiziki çevre ve sosyal çevre olmak üzere altı temel unsurdan oluşur. Bu unsurlardan her birinin işlevi farklı olmakla beraber, birbirleriyle etkileşim içerisinde eğitimin niteliğini belirlerler. Bunların birindeki eksiklik ya da aksaklık, bir bütün olarak eğitimin, özel olarak da okulun amaçlarına ulaşmasını engeller.

Eğitim programları, öğrencide, istenilen yönde davranış değişikliği meydana getirmek ve bireylerin ayrıca kendi yetenek ve becerilerini geliştirmelerine fırsat tanıma amacıyla yapılan tüm faaliyetleri gösteren planlardır. Eğitimcilerin, okulda istenilen amaçlara ulaşmak için stratejiler içeren bir eylem planı ya da yazılı doküman olarak ele aldıkları veya bir eğitim kurumunun amaçları doğrultusunda düzenlenmiş “planlı” eğitim faaliyetleri olarak tanımladıkları eğitim programının düzenlenmesi (tasarlanması) çok önemli ve zor bir iştir.

Bütün bunların ışığında son dönemlerde KKTC Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalar ve atılmaya çalışılan adımların ülkede planlı bir eğitim politikasının ürünü olmaktan uzak olduğu görülebilir. Zorunlu din derslerinden tutun da kolej sınavlarına, yabancı dille eğitim olan kolejlerin açılmasından tutun da tarih eğitimi ile ilgili tarih kitaplarının değiştirilmesine ve hatta TED’e anaokullarından liseye kadar okul açmaları için arazi tahsis edilmesine kadar olan tüm adımlar eğitim bilimine ters ve milli olmaktan uzak adımlar olup birçok problemi beraberinde taşımaktadır.
Eğitimi tartışmaya devam edeceğiz çünkü geleceğimiz her şeyimizdir.
Sevgiyle kalın
Bu haber 108 defa okunmuştur

:

:

:

: