Kavram ve kapsam olarak küreselleşme nedir?
Globalleşmenin Türkçe karşılığı olarak kullanılan “küreselleşme”, ekonomik içerikli bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Küreselleşme, globalleşme, yeni dünya düzeni, post-modernizm, yerelleşme, neo-liberalizm gibi kavramlar çoğu zaman birbirlerinin yerine kullanılmaktadır. Bu açıdan terim, belirsizlik içerse de “ekonomiden siyasete, sosyal politikadan kültüre, hemen hemen yeryüzünün her alanındaki değişimi ifade etmek için kullanılan sihirli bir sözcük” hâline gelmiştir.
Küreselleşme, geçmişin ve geleceğin kapılarını açacak anahtar bir kavram olarak görülmeye başlanmış ve parolaya dönüşmüş moda bir deyim olmuştur. Bu olgu, her alanda mesafenin daha az önemli hâle gelerek, siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda dünyanın bütünleşmesini ifade etmektedir. Artık zaman ve mekân kavramları, eski anlamlarını yitirmiş, sınırlar kaybolmaya başlamış ve ülkelerin karşılıklı bağımlılığı artmıştır.
Seyahat, iletişim, finansman, ticaret, spor müsabakaları, meslekler ve hatta popüler müzik artık tek bir ülkenin sınırları içine sığdırılamaz olmuştur. Buna benzer birçok ilişki ve faaliyet uluslar arası bir niteliğe kavuşmuştur.
Teknolojik ilerlemeler sayesinde, şimdi her türlü bilgiye anında ve çabucak ulaşılabilmekte; ekonomik gelişmelerle, yeni global ekonomiler biçimlenmekte; sosyal değişimlerle de her bir sosyal sistem, yeni iletişim biçimleri ve yeni sosyal etkileşimler oluşturacak biçimde değişikliğe uğramaktadır. Küreselleşmenin yarattığı yeni yapı, insanlar ve toplumlar arasında bağlantıların, köprülerin kurulmasını sağlamaktadır. Küreselleşme, günümüzde, sosyal ilişkilerin bir araya gelmesi, toplanması olarak da tanımlanmaktadır. Bu nedenle, küreselleşme sürecinde, sosyal ilişkiler bir ön koşul olmakta ve kültürler arası etkileşim önem kazanmaktadır.
Dünya ölçeğinde ekonomik, siyasal ve kültürel bütünleşme, fikirlerin, görüşlerin, pratiklerin, teknolojilerin küresel düzeyde kullanılması, sermaye dolaşımının evrenselleşmesi, ulus-devlet sınırlarını aşan yeni ilişki ve etkileşim biçimlerinin ortaya çıkması, mekânların yakınlaşması, dünyanın küçülmesi, sınırsız rekabet, serbest dolaşım, pazarın dünya ölçeğinde büyümesi ve ulusal sınırların dışına çıkması, kısaca dünyanın tek pazar hâline gelmesidir. Çünkü küreselleşme kelime anlamı olarak, bütün dünyanın tek bir yere, bütün insanların da evrensel insan hâline dönüşmesini ifade eder.
Teknolojik gelişmeler, ekonomik ve ideolojik etkenler, küreselleşmenin ana etkenleri arasında sayılabilir. Bilişim teknolojilerinin ucuzlaması ve yaygınlaşması bilgi akışını hızlandırmış, zaman, mekân ve mesafe algılamalarını değiştirmiş, kültürleşme sürecine ivme kazandırarak küresel değerlerin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Dolayısıyla farklı perspektiflerden bakıldığı için söz konusu sürece ilişkin çok çeşitli çözümlemelerin olduğunu görürüz. Ama genel olarak bakıldığında tartışmalarda çoğunluğun hemfikir olduğu nokta, küreselleşmenin bir süreç olduğu gerçeğidir.
Küreselleşme kavramı, kültürel açıdan dünya toplumlarının birbirine benzeme sürecini, buna bağlı olarak tek bir global kültürün ortaya çıkmasını, bazen de toplumların, toplulukların ve kimliklerin kendi farklılıklarını ifade etme ve tanımlama sürecini anlatmak için kullanılmaktadır. Bu gelişmelerden küreselleşme sürecindeki bireyin maddî ve manevî kültür unsurlarını belli coğrafya sınırları içinde koruma altında yaşayamayacağı, kendi benliğini güçlendirmek ve yaşatmak durumunda kalacaklarına dair görüşler bulunmaktadır.
Bir başka yönden incelendiğinde küreselleşme, kimi zaman toplumların birbirine benzediği ve böylece tek bir küresel kültürün ortaya çıktığı süreci anlatırken, kimi zaman da toplumların, toplulukların ve bireylerin kendi farklılıklarını, kimliklerini, özgünlüklerini ifade etme, belirleme hatta özümseme sürecini anlatmaktadır.
Bu bağlamda küreselleşme sürecinin eğitime ve eğitim sistemlerine olan yadsınamaz etkileri daha da ön plâna çıkmakta ve daha da önemli hâle gelmektedir. Çünkü eğitim, uzun vadede, yetiştirdiği bireylerle küreselleşme sürecinin eğitim sistemleri bazında geri dönütlerini oluşturmuş olacaktır. Dünyadaki mevcut duruma bakıldığında, küreselleşmeyle yaşanan eğitimsel dönüşümlerin, tüm toplumlarda aynı oranda ve aynı düzeyde işlemediği gerçeği ortaya çıkmaktadır. Küreselleşmenin devam eden süreci kapsamında, eğitim sistemlerinde de devam eden değişim ve dönüşüm süreçleri analiz edilmesi gereken önemli bir olgudur.
Sonuç olarak küreselleşme, toplumsal ilişkilerin zamansal ve mekânsal oluşumunda genişleme, derinleşme, küçülme ve hızlanma yaratmaktadır. Bu açıdan küreselleşme; değişimi, bu değişime karşı olumlu ya da olumsuz tepkileri, dolayısıyla hem aktörler, hem kurumlar hem de zihniyet düzeylerinde yenilikleri gerekli kılmaktadır.