Son günlerde okuduğum iki kitaptan bahsederek başlamak istedim bugünkü yazıma.
Birincisi, Pinhan, Şehrin Aynaları, Mahrem, Bit Palas, Araf, Med-Cezir, Baba ve Piç Ve Siyah Süt eserlerinin yazarı olan Elif Şafak’ın son romanı. AŞK.
Son günlerde okuduğum iki kitaptan bahsederek başlamak istedim bugünkü yazıma.
Birincisi, Pinhan, Şehrin Aynaları, Mahrem, Bit Palas, Araf, Med-Cezir, Baba ve Piç Ve Siyah Süt eserlerinin yazarı olan Elif Şafak’ın son romanı. AŞK.
Aşağıdaki dizeler kitabı tanımlamaya bilmem yeter mi, kitapta yer alan...
“Aşk’ın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk.
Ya tam ortasındasındır, merkezinde,
Ya da dışındasındır, hasretinde...”
Elinize aldınız mı sizi son sayfaya kadar sürükleyen, müthiş bir akıcılık ve ustalıkla yazılmış bir eser...
Bir yerinde şu mısralar var.
“Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin...”
AŞK kitabında Mevlana Celaleddin’i Rumi ile Tebrizli Şems’in müthiş diyalog ve bağlılıkları anlatılıyor ve özellikle günümüzle de ilginç bağlantılar kurdurtarak yapıyor bunu Elif Şafak...
...........................................................*****........................................................................
İkinci kitap İmmanuel Wallerstein’in BİLDİĞİMİZ DÜNYANIN SONU adlı eseri.
Wallerstein, “Bildiğimiz Dünyanın Sonu” saptaması ile aslında 20. yüzyıl sonlarına kadar kavramsal olarak varolan Dünya Kapitalizmi’nin, özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda başta Berlin Duvarı’nın yıkılması ve Sovyetler Birliği’nde yaşanan Perestroyika olgusunun etkileri ile iki kutuplu dünyanın sona ermesi neticesinde bir gerçekliğe büründüğünü, bunun da özellikle bizlerin bildiği Kapitalizm Dünyasının sonu olduğunu ileri sürüyor.
Wallerstein ayrıca, bugüne kadar varolan dünyayı algılama, kavrama ve yorumlama biçimlerimizin, kapitalizmin yükselişiyle birlikte tanrısal kavrayışların üzerinde hakimiyet elde eden Bilgi Dünyasının, diğer bir deyişle Newtoncu fiziğe dayanmış olan kapitalizme özgü bilimsellik anlayışının ve mutlak doğruya odaklanan pozitivist bilim anlayışının da sonu olduğunu anlatıyor eserinde.
1999 yılında İngilizce olarak yazılan “Bildiğimiz Dünyanın Sonu” adlı eser 2000 yılında Türkçeye çevrilmiş ve eserde yirmibirinci yüzyılın ilk onyıllarında kapitalist dünyada bir alt üst oluşun yaşanacağı öngörülürken, tehlikeleri ve imkanları ile bir belirsizlik dönemi yaşanacağından bahsediyor. Fırsatlar ve tehditlerden bahsediyor yani bildiğimiz dünyanın sonunda karşımıza çıkacak olan. Sanki bugün yaşanan dünya ekonomik krizinin karşımıza çıkardığı tehditler ve fırsatları yazmış on yıl önce Wallerstein...
.............................................................*****.........................................................................
19 Nisan 2009 seçimlerine giderken gerek küresel krizin etkileri ile özellikle ekonomik tehditler yaşadığımız ve gerekse de küresel kriz sonrası şekillenecek dünyada özellikle Türkiye’nin de fırsatlardan yararlanarak bir dünya ülkesi olma olasılığının yüksek olmasından bahsetmiştik CTP-BG olarak. Ve işte bu Yeni Dünya Düzeninde güçlü bir ülke olarak yer alması olası olan Türkiye’nin komşuları ile onyıllardır süregelen sorunlarını çözme eğiliminde olduğunu ve bu yeni dönemde geçmiş Kapitalist dönemdeki başat gücünü kaybetmek istemeyen ABD’nin Türkiye’ye yanaştığını, Türkiye’nin AB müzakere sürecini desteklediğini ve son tahlilde de Kıbrıs’ta bir çözümü destekleme olasılığının çok yüksek olduğunu belirtmiştik.
Buna rağmen Dünyada yaşanan ekonomik kriz ile ilgili bir yorum getiremeyen ve Kıbrıs’taki ekonomik krizi Dünyadan bağımsız olarak değerlendirip özellikle de Popülist politikalarla CTP-BG krizi olarak halka lanse etmeye çalışan ve hiçbir proje üretmeyen UBP tek başına iktidara geldi. Geldi de ne oldu peki? Ekonomik tedbirler mi üretti? Plan ve projeler mi ortaya koydu? Hayır, hiçbir konuda proje geliştiremedi. Hala popülist yaklaşımlarla ve TC’den para bekleyerek halka şirin görünmeye çalışıyor. Ekonomik konularda tamamen bir açmazda UBP hükümeti çünkü Dünyayı hala eski Dünya olarak algılıyor! Hatta Kıbrıs’ı da hala eski Kıbrıs zannediyor!!
..................................................................*****..................................................................
Yalnızca ekonomide mi UBP’nin yanılsamaları ve öngörüsüzlüğü? Kesinlikle Hayır. Baksanıza Eğitimde yapılan çalışmalara ve atılan adımlara. Hala eski dünyanın bilim anlayışları ile sürdürülen eğitim sistemlerini halka popülizm uğruna satmaya çalışıyor. Milliyetçilik ve Din maskeleri takarak halkın duyguları ile oynuyor ve hiçbirşey yapmadan, yalnızca geri vitesi takarak ileriye gittiğini sanıyor. Sayın Bakan Dürüst herkesi dinler gibi yaparak aslında geçmişin sesini duyuyor yalnızca ve aynı Elif Şafak’ın AŞK kitabındaki dizeleri bizlere hatırlatıyor ve ona bir kez daha okuması için yazmaya itiyor bizleri.
“Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin...”
Başta Sayın Dürüst’e AŞK ve BİLDİĞİMİZ DÜNYANIN SONU adlı bu eserleri okumadılarsa okumalarını önermek isterim.
Sevgiyle kalın dostça kalın...