Bilgi toplumuna yoğun ve hızlı geçişlerin yaşandığı günümüzde, teknolojik yatırımların ülkeler için ne denli önemli hale geldiği kaçınılmaz bir gerçekliktir. Ancak ne denli büyük yatırımlar yapılırsa yapılsın, teknolojiyi işlevsel ve etkili kullanabilecek insan kaynağı olmadığı sürece bilgi sistemleri kendi başına değerli sayılamaz. Bu anlamda öncelikli yatırım, bilgi çağının gereksindiği donanımlara sahip insanı yetiştirebilmek için eldeki teknolojik alt yapıyı en etkin haliyle kullanabilmek yönünde olmalıdır.
Mevcut teknolojik alt yapıyı insan faktörü ile buluşturabilmenin en uygun ve en etkili yapılanışı eğitim kurumları olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü hangi aşamasında olursa olsun eğitimde bire bir insan ilişkisinin zorunluluğu yadsınamaz. Bilgi çağına geçiş ile gündeme gelen eğitim sistemlerindeki değişim/dönüşüm süreçleri, öğrenme kavramını da etkilemiştir; etkilemektedir. Öncelikle öğrenme kavramı, öğrenmenin önemi, öğrenme sürecinin bireylere etkileri incelenmelidir. İnsan davranışlarının temel kazanım süreci olan öğrenme, insanın çeşitli duyumlarının birbiriyle zihinsel bağlantılar kurması sonucu elde edilen ürünlerdir. Birçok öğrenme psikologu, öğrenmeyi yaşantı sonucu gerçekleşen ve az çok kalıcı izli davranış değişikliği olarak tanımlamayı önermektedir. Bilgi çağındaki öğrenme ise pek çok toplumun gündemine hızla taşıdığı çok kültürlülük içinde yaşayabilmenin yolu, farklı din, ırk, etnik köken, dil, cinsiyet gibi kimliklere sahip grupların birbirlerine hoş görü ile bakmayı başardığı durumlar temelinde olacaktır. Bu nedenle çokkültürcü eğitimi, geçmiş deneyimleri, cinsiyetleri, sınıfları, ırkları, etnik kökenleri anlamında, kim hangi kimliği yaşıyor ve taşıyor olursa olsun, bütün öğrencilere eşit fırsatlar, olanaklar, ortamlar sunmayı hedefleyen reformist bir eğitim hareketi olarak nitelendirmek olasıdır.
Bilgi çağının eğitime etkisini incelerken, okulların müfredat programlarında, toplumların (ulusların) eğitim sistemlerinde değişiklik yapmaları gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Çünkü bilgi çağı kendi koşullarını, kurallarını ve anlayışlarını da beraberinde oluşturmakta ve kendi hızına koşut olarak yaygınlaştırmaktadır. Genel anlamda düşünüldüğünde bu çağda yetişen gençliğin çok boyutta sorumluluk alabilen, kendine özgü tutum oluşturabilen, kalıplardan ve klişe yargılardan arınmış, yerel özgünlükleri taşıyabilen bireylerden oluşması amaçlanmalıdır. Sermayenin sanayi olarak genişlemesi, kitle iletişim araçlarının teknolojik ilerlemesi ve yaygınlaşması ile ekonomik, siyasal ve kültürel düzeyde dünya toplumlarının iç içe yoğrulması, yeni birey ölçütlerini oluşturmuştur. Bilgi çağının gelişmelerine göre gereken yeni anlayış, tutum, değer ve davranışlarla donanmış bireyler, eğitim yoluyla yetiştirilecektir. Bu da eğitim sistemlerinin kendini hızla ve nesnel olarak sorgulaması anlamına gelmektedir.
Bilgi çağı ile büyük bir değişim yaşanmaktadır. Eğitimde bilgi teknolojilerinin kullanılması ile daha verimli bireysel öğrenme yöntemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Yaşanan hızlı ve geniş kapsamlı değişimler beraberinde diğer değişimleri de zorunlu hale getirmektedir. Bu anlamda eğitim anlayışları, yaklaşımları ve yöntemleri de değişmek zorundadır. Çünkü günümüzde, iş arayan gençlerde aranan nitelikler arasında yeni bilgi ve becerileri öğrenme beceri ve kapasitesi, girişimcilik ve risk üstlenebilme özellikleri, takım çalışmasında uyumlu ve sorun çözebilme yetkinliği gibi diplomayla kazanılamayacak yetkinlikler istenmektedir. Bu gereksinimler doğrultusunda yeni sistem eğitim alanlarında oluşturulması gereken küryerel eğitim planlamaları ve programlamaları araştırılarak yeni ders alanları oluşturulmalıdır. Günümüzde, örgün eğitimin kalitesi, bilgi ve beceriyi ölçen, buna göre gereken yönlendirmelerle bireyleri destekleyerek ilgi, istek, yetenek ve tutumlara göre kişiye özgü eğitsel hedefler saptama yönünde değildir. Sistem, standartlaştırılmış eleme yöntemi kullanmaktadır; bu da şans ve rastlantısal sonuç alma gibi etkenleri etkili hale getirmektedir. Oysaki eğitim sonrasında bireylerin karşı karşıya kaldığı günlük yaşam, diplomalarla kazanılamayan, çeşitli alanlarda farklı bilgi ve becerileri, geliştirilmiş tutum ve davranışlar olarak istemektedir. Eğitim sürecinde yetersiz donanımlardan kaynaklanan bu bağlantısızlık, bireylerin aranan niteliklere sahip olmadıkları gerçeğini açığa çıkarmaktadır. Eğitim dokümanlarına, eğitim ortamlarına kolay ve hızlı erişim, maliyet sorunlarının çözümlenebilmesi, doğrudan, eğitimin kalitesini belirlemektedir. Küreselleşme sürecinde, eğitim sistemleri de yeniden değerlendirilmeli, plânlanmalı ve sisteme temel bir program hazırlanmalıdır. Bu temel programda, bilgi çağının gereksinim duyduğu birey tipini eğitim çıktısı olarak kazanabilmek için genel özellikleri belirleme hedefi gözetilmelidir.
Buna göre Yeni Sistem Eğitim Alanları kapsamında (açık uçlu bırakılmak koşuluyla) 7 maddelik yeni ders yapıları oluşturulmuştur. Bunlar:
1. Eğitsel Yaratıcı Drama
2. Yaratıcı Düşünme/Düşünmeyi Yönlendirme
3. Kariyer Eğitimi
4. Sözlü ve Yazılı İletişim Becerileri
5. Bilgiyi Plânlama
6. Bilişim Teknolojilerinin Kullanımı
7. Bilginin sunumu
Yeni Sistem Eğitim Alanları, küreselleşme sürecinin bir anlamda sistemlere dayattığı değişim/dönüşüm içinde, küryerel eğitim yapılanışlarına koşut olarak kurgulanan ve yeni eğitim yönelimlerinin incelenmesi ve bu doğrultuda eğitsel gereksinimlerin belirlenmesi sonucunda, bilgi çağı insanının sadece diplomaya değil, çağın gerektirdiği değerler dizgesi bağlamında, bilgi ve bilgiye ulaşma dışında, bilgiyi üretebilme, çoğaltabilme, yayabilme ve işleyebilme özelliklerini de kazandırabilecek eğitimsel ortamlara, eğitimsel fikirlere gereksinim duyduğu gerçeğinden hareketle oluşturulmuştur. Yeni Sistem Eğitim Alanları, Esnek Plânlama Modeline göre küryerel algı ile uygulanması öngörülen yedi ders alanından söz etmektedir ve işlevsel olmaktan uzak, merkezî ve hantal yapıdaki eğitim sistemlerine alternatif oluşturabilecek bir sistemin ön tasarımıdır.
YENİ SİSTEM EĞİTİM ALANLARI , eylül 2009’da yayını için son çalışmalarını yaptığım son 2 kitabımdan biridir. Buu kitabın içeriği ile amaçlanan, değişen dünya ve ülke koşullarında, dar kalıplara ve geleneksel anlayışlarla sıkışıp kalmış eğitim sistemimizin geleceği için alternatif bir tartışma yaratılmasıdır. Aynı bilgi okyanusuna atılan bir bilgi taşı gibi. Bu bilgi taşının yaratacağı dalganın büyüklüğü değil, yaratacağı dalganın tartışılıp tartışılmayacağıdır önemli olan. Temennim bu bilgi taşının arkasından da öncesinde olduğu gibi sürekli taşlar atılmasıdır eğitim sistemimizin içerisine ve değişimin/dönüşümün oluşmasına katkı koymasıdır.
Gelecek günlerinizin sağlıklı, huzurlu, sevgi dolu, verimli, etkili ve gönlünüzün güzelliğince geçmesi dileklerimle, sevgiyle ve dostlukla kalınız…