Temel eğitim sorunlarında göçmenlik ve çözüm önerileri...2/son

Salı günkü yazımızda göçmen çocukların eğitiminde temel eğitim sorunlarının üzerinde durmuştuk.

Salı günkü yazımızda göçmen çocukların eğitiminde temel eğitim sorunlarının üzerinde durmuştuk.

Bu bağlamda, göçmen çocukların eğitimi ve en genel anlamda çokkültürcü bir eğitim odağında neler yapılabileceği, ne tür önlemler alınarak sorunlara temel çözümler üretilmesi gerektiği tartışılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki göçmenlerin sağlıklı bütünleşmeleri ve çokkültürlü ortama uyumları konusunda, diğer gereklilikler arasında belki de en önemlisi sağlıklı bir kişilik gelişimidir. Bu nedenle göçmenler kendi kimliklerini muhafaza ederek uyum sürecine dâhil edilmelidir.

Kültürel kimlik edinimi ve bireysel anlamda yeterli hale gelebilmek için anadilinin en yetkin haliyle öğrenilmesi önemli olduğundan eğitimin bütün seviyelerinde, yeterli donatılmış uygun ortamlarda uzmanlar tarafından verilen ana dili öğretimi garanti altına alınmalıdır.

Kuzey Kıbrıs’a göç veren ülkelerin başında bulunan Türkiye olduğundan, Türk insanının kültürel, sosyal ve sosopsikolojik özellikleri en detaylı bir şekilde analiz edilip değerlendirilmelidir. Örneğin, kültürel ve sosyal nedenlerle anneler Türk çocukların eğitiminde yaşamsal bir role sahiptir. Genellikle dışarıda çalışmayan, evde zamanını geçiren Türk anneleri kişisel ve kültürel nedenlerle erken çocukluk bakım ve eğitimine çocuklarını göndermekte isteksiz davranmaktadırlar. Anneler, eğitim programları aracılığıyla erken çocukluk bakım ve eğitimi konusunda bilgilendirilmeli ve teşvik edilmelidirler ve gereken durumlarda maddi kolaylıklarla desteklenmelidirler.
Öğretmenlerin idealde çok kültürlü diyaloğa açık, hoşgörülü ve önyargısız olmaları beklenmektedir ancak buna rağmen aralarında çok kültürlü diyaloğa daha açık ve olabildiğince ön yargısız öğretmenler, özellikle göçmen öğrencilerin bulunduğu okullarda görevlendirilmelidir. Başarılı ve başarısız göçmen öğrencilerin başarı ve başarısızlıklarının nedenlerini ortaya koymak üzere sistematik olarak araştırma ve analizler yapılmalıdır. Yaşadıkları ülkelerde kendi kimliklerini de koruyarak bulundukları ülkenin kültürel, sosyal ve ekonomik değerleriyle uyum sağlamış başarılı göçmen rol modellerin özellikle çocuklar ve gençler olmak üzere zaman zaman göçmenlerin gündemine getirilmelerinin sağlanması isteklendirme kaynağı olacaktır. Göçmen gönderen ve göçmen alan ülkeler, AB fonlarından da yararlanarak göçmenlerle bütünleşme üzerine ortak projeler hazırlamalıdır. Kültürel farklılıklar ve bu farklılıklara hoş görü, akılcı, çağdaş yaklaşımlar özellikle öğretim amacıyla hazırlanan her tür eğitim materyallerinde vurgulanmalıdır. Yaşam boyu öğrenme ilkeleriyle yetişkinleri de içerecek şekilde göçmenlere ev sahibi ülkeye uyum, yaşamsal pratikler ve mesleki eğitimle ilişkili kurslar verilmelidir. Göçmen öğrencilerin yoğunlaştığı okullar aşamalı olarak kapatılmalı ve göçmenlere yönelik yerleşim politikaları uygulamaya konulmalıdır. Uyumlaştırma kapsamında göçmen öğrencilerin bulundukları okullarda belirli bir oranı aşmamasını sağlayacak bazı önlemler alınmalıdır. Çünkü göç sonrasında performans düşüşü yaşayan ve başarısız olan öğrenciler, göreceli olarak “kaliteleri daha düşük okullara” gitmektedirler; genelde maddi sorunlar ve ailevi sıkıntılar yaşamaktadırlar. Okul ilişkileri zayıf olan bu öğrenciler göç nedeniyle aile bireylerinden bir veya birkaçıyla ayrı düşerken, yaşadıkları topluma da yabancılık duydukları için hızla hem kendi ailelerine ve sahip oldukları değerlere hem de uyumlaşamadıkları topluma yabancılaşmaktadırlar.

Sonuç olarak unutulmamalıdır ki bir ülkeden bir diğer ülkeye göç eden insanlar, kendi köklerinden koparken daha olumlu yaşam koşullarını kazanabilmek için her türlü zorluğu göze alarak hareket etmektedirler. Yetişkinler için toplumsal uyum ve bunu yaşama geçirebilmenin ölçütlerini edinebilmeleri güç olsa da, çocuklar için bu durum daha kolay olabilir. Bu bağlamda, eğitimde uygulanacak göçmenlere yönelik “Eğitim, Uyum ve Öğretim Politikaları” oluşturmak önemsenmelidir. Böylece çocukların ve gençlerin, göçmen olarak veya vatandaş olarak yaşadıkları ülkenin değerlerine saygılı, uyumlu, bilinçli ve özgür irade sahibi olarak yetişmeleri sağlanabilir. Bu da o toplumun en önemli kazancı olacaktır. Çünkü çokkültürlülüğün küreselleşme yapılanışları içindeki önemi her geçen gün artmaktadır ve günümüzde dünyadaki uzaklıklar küçüldükçe insan ve insani değerlerin dolaşımı daha da önemli ve belirleyici hal almaktadır.

Ülkemiz Kuzey Kıbrıs’ta temel eğitim sorunlarından biri olarak gördüğüm çokkültürcü eğitim odağında özellikle göçmen çocukların eğitimini ele almak ve konuyu gündeme taşımak istedim. Bu sorunlar diğer sorunlara “kelebek etkisi” yaratmakta ve bunlar üzerine politikalar geliştirilmediğinden önümüzde başka yığınla sorun haline dönüşmektedirler. İşte bu nedenle “sonuçları değiştirmek için başlangıçları değiştirmek gerekir” olgusundan hareketle, temel eğitim sorunlarının başlangıçlarından kabul edilen çokkültürcü eğitim konusuna dikkat çekmek istedim.
Sevgiyle ve dostlukla kalınız.
Bu haber 140 defa okunmuştur

:

:

:

: