Yaşamdan ve Eğitimden İzdüşümler

Öğrenmenin uzun soluklu ve yaşamın her alanında, her düzeyinde gerçekleşen bir ekinlik olduğunu biliyoruz.

Öğrenmenin uzun soluklu ve yaşamın her alanında, her düzeyinde gerçekleşen bir ekinlik olduğunu biliyoruz. Benim kuşağım, bilgisayarla ve teknolojinin baş döndüren hızıyla çok geç  tanışsa da, bugün ilkokulda okuyan öğrenciler bu teknolojinin içine doğan gencecik fidanlardır. Aradaki bu uçurumu nasıl ve ne yönde ülkemizin lehine çevirebileceğimizi sorgulamamız kanımca çok önemlidir. Bu ise bilgi transferinin akışıyla anlamlı bir fark yaratmakla sağlanabilir.

 

Eğitimin amacı, etkili ve faydalı, işlevsel ve güncel, dayanıklı ve kullanılışlı bilgileri vermektir.

Dayanıklı ve kullanışlı bilgi, kavramlardan oluşan düşünce parametreleridir. Bunlar belirli formlar içinde uzun bellekte saklanır ve gerektiğinde bir problem çözümü sürecinde transfer edilir.

Etkili ve faydalı bilgi, kullanılışları ile birlikte öğrenilmesi şart olan bilgidir. Bilgi, değerlendirme ve kararları daima kolaylaştırır.

Eğer problem olan konu alanını etkileyen koşullar, parametreler hakkında yeterli derecede olgu biliniyorsa, o zaman hiçbir değerlendirme ve çıkarımda bulunabilme, zor değildir. Neyin öğrenilmiş olduğunu, öğrenme süreci sırasında yapılmış olan şeyler belirleyicidir. Anlamlı bir çerçevenin, bir oluşumun dışında öğrenilmiş olgular, boş ve yaşamın pratiğinden yoksun bilgiler olarak saklanırken; problem çözme süreçleri içinde öğrenilen olgular, bundan sonra karşılaşılacak problemlerin çözümünde her an kullanılmak üzere dinamik bilgiler olarak saklanmaktadır. Doğal olarak, dinamik bilgilerin, yeni bilgiler, kavramlar oluşturmada transferi daha kolay ve etkin olmaktadır.

 

Özgün olmayı anlamak ve uygulamak biçimindeki yaratıcı düşünme öğrenilebilir; fakat bunu gerçekleştirebilmek ve uygulayabilmek için iki temel koşul yerine getirilmelidir. Bu koşullardan birincisi, kişinin gündeminde giderilmesi gereken bir gereksinimin, aşılması gereken bir zorluğun bulunması durumudur. İkinci temel koşul da gündemde esas olgu ve ilkelerle ilgili bir bilgi ve anlayışın bulunması zorunluluğudur. Bunun tersi bir durumda yaratıcı düşünme güçlü bir olasılıkla gerçekleşmeyecektir. Çünkü motivasyon ve bilgi, yaratıcı düşünmenin vazgeçilmez ön koşullarıdır. Öğrenenlerin, özgün olmayı öğrenmek isteğini harekete geçirmek için merak duymaları gerekir. Bunun için de öğrenenin belli bir belirsizlik durumu ile karşı karşıya gelmesi zorunludur. Öğretmen, öğrenenlere merak uyandıracak nitelikte sorular sorabilmeli, problem kurabilmeli ve durumlar yaratabilmelidir. Öğrenenlerin temel yapıları keşfedebilmeleri için öğrenme sürecine aktif katılmaları sağlanmalıdır. Çünkü öğrenenleri harekete geçiren güdü merak, başarılı olmak ve birlikte çalışmakdır. Toplu öğrenme, durağanlık, zaman esasına dayalı sınıflar, soyutlanma ve bürokratik yapının, değişime uyum sağlanmasında önemli engeller olarak ortaya çıktığı değerlendirilmelidir. Okulun dış çevresini, aile, ailenin çevresi, arkadaş çevresi ve çeşitli toplumsal kurumlar oluşturmaktadır. Okul çevresi ile bu dış çevre arasındaki iletişim ve etkileşim, okulun değişiminde başlıca dinamikleri oluşturmaktadır. Kullanılan eğitim kaynakları da oldukça önemlidir. Geleneksel eğitim sisteminde en çok kullanılan eğitim kaynakları, yazılı materyaller, özellikle ders kitaplarıdır. Öğrenenlerin ilgilerine göre veya işbirliğine dayalı öğrenmeye göre kaynak kullanımı oldukça yetersizdir. Öğrenme merkezinde öğretmen ve ders kitapları vardır. Öğretmen odaklı ve öğretme stratejisine dayalı bu sistemin (eğitim çevresinin) genel bir değerlendirilmesi yapıldığında, başlıca parametreleri şöyle açıklanabilir: Temel rol öğretmendedir. Öğretmen aktif, öğrenen pasiftir. Öğretmen bilgi kaynağı ile öğrenci arasında aracıdır. Öğrenme ortamı sınıfla, dershanelerle sınırlıdır. Geleneksel yapıda, ceza, tehdit, otorite baskısı vardır. Temel kaynak öğretmen ve ders kitabıdır. Zaman çizelgeleri kesin ve belirlidir; 1 yıl oarak plânlanan bu süreçlerde esneklik yoktur. Öğretmene bağımlılık vardır. Ezberleme, temel öğrenme biçimidir. Sözlü ve yazılı iletişim, dersler kapsamında ve derslerle sınırlıdır. Ders kitaplarındaki bilgilerin ölçülmesi ve değerlendirilmesine dayandırılan, tek doğrulu sınav sistemleri kullanılmaktadır. Disiplinler arası bilgi transferi yetersizdir.

 

Oluşturulacak yeni eğitim programlarındaki sistemin, vizyon parametrelerinin nasıl olması gerektiği açıklık kazanmaktadır. Bunları şöyle sıralamak olanaklıdır: Birey ve ekip çalışmasına odaklıdır. Bütüncül yaklaşımı sağlayacak etkileşimli açık sistem olmasıdır. Sistemin bilgi gereksinimlerini karşılayabilecek dinamik süreçlerin oluşturulmasıdır. Sistemin döngüsünü sağlayacak mekanizmaların ayrıntılarıyla belirlenerek işler hale getirilmesidir. Sistemin varlığının, dinamik koşullarda sürdürülmesini sağlayacak kontrol ve geri besleme gereksinmesini sağlayabilir durumda olmasıdır. Yaratıcı düşünme sürecindeki zihinsel hiyerarşi modelinin öğretilmesi amacıyla, kurs, panel, konferans gibi eğitsel etkinlikler yaşam boyu öğrenme kapsamında ele alınmalıdır. Yaratıcı düşünmeyi engelleyen, sistemdeki yakınsak düşünce alışkanlıklarının giderilmesi için ıraksak düşünme biçimi sistem içinde desteklenmelidir. Öğrenen, öğretmen ve yöneticiye bireysel gelişim için gerekli zaman verilmeli ve kişisel gelişimi destekleyen çeşitli ortamlar sunulmalıdır. Özgün kavram ve/veya fikirlerin yatay iletişimle paylaşımın sağlanabilmesi için bilgi paylaşım ortamları oluşturulmalıdır. Eğitsel etkinlikler, drama, satranç, düşünce kulübü gibi etkinliklerle yaratıcı düşünmeyi geliştirme yönünde, yeniden yapılandırılmalıdır. Sistemin bilgi yapılanmasını, özelleştirilmiş bilgi üretilmesini sağlayabilecek ar-ge uygulamaları kurumsallaştırılmalıdır. Sistemin öğrenme hızını dikkate alan, program, hedef ve düzey standartları dinamik olarak güncelleştirilmelidir. Yaratıcı eğitim sisteminde öğretmenlerden beklentilerle ilgili parametreler, öğretim uzmanı, güdüleyici, lider, danışman ve model oluşturulmasını sağlayacak şekilde yapılandırılmalıdır. Yeniden yapılandırılacak olan eğitim modelinin, kişisel araştırmayı, ekiple öğrenmeyi, hızla değişen içerik ve çeşitliliğini sağlamalıdır. Bilgiye erişimi ağ ortamında sağlayacak bilişim teknolojilerinin kullanımı artırılmalıdır. Geleneksel sınıflar ekip çalışmasına olanak verecek şekilde laboratuvar ortamına dönüştürülmelidir. Laboratuvara dönüştürülemeyecek sınıflar yeni modelin gereklerine göre kullanılabilecek (psiko-drama, materyal hazırlama sınıfı vb.) uygulamalarına olanak verecek şekilde yeniden projelendirilmelidir. Fen ve sosyal grubu derslerin pilot programlara dönüştürülmesiyle, bilgi kavramsal düzlemden dayanıklı, işlevsel bilgi boyutuna taşınmalı ve disiplinlerarası eğitim transferi gerçekleştirilmelidir. Katı, önceden belirlenmiş ve toleransı olmayan zaman çizelgeleri esnek hale getirilerek, sınıf ortamı dışında uygun eğitim ortamları yaratılmalıdır. Özellikle öğleden sonraki zamanlar, projelendirilmiş ekip çalışmasını ve bireysel/eğitsel gelişim programlarını destekleyecek şekilde tahsis edilmelidir. Kitlesel eğitim yanında, bireysel gelişmelerdeki performansları güdüleyeci, seçici ve destekleyici yaklaşımlar sistemde benimsenmelidir. Dil eğitiminin, destekleyici işlevi, eğitim programına yansıtılmalıdır. Yatay entegrasyon, okul dışı sistemlerle de sağlanmalıdır. Öğretmenlere ve yöneticilere duygudaşlık sağlayabilmeleri ve kişisel vizyon gelişimi için psiko-drama eğitimi verilmelidir. Sınav sistemi, bireysel ve ekip çalışması bazında ıraksak düşünmeyi teşvik edecek ve yaratıcı düşünme becerilerini ölçme ve değerlendirmeye olanak verecek şekilde yeniden ele alınmalıdır. Ekip çalışmasını ve bireysel yaratıcı düşünme sürecini destekleyecek ödüllendirme sistemleri oluşturulmalıdır. Pilot programlara göre hazırlanmış yazılı kaynakların yanında, öğrenenin dayanıklı bilgi boyutundaki üretim sürecini destekleyecek, çalışma, örnek olay ve problem kitapçıkları hazırlanmalıdır. Yaratıcı tasarım ve eğitimsel öngörü sürecini destekleyecek pilot programların ve sistemin yeniden tasarımında zihinsel hiyerarşik model dikkate alınmalıdır.

Bir tek şeyden yılmamalıyız diye düşünüyorum ve bunu her yerde her zaman yinelemekteyim; eğer bir toplum, bir ulus, bir halk, geleceğini anlamlı, kalıcı ve değerlerine sahip çıkarak kurmak, yaşatmak ve devamlılık içinde yaşamını sürdürmek istiyorsa, önce eğitime, fikren ve mali destek olarak yatırım yapmalıdır. Emperyalizm ve faşizm önce eğitim ve eğitimin her türlü bağlantılarını kontrol ederek yaşamları işgal ve ipotek altına almıyor mu? Ben de hepimiz tarafından oldukça bilinen bir sözü burada bir kez daha anımsatmak istiyorum:  “Sen yanmazsan, ben yanmazsam, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?” Kanımca aydın olabilmenin aydınlatabilme sorumluluğu başat olmalıdır.

Sağık ve dostlukla kalınız
Bu haber 99 defa okunmuştur

:

:

:

: