İngiltere'de Liberal Demokrat Lord John Sharkey, Kıbrıs sorunundaki 50 yıllık geçmişi özetlerken, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne sert eleştiriler yöneltti:
İngiltere'de Liberal Demokrat Lord John Sharkey, 'Kral’ın Konuşması' oturumunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Tufan Erhürman’a değinerek, Kıbrıs sorununun 50 yıllık geçmişine dikkat çekti. Lord, bu süreçteki barış girişimlerinin başarısızlığa uğrama sebebini Güney Kıbrıs olarak tanımladı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için kurulan Tüm Partiler Parlamento Grubu’nda (APPG) dönem dönem başkanlık ve başkan yardımcılığı yaptığını belirten Lord Sharkey, Kıbrıs’taki bölünmeyi Lordlar Kamarası’nda birçok kez gündeme getirdiğini söyledi. İngiltere Dışişleri, Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi’nin (FCDO) soruna uzun vadeli çözüm bulunması yönünde yoğun çaba harcadığını kaydeden Sharkey, İngiltere’nin adadaki sömürge geçmişi ve garantör ülke statüsü nedeniyle süreçte doğrudan rol aldığını ifade etti.
Sharkey, özellikle yaklaşık dokuz yıl önce gerçekleştirilen Crans-Montana müzakereleri öncesinde İngiltere’nin sürece aktif katılım gösterdiğini belirterek, görüşmelerin Rum müzakerecilerin süreci terk etmesi nedeniyle son anda başarısızlığa uğramasının “büyük üzüntü” yarattığını söyledi.
Kıbrıs’ın 50 yılı aşkın süredir bölünmüş durumda olduğunu ifade eden Sharkey, bu süreçte yeniden birleşme için çok sayıda girişimde bulunulduğunu ancak tümünün başarısızlıkla sonuçlandığını dile getirdi. Her başarısızlıkta ana nedenin Güney Kıbrıs tarafı olduğunu ifade eden Sharkey, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yalnızca Türkiye tarafından tanınan ve ekonomik ile askeri açıdan Türkiye tarafından desteklenen fiili bir devlet konumunda olduğunu söyledi. Kuzey Kıbrıs’ın izolasyon ve ambargo altında bulunduğunu da kaydetti.
Lord Sharkey, 2017 yılında Crans-Montana görüşmelerinin son anda çökmesinin ardından göreve gelen dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın, KKTC’nin ayrı bir devlet olarak resmen tanınmaması halinde yeni müzakerelerin zaman kaybı olacağı görüşünü benimsediğini ifade etti. Bu yaklaşımın yakın zamana kadar anlamlı bir ilerleme sağlanamamasına yol açtığını belirten Sharkey, buna rağmen durumun hassas olduğu ve gerilimlerin arttığı yönünde sürekli uyarılar yapıldığını söyledi.
Orta Doğu’da savaş başlamadan önce de gerilimin yüksek olduğunu belirten Sharkey, savaşın adadaki tansiyonu daha da artırdığını ifade etti. Ancak buna rağmen ya da belki de bunun sonucu olarak müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik isteğin yeniden ortaya çıktığına dair işaretler bulunduğunu kaydetti.
Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis'in, BM Genel Sekreteri António Guterres ile Türk tarafı arasındaki görüşmelerin yeni bir barış planına yol açabileceğini söylediğini ve müzakerelerin yeniden başlaması çağrısı yaptığını aktaran Sharkey, BM Genel Sekreteri’nin de yeniden birleşme görüşmelerini yeniden başlatma yönünde istek ortaya koyduğunu belirtti.
50 yıllık başarısız çözüm geçmişinin iyi niyet, ciddi tavizler ve kabul edilmesi zor uzlaşılar konusunda önemli dersler içerdiğini söyleyen Sharkey, KKTC’nin kısa süre önce yeni bir lider seçtiğini ifade ederek Cumhurbaşkanı Erhürman’ın 28 Nisan’daki açıklamasına da yer verdi.
Sharkey, Erhürman’ın şu ifadelerini aktardı:
“Sorulması gereken soru şudur: Bu adada Kıbrıs Türk halkının varlığı görmezden gelinerek bir çözüme ulaşılabileceğine gerçekten inanan biri var mı? Bizim duruşumuza gelince; halkımızın çözüm iradesinden güç alarak burada kararlı ve azimli bir şekilde, sabırla, sükûnetle ve ciddi bir sorumluluk anlayışıyla bulunuyoruz.”
Lord Sharkey konuşmasında, Kuzey Kıbrıs halkının onlarca yıldır tanınmadan, dezavantajlı koşullar altında ve ambargolar nedeniyle uluslararası sermayeye erişimden mahrum şekilde yaşadığını söyledi. Bölgedeki savaşların ve olası sonuçlarının da Kuzey Kıbrıs halkını etkilediğini ifade eden Sharkey, adanın bölünmesinden ada halkının sorumlu tutulamayacağını ancak buna rağmen 50 yıldır izolasyon altında yaşadıklarını kaydetti.
Bölgedeki jeopolitik değişimlerin, ittifakların yeniden şekillenmesinin ve yeni seçilen siyasetçilerin çözüm yönünde ilerleme fırsatı yaratabileceğini ifade eden Sharkey, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in 7 Ocak’ta yaptığı açıklamaya da değindi.
Von der Leyen’in, “Avrupa Birliği için Kıbrıs konusunda kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüm mutlak öncelik olmaya devam etmektedir” sözlerini hatırlatan Sharkey, aynı taahhüdün verilip verilemeyeceğini sordu.
Lordlar Kamarası’nda Kıbrıs konusunda önemli ölçüde sempati ve uzmanlık bulunduğunu ifade eden Sharkey, ilgili bakanı kendisi ve diğer üyelerle bir araya gelerek sürece nasıl katkı sağlanabileceğini görüşmeye davet etti.