Bilimsel Araştırma sonuçlarına göre zekâ ve yaratıcılık özellikle çocuğun doğuştan getirdiği yeteneklerdir ancak uygun çevre koşulları ve eğitimle her ikisi de keşfedilebilir ve gelişmesine yardımcı olunabilir.
Ayrıca, araştırmalar yüksek düzeyde zekânın, yüksek düzeyde yaratıcılığı garanti etmediğini, yaratıcılıkla zekâ arasında çok yüksek bir korelasyon olmadığını, daha zeki bir bireyin daha yaratıcı bir birey anlamına gelmediğini de göstermektedir.
Öyleyse, zeka ile ilgili çalışmalar süredursun, yaratıcı insan yetiştirme çalışmalarını zekadan bağımsız olarak da düşünüp, eğitim sistemimizde ve toplumsal ilişkilerimizde yaratıcı insan yetiştirme üzerine odaklanmamız oldukça önemlidir.
Yaratıcılık Nelerle İlişkilidir?
Yaratıcılıkla ilgili yapılan çalışmalar sonucunda aşağıda da belirtilen 4 farklı akıcılık alanı belirlenmiştir:
1. Kelime Akıcılığı: Tamamen sözdizimsel akıcılıktır.
2.Çağrışım Akıcılığı: Verilen bir kelimenin eş anlamlarını bulmaktır. Bu da anlamsal yetenekle ilgilidir.
3.İfade Akıcılığı: İfade edilmek istenen anlamı, farklı söz öbekleri veya cümlelerle ifade edebilmektir. Bu da anlamsal yetenekle ilgilidir.
4.Fikirsel Akıcılık: Belli gereksinimleri karşılamak için düşünce üretme yeteneğidir.
Bu yaratıcı yetenekler problem çözme yeteneği olarak genelleştirilebilir. Eleştirel düşünme ile yaratıcı düşünme bu noktada örtüşür. Yaratıcı düşünen kişi iyi bir problem çözücüdür. Yaratıcı problem çözmenin dayandığı esneklikler ise aşağıdaki gibidir:
1. Kendiliğinden Esneklik: Yapması gerekmediği halde bile kişinin düşüncelerinde özgürce gezmesidir. Yaratıcı düşünen birey bir kategoriden diğerine kolayca geçebilir.
2. Uyarlayıcı Esneklik: Olağan dışı bir çözüm gerektiren poblemlerin çözümünde yararlıdır. Problemler bazen geleneksel yöntemlerle çözülebilir görünürler. Fakat bu yöntemler her problem için kullanılmayabilir. Burada meydana gelen, bir alana ait olan bir düşüncenin başka bir alanın problemlerini çözmek üzere uyarlanmasıdır. Parelellik kurma uyarlayıcı esnekliğin önemli bir parçasıdır.
3.Yeniden Tanımlama: Tanıdığımız nesnelerin eski açıklamalarını bir kenara bırakıp onları ya da parçalarını yeni şekiller içinde görmektir. Burada, bilinenden hareketle, yeni ve tümüyle farklı bir çıkarım yapılmaktadır ve bu yeni çıkarım kendi iç mantığında ilk hal ile hem benzeşmemekte hem de her anlamda yeni ve özgün bir anlama karşılık gelmektedir.
Yaratıcılığı Kolaylaştıran Öğretmen Özellikleri
Yaratıcılığı Engelleyen Öğretmen Özellikleri
Yaratıcılığın keşfedilmesi ve geliştirilmesi hedeflenen bir okul ortamı, öğrenenin kendini özgür hissedeceği, bir öğrenme/öğretme ortamı olmalıdır. Yaratıcılık, 2–7 yaşlar arasında dramatizasyon, demostrasyon, yaratıcı drama, rol yapma gibi tekniklerle geliştirilebilir. Bu yaşlar, somut işlemler dönemine denk düştüğünden eğitsel oyunlar eğitim ortamında sıkça kullanılmalıdır. 11–15 yaşlarında ise çocuk soyut işlemler dönemine girmiştir. Bu dönemde şiir, öykü, anı yazma, resim yapma, bilimsel düşler kurma ve geliştirme daha baskındır.
Yaratıcı düşünmenin geliştirilmesi için neler yapılmalı sorusunun yanıtını tartışmaya geçmeden önce, yaratıcılığı betimleyen özelliklerin belirtilmesi yararlı olacaktır. Perkins (1991, aktaran Doğanay, 2002) bu nitelikleri şöyle sıralamıştır:
· Yaratıcılık yoğun bir istek ve çaba gerektirir. Yaratıcı ürünler genellikle yoğun bir istek ve hazırlığın sonunda ortaya çıkar. Yaratıcılıkta hayal ve esin kaynağı gerekliyse de istek ve çaba olmaksızın sonuca ulaşmak olanaklı değildir.
· Yaratıcılık dışsal güdülenmeden çok içsel güdülenme gerektirir. Dışsal uyarıcı ve ödüllerin başarı üzerindeki etkisi çok az ve geçicidir. Örneğin, daha yaratıcı ürünler genelde yarışmalar sonunda değil, özgür ortamlarda oluşur. İçsel güdülenme, insanın içindeki görünmez enerjiyi bir amaç doğrultusunda daha etkili ve sürekli olarak harekete geçirebilir.
· Yaratıcılık düşüncelerin yeniden şekillendirilmesini gerektirir. Yaratıcı ürünler genelde daha önce görülmemiş ilişkilerin görülmesi ve yeniden kurulmasıyla oluşur. Bazen yaratıcı ürünler birbirinin karşıtı olan anti tezlerin birleşiminden doğabilir. Bu yüzden, yaratıcı kişilerin zihinlerinde sınırlayıcı bir kalıplaşma olmamalıdır.
· Yaratıcılık bazen yoğun çalışmaların sonunda, zihnin serbest olduğu bir anda oluşabilir. Yoğun bir çalışmanın sonunda, zihnin başka sorunlarla uğraşmadığı ve yalnız kalınan bir ortamda yaratıcı düşüncelerin akışı gerçekleşebilir.
· Yaratıcılık zihnin orta noktasından çok uç kısmında çalışmayı gerektirir. Zihnin çözümüne alışık olduğu ve kolaylıkla baş edebileceği sorunlar genellikle yaratıcılığı doğurmaz. Tersine çözümü güç olan ya da olası olmayan sorunlar yaratıcılığın gelişimine katkı sağlarlar.
Veri toplama güçlüğüne karşın, günümüzde bilginin artan hızda üretimi ya da kolayca ulaşılabilir olması da yaratıcılık uğraşısının rolünü azaltmamaktadır. Çünkü hazır olan veya yeni üretilen bilginin de doğrulanması, yorumlanması ya da kullanılarak yeni sentezlere ulaşmada yaratıcılığa gereksinim duyulmaktadır. Üstelik bilgi çağında bilgi üretme ve bilimsel çalışmaların uluslararası boyut kazanmasıyla yaratıcılık ve yeniliklere açık olma daha da büyük önem kazanmıştır.
Eğitimin amacı, diğer kuşakların yaptıklarını yinelemek yerine, bunların üzerinde yeni şeyler yapabilme yeteneği olan insan topluluklarını oluşturmaktır. Piaget'ye göre yaratıcı, buluşçu, keşifçi insanlar denetleyici bir kafaya sahip olan ve kendilerine sunulan her şeyi olduğu gibi kabul etmeyen insanlardır. Medawar (1996), iyi bir hoca açısından öğretme, nispeten önemsiz bir şey olan olgulara ilişkin bilgileri nakletmek yerine, düşünceyi ve okumayı yönlendirmeli ve de olgular üzerinde kafa yormayı (yaratıcılığın alt yapısını) teşvik etmelidir; görüşüyle desteklemektedir. Bu bağlamda şu sorular sorulabilmelidir:
Eğitim ortamı, insanlara meslek disiplini sınırlarını aşma, yaşama öncelikle evrensel bakış çerçevesinde ve sahip olduğu yaratıcı potansiyelin eklemlendiği bilimsel bir tavırla yaklaşma olanağı sunmalıdır. Eğitim alanında öğrenenin yanında öğretmenin de yetiştirilmesinde yaratıcılık, düşüncede esnekliği sağlamak üzere, vurgulanmalıdır. Çünkü akademik kadronun öğrenene, öğretmek iddiası yerine öğrenen ile birlikte öğrenmesi yani bilgi üretme çabasında olması gerektiğini öne sürmektedir.
Yaratıcılık üzerine daha çok şey söylenebilir ve yazılabilir.
Ülkemizde de yaratıcı insan yetiştirme konusunda artık bilimsel yaklaşımlar kullanılarak öğretim programları hazırlanmalı ve okullarımız bu anlayışlara göre tesis edilmelidir. Burada önemli olan esas konu ise öğretmen eğitimlerini ve hizmet içi eğitim çalışmalarının planlı-programlı ve hedefli yapılmasının önemidir temel alınan vizyon çerçevesinde.
Bu ülke insanının hakettiği eğitim sistemi kesinlikle şu an uygulanandan çok daha ileri boyuttadır ve yaratıcılık eğitimi mutlaka okullarımızda yer almalıdır.