Geçtiğimiz hafta Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı ilk ve orta dereceli okullarımız açıldı açılmasına da maalesef sorunlarla başladı 2009-2010 eğitim öğretim yılı. Sorunların büyük bir kısmı da plansızlıktan kaynaklanan sorunlar.
Düşünsenize 9 okulun müdürü yok ve tam 21 tane de müdür muavini eksik okullarımızda. Yüzü aşkın da öğretmen eksiği var halen bunca mezun öğretmen işssizimiz varken.
Bir okul düşünün ki müdürsüz açılıyor. Programlar, okul hazırlıkları, öğrencilerin okula hazırlıkları, öğretmenlerin okul başlamadan yapacakları bireysel ve toplu hazırlıklar, okul yönetim politikalarının öğretmen ve velilerle paylaşılması demek ki hiç yapılamamış bu müdürsüz 9 okulda!
19 Nisan seçimleri sonrası Mayıs ayında kurulan hükümetin Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’na yetmemiş anlaşılan 4 aylık süre okullarımıza müdür ve müdür muavini kadrolarını doldurmak için!
Onlarca okul neredeyse tadilatlardan dolayı birer şantiyeyi andırıyorlar okulların açıldığı bu ilk günlerde. Öğrenciler için hiç de güvenli bir ortam değil bu inşaatlar süren okullar ve hatta tehlikeli de. Hükümetin kurulmasından bu yana geçen 4 ay bu tadilatların ve ek dersliklerin yapılmasına yetmemiş anlaşılan.
Bunları yazıp söylediğimiz zaman da UBP’li yöneticiler hala diyorlar ki geçmiş yıllarda da sorunsuz okul açılan bir dönem oldu mu ki bizleri eleştiriyorsunuz!
Zaten sorun da burada değil mi? Onyıllardır hükümet eden UBP, geçmiş dönemlerde yaterince kalıcı ve geleceği planlayarak yatırım yapmadıklarından dolayıdır ki sorunlar yığınsal bir duruma gelmiş ve çözümleri için kısa-orta ve uzun vadeli planların ivedi olarak yapılması kaçınılmaz olmuştur.
Artan öğrenci sayılarını karşılayacak yeterince derslik ve okul yapılmadığından ve öğretmen istihdamları da sendikalarla bakanlık arasında uzlaşı ile belirlenmesine rağmen asgaride bile münhal açılmamış olması nedeniyle hem okullarımız öğretmensiz açılmış hem de onlarca okulda sınıflardaki öğrenci sayıları çağdaş düzeyde eğitim yapılabilecek sayının çok çok üzerine çıkmıştır.
Birçok okulda bir sırada 3-4 öğrenci oturur duruma gelmiş!
Okullarımızdaki öğretmen ve yönetici eksiklikleri olsun dersliklerin yetersizliği olsun, tamamen Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndaki plansızlığın bir sonucudur yaşanan sonuçlar.
PROGRAMLARDAKİ SIKINTILAR
Tam Gün Eğitim hedef ve söylemleri ile göreve başlayan Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı, ilk iş olarak ortaokullardaki haftalık ders sayısını 36’dan 35’e düşürürken, liselerde de 37’den 35’e bir düşüş yaratmıştır ki böylelikle kendileriyle çelişir duruma gelmişlerdir.
İngilizcenin önemini vurgulayarak göreve başlayan UBP’li Eğitim Bakanlığı bir şaşırtıcı adımı da Ortaokullardaki İngilizce haftalık ders saatlerini 7 saatten 6 saate düşürerek yapmıştır. İngilizce dersindeki sorun bununla da bitmiyor ve bu kez de ilkokuldan liseye kadar okutulan tüm İngilizce ders kitapları değiştirilmiş ve bu yapılırken de hiçbir bilimsel analiz yapma ve sonuçlar değerlendirilerek bir değişime gitme gereği dahi duyulmamıştır. Buradaki bir başka sorun da yeni seçilen İngilizce ders kitaplarının kaldırılan kitapların düzeyinden düşük olmasıdır ki bu nasıl izah edilecek merak konusudur.
İngilizce gibi matematik dersinin de haftalık ders sayısı 5’ten 4’e düşürülmüş ancak müfredatta herhangi bir değişklik yapılmamıştır. Yani geçtiğimiz yıllarda haftada 5 saatle yürütülen matematik ders programı şimdi 4 saatte bitirilmeye çalışılacaktır! Bu değişiklik de kesinlikle izah edilebilecek bir değişklik değildir.
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin gerek seçmeli durumdan zorunlu ders durumuna getirilmesi gerekse de programlarının ülkemizde yapılmamış ve kitapların da burada yazılmamış olması nedeniyle ortaya laik devlet anlayışımızla uyumlu olmayan bir durum çıkarmıştır. Yaz aylarında Eğitim Bakanlığı ile Din İşleri Başkanlığı bir protokol imzalamışlar ve küçük çocuklara kuran kursları (yaz dönemi dini bilgiler kursları) düzenlenmesini kendilerince belirttikleri ihtiyaçlardan dolayı hayata geçirmeye çalışmışlardı. Ancak bu ihtiyaçlar hiçbir şekilde bilimsel yollarla toplanan verilerden oluşmamış ve var olduğunu iddia ettikleri ihtiyaçlara yönelik herhangi bir müfredat çalışması da yapılmamıştır.
Kıbrıs Tarihi kitaplarında da UBP hayli iddialı bir şekilde geçtiğimiz hükümet döneminde kendi uzman ve öğretmenlerimiz tarafından yazılan ve bütün dünyanın takdirini kazanan kitapların basımını durdurmuş ve 3 ay gibi kısa bir zaman içerisinde Kıbrıs’ta yaşamayan ve Kıbrıs’ta hemen hiç toplantı dahi yapmayan komisyon üyelerine Kıbrıs Türk Tarihi isimli yeni kitaplar yazdırmıştır hedefrleri ve ilkeleri belirtilmeyen. İlk incelemelerde görülen yeni hazırlattırılan kitapların sunum şekillerinin ve formatlarının öncekilere benzediği ancak içeriklerinde tamamen eskiye dönüşün sinyallerinin olduğudur. Kaçınılan tek şey aşırı şoven söylemlere yer verilmemesi olmasına rağmen yeni hazırlattırılan kitaplar ne sosyal ve kültürel tarihimizi içermekte, diğer taraftan da kurnazca 2004 öncesi yıllarca okutulan kitapların içeriğine dönüştürülmektedir. Tarih kitapları ile ilgili kısa süre içerisinde daha detaylı bir makaleyi siz sevgili okuyuculara sunmaya çalışacağım.
ÖĞRETMENLİKLE İLGİLİ BAZI SIKINTILAR
Son 5 yıldır öğretmenlerin yeni eğitim- öğretim yılına hazırlanmaları amacı ile okullar açılmadan öğretmenlere verilen hazırlık ödenekleri bu yıl maalesef okullar açılmış olmasına rağmen hala daha verilmemiştir. Bilindiği gibi 5 yıl önce asgari ücretin 1.5 katı olarak verilen bu hazırlık ödeneği, geçtiğimiz hükümet döneminde 1.75 katsayısı na yükseltilmiş, şimdiki UBP döneminde bu katsayının da ne olacağı maalesf halen duyurulmamıştır.
Yine son 3-4 yıldır geçici öğretmenler okullara görevlendirilirken sınavlardan alınan puanlamaya göre yapılan sıralama kullanılarak bu görevlendirmeler yapılırken, şimdi UBP döneminde bu görevlendirmeler UBP’li olma şartı ile yapılmaya başlanmıştır ve bu da kamuoyunu oldukça rahatsız etmektedir.
SON SÖZLER
UBP hükümeti eğitim sisteminde almış olduğu kararlarla bilimsellikten uzak bir yöntem izlemekte ve halkın gözünü boyamaya çalışmaktadır.
Söylemleri ile eleştirileri dikkate aldığı izlenimini yaratan Eğitim Bakanlığı hemen her konuda kendi bildiğini yapmakta ve özellikle de partizanca işlere imza atmaktadır.
KTEV ile okulların kantinlerini işletme üzerinde dahi sıkıntılar yaratan Eğitim Bakanlığı’nın kantin işletmelerini dahi partizanca yaptıkları ileri sürülmekte ve konu yargıya intikal etmiş duruma gelmektedir.
Ülkemizde ekonomik kriz nedeniyle sıkıntı yaşanmasına rağmen ders kitaplarının basımı dahi ülke insanlarımıza verilmemekte ve ülke dışındaki matbaalarda bastırılmaktadır. Lefkoşada 39 dönümlük bir arazi TED Vakfına ilkokuldan liseye kadar okul açması için verilmekte ve öğretmenlerini dahi ülke dışından getirmelerinin önünü açmaktadır UBP ülkemizde binlerce öğretmen işssiz bir durumdayken!
UBP hükümeti döneminde işbaşında olan Eğitim Bakanlığının partizanca uygulamalardan vazgeçmesi ve çalışmalarını da bilimsel temellerde yürütmesi ülkemiz eğitimi için oldukça önemlidir ve halkın da beklediği budur. Özellikle son 5 yıldır eğitim sisteminde atılan çağdaş adımların ileri götürülmesi ve katılımcılıkla paylaşımcılığın dikkate alınması en büyük temennimizdir ve bu UBP’nin geleceğimiz için yapması gerekendir bilimsellik ve çağdaşlık temellerinde.
.............................................................................................................................................................
Bugün bayramın ikinci günü. Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar mutluluklar dilerim...Sevgiyle ve dostlukla kalınız....