Bizde , ahali , demokratik rejimin vaz geçilmezi olan , seçimi , İngiliz koloni döneminde yaşadı .
Bunun en güzel örneğini , Kavanin Meclisinde görürüz .
Fakat bu , çağdaş demokrasilerde olan , bir seçim türü değildi .
İngiliz sömürge idaresinin , güdümlü olarak , ortaya attığı , sözde demokrasi türü bir seçimden öte gitmedi .
Bu seçim sisteminde , Türklerin seçtiği vekiller , mecliste azınlıktaydılar .
Bu , göstermelik meclis ve seçim .
Çok gitmedi .
Adada , Rumların başlattığı , 1931 isyanı , gerekçe gösterilerek , güdümlü dahi olsa , o meclis feshedilmişti .
Otuz yıl sonra , Ortaklık Cumhuriyetinde , siyasal eşit olarak , o eşit temele dayanan , Cemaat Meclisi ve Temsilciler Meclisindeki oranlara göre , ilk demokratik seçim , 1960 yılında yapıldı .
Kampanya .
“Milliyetçi Cephe “ noktasında , birleşti .
Daha sonra , 1971‘ de olan seçimlerde , kampanyada , Anavatana bağlılık sloganı , etrafında bütünleşti .
74 , Barış harekatından sonra .
Partilerimiz , kampanyalarında , program ve planlarını , anlatmaya başladılar .
Bu , 2003 seçimlerine kadar , devam etti .
2003 seçimleri ile birlikte .
Seçim bildirgelerinde .
Bilhassa muhalefet partilerimizde , ağırlıklı olarak , AB vaatleri ağır basmaya başladı .
Bütün sorunlar , AB’ ne girmekle ortadan kalkacak . Ülke , Osmanlının , Lale devrine dönecekti .
Tüm sorunların , panzehiri , AB olarak görülüyor ve vaatler , AB’ de odaklanıyordu .
Varsa da , yoksa da , AB.
Yaraya , tek merhem , AB.
Bu , nereye kadar , devam etti .
AB’nin , Yunan ve Güney Kıbrıs’ın dümen suyunda olduğunun , farkına varılması ile , AB’nin kampanyalardaki ağırlığı , kuş tüyü kadar hafifledi.
Bazı partilerimiz , hala daha umut olarak , görseler ve gösterseler de , ahaliden , AB ile ilgili , eski memnuniyetlerini almaları , şöyle dursun , tepki almaya başladılar .
2017 , itibarı ile .
AB , umut olarak , Kıbrıs Türk Halkının , umut hanesinden silindi .
AB’ni seçimlerde , bir can simidi olarak gören , partilerimiz de , AB’nin , umut değil .
Kıbrıs Türk Halkı için , yanlı tutumu ve Rum yanlısı tehditleri ile , düşman saflarında olduğunu, geç de olsa anladı ve fark etti .
Geçen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de , eskiden olduğu gibi , AB , yaraya tek merhem olarak , lanse edilmedi .
Dikkat edilirse , bu seçimde de , AB , kampanyalarda , yok gibi .
Tabii , partilerin , seçim bildirgeleri , yayınlandıktan sonra , bunu , daha da net olarak göreceğiz .
Amma .
Gördüğümüz gerçek .
AB’ni , yaramıza merhem olarak görenler .
Şimdilerde , AB ülkelerinde , yanan ateşlerin , milyonların sokağa dökülmelerinin ve Avrupa’nın yangın yerine dönmesinin , nedenlerini , öğrendikleri zaman .
Avrupa’nın , merheminin , kendi yarasına , kifayet etmediğini , acı ama gerçek olarak , göreceklerdir .
Bir yara varsa .
Merhemi de , biz yapmalıyız .
Elin merheminden , bize fayda gelir mi ?
Tarihte , böyle bir ibare bulamazsınız .
Avrupa yıllarca , ABD’nin merhemini , yarasına sürdü .
Bir de , baktı ki , yara kangren oldu .
Şimdi kangreni , tedavi etmeye çalışıyor .
Kangren , sokaklara inmiş.