Anayasasında “laik bir devlet” olduğu yazılı olan ve Anayasadaki ilgili 1. maddenin değiştirilemeyeceği de belirtilen KKTC’de, son günlerde “laikliği hiçlemeye çalışan” kararlar alınıyor ve bu kararlar tüm tepkilere rağmen ısrarla uygulanmaya çalışılıyor!
Anayasasında “laik bir devlet” olduğu yazılı olan ve Anayasadaki ilgili 1. maddenin değiştirilemeyeceği de belirtilen KKTC’de, son günlerde “laikliği hiçlemeye çalışan” kararlar alınıyor ve bu kararlar tüm tepkilere rağmen ısrarla uygulanmaya çalışılıyor!
Geçtiğimiz haftalarda seçmeli din dersleri yerine zorunlu din derslerinin programlarda yer alacağının Sayın Bakan Dürüst tarafından açıklanmasının ardından, bu kez hem de Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından değil de Din İşleri Başkanlığı tarafından Kuran Kursları’nın (kendi deyimleri ile “Yaz Dönemi Din Bilgileri Kursları”) başlatılmış olması kesinlikle kabul edilemez uygulamalardır.
Düşünün bir kere, Bakanlığın “Talim Terbiye Dairesi” hiçbir açıklama yapmadan, herhangi bir ihtiyaç analizi gerçekleştirmeden, program geliştirme çalışmaları organize edilmeden, Din İşleri Başkanı Sayın Suiçmez “gerekli her türlü çalışmaları” Bakanlığa sunuyor ve başta okullar olmak üzere çocuklara kuran kursları açılıyor!
Kendi görev alanları dışına taşan ve ayrıca da Eğitim Bakanlığı görev alanları içerisinde olan eğitim konularına el atarak programlar ve düzenlemeler yapıyor ve bunun kendi görevi olduğunu da vurguluyor Sayın Suiçmez!
Bundan daha da vahimi, Laik bir devlet olan KKTC’nin Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Dürüst, tüm bu gelişmeleri memnuniyetle karşılıyor!
Hatta neredeyse Sayın Suiçmez’i bu çalışmalardaki katkılarından ötürü taltif de edecek Sayın Dürüst!
Bu hafta başında okul müdürünün haberi ve izni olmadan, Akova İlkokulu anahtarları köy muhtarından alınarak Kuzucuk köyü imamı okulda küçücük çocuklara kuran kursu veriyor Laik Devletin okulunda.
Benzeri bir olay bir gün sonra Değirmenlik’te yaşanıyor.
Öğretmen sendikaları temsilcileri olaylara yerinde müdahale ederek durumu protesto ediyor ve kuran kurslarının okullarda yapılmasına ve çocuk yaşlardaki öğrencilerin bu kurslara götürülmesine karşı tavırlarını ortaya koyuyorlar.
Bu iki karardan sonra bu köşede ben ve çeşitli diğer gazetelerde de başka yazarlar, Zorunlu Din Dersleri ve Kuran Kurslarına karşı çeşitli yazılar yazdık. Sendikalar ve bazı siyasi partiler bu konulardaki görüşlerini ve tepkilerini dile getirdiler.
Sayın Bakan Dürüst’ün tavrını ise anlamak mümkün olamadı bugüne kadar. Gün oldu kuran kurslarının bilimsel temeller çerçevesinde verileceğini açıklayarak bilimsellikten ne anladığı konusunda kamuoyunu hayretler içerisinde bıraktı, gün oldu kursların bakanlığın denetiminde sürdürüleceğini belirtti ancak okulların anahtarları dahi okul müdürünün haberi olmadan alındı ve müdüre kurslar hakkında bilgi dahi verilmedi.
Sayın Dürüst ve partisi UBP ekonomik projeleri var diye halka çeşitli vaadler vererek iktidara geldiler tek başlarına ancak ne ekonomik projeleri ne de ekonomik vizyonları olmadığı daha hükümetin 100 günü dolmadan suyüzüne çıktı. Ekonomik konularda halka verdikleri sözler nedeniyle halkın oylarını alan UBP, sözlerinin ve vaadlerinin tam tersini yapmaya başladı.
Ekonomik konularla başedemeyeceğini anlayan UBP, öyle görülüyor ki Sayın Dürüst’ü öne çıkarıp, zorunlu din dersleri ve kuran kursları ile biryerlerin gözüne girmeye ve mesaj vermeye çalışarak hem nemalanmak istiyorlar, hem de karşı çıkanlarla o biryerlerin arasını açmaya gayret gösteriyorlar. Ancak birşeyi unutuyorlar ki o da Kıbrıs Türk Halkının artık kendi geleceğini kendinin kurma arzusu ve kendi ayakları üzerinde durarak ve kendi üretip pazarlayarak yaşama isteğidir. Kıbrıs Türk Halkı onurlu bir Halktır ve böylesi çağdışı ve laiklik karşıtı kararlara pabuç bırakmayacaktır.
Ve Sayın Dürüst, ve Sayın UBP yetkilileri; size Abraham Lincoln’ün bir deyişini hatırlatarak bugünkü yazıma son vermek istiyorum:
“Güvenlikleri için özgürlüklerinden feragat edenler bir gün her ikisini de kaybederler...”