Öğretmenin, öğretmenlik mesleğine ve insana karşı tutumu, onun yaratıcı bireyler yetiştirip yetiştirmemesindeki belirleyicilerden birisidir. Öğretmenlerin, eğitim-öğretim ortamında çocukların yaratıcılıklarını desteklemeleri için, öncelikle kendilerine ilişkin olumlu benlik algısına sahip olması gerekir. Kendine güveni olmayan, insan değerlidir ilkesini yaşam felsefesine dönüştürmeyen, tek tip ders kitabı dışında arayışı olmayan bir öğretmen, yaratıcılığın önündeki en önemli engellerden birisidir. İnsan denildiğinde farklılık anlaşılmalıdır. İnsanlar birbirlerine benzemezler. İnsanlar birbirlerinden farklı düşünüp, olgu ve olayları birbirlerinden farklı algılarlar. İnsanın sosyal yaşamındaki zenginlik ve çeşitliliğinin kaynağı insanın farklılığıdır. Bu farklılıkları, temelde kültürel farklılık, dil farklılığı, bilişsel farklılık, duyuşsal farklılık, fiziksel farklılık olarak ele almak mümkündür. Bu farklılıkların olmadığı bir dünya, insanın her an aynada kendini seyretmesi gibi bir şey olurdu. Bu ise sıkıcıdır. Monotondur. Zevk ve heyecandan uzaktır. Öyle ise bir insanın, bir başkasını kendisine benzetme çabası insanın insana yaptığı en büyük kötülüktür. Çünkü yaşam sıradanlaşacak, ritim ve çeşitliliğini kaybedecektir. Öyle ise, insan olmak demek farklı olmak demektir. İnsan değerliliğinin ölçütlerinden biri de, insanın farklılığıdır. Eğer, insan değerlidir deniliyorsa, yapılması gereken şey farklılığı benimsemek, onaylamak ve teşvik etmektir. İnsan kendisine benzeyeni elbette ki sever, önemli olan benzemeyeni sevmektir. İnsanın amacı, farklı olanı aramak, bulmak, sevmek ve ondan beslenmektir (Yapıcı, 2005).
Yaratıcılığın öğrenenlere olumlu ve anlamlı yansıyabilmesinin en önemli koşullarından biri de öğretmen davranışlarıdır. Öğretmen davranışları okul öncesinde de okul döneminin her aşamasında da benzer ve temel etki düzeyine sahiptir. Kişilerin kendi potansiyellerini fark etmeleri ve/veya kişisel kapasitelerini algılayarak bunu geliştirmeye çalışmaları öğretmen desteği ve cesaretlendirmeleri ile daha çabuk gelişebilmektedir. Yaratıcılığı kolaylaştıran veya engelleyen öğretmen davranışları temel olarak aşağıdaki gibi belirlenmektedir (Chambers,1973).
Yaratıcılığı Kolaylaştıran Öğretmen Özellikleri
*Öğrenenleri bir birey olarak kabul etme ve öyle davranma;
*Öğreneni özgür olmaya özendirme;
*Öğrenenlere iyi bir model olma;
*Heyecanlı olabilme;
*Öğrenenleri eşit kabul edebilme;
*Öğrenenleri doğrudan ödüllendirebilme;
*Öğrenene ilgi gösterme;
*Sürekli okuyan kişiler olabilme;
*İkili ilişkide kolay iletişim kurabilme becerilerine sahip olmadır.
Yaratıcılığı Engelleyen Öğretmen Özellikleri
* Öğrenenin cesaretini kırma;
* Kendine güvensizlik nedeniyle, öğrenende güvensizlik oluşturma;
*Aşırı eleştiren tutumlar;
*Davranışlarında bir uçtan diğerine gidip gelen, tutarsızlıklar;
*İçinde bulunduğu duruma karşı heyecanı ve hevesi olmayan tavırlar;
*Düz okumayı vurgulayan ve yeterli bulan;
*Dogmatik ve katı tavırlar;
*Alanla ilişkisini sürdüremeyen;
*Genelde yetersiz olma;
*Dar ilgileri olan, gelişmelere kapalılık;
*Sınıf dışında tartışma ve konuşma yeteneği olmayan kişilerdir.
Yaratıcı Düşüncenin Okulda Geliştirilmesi
Okul ortamı, öğrenenin kendini özgür hissedeceği, bir öğrenme öğretme ortamı olmalıdır. Yaratıcılık, 2–7 yaşlar arasında dramatizasyon, demostrasyon, yaratıcı drama, rol yapma gibi tekniklerle geliştirilebilir. Bu yaşlar, somut işlemler dönemine denk düştüğünden eğitsel oyunlar eğitim ortamında sıkça kullanılmalıdır. 11–15 yaşlarında ise çocuk soyut işlemler dönemine girmiştir. Bu dönemde şiir, öykü, anı yazma, resim yapma, bilimsel düşler kurma ve geliştirme daha baskındır. Bu dönemde de bu tür etkinliklere yer verilmelidir.
Beş-yedi yaş arasında çocuğun kişilik yapısı ortaya çıkmaya başlamaktadır. Çocuk, kendi kültüründeki sembolleri öğrenmiştir. Sık sık kendi kendine olan ve ilgisi belli sembollerde yoğunlaşan çocuk, hayali oyunlarda güçlü duygusal deneyimlerle kendini anlatırken, kendi kendine yepyeni bir dünya oluşturur. Bu yaştaki çocukların çoğu düşsel bir dünyanın gerçek yaratıcılarıdır ( Ülgen, 1997).
Edwards ve Springate (1995) makalelerinde, bu yaş grubundaki çocukların yaratıcılıklarının ortaya çıkarılması için sınıf ortamının şu şekilde düzenlenebileceğini vurgulamakta ve zaman, yer, malzeme, iklim ve durumlar alt başlıkları altında konuya açıklık getirmektedirler.
* Zaman: Yaratıcılık zamanı takip etmez. En iyiyi ortaya çıkarmak için çocuklar geniş ve acele ettirilmedikleri bir süreye ihtiyaç duyarlar.
* Yer: Bitirilmemiş işleri tamamlamak için bir sonraki günde devam edebilecekleri bir yere ihtiyaçları vardır. Kıraç bir çevre yaratıcı bir iş için yeterli değildir. Doğal ışığı olan, renklerin uyumlu olduğu, rahat, sadece kendi işlerinin değil arkadaşlarının hatta öğretmenlerinin, yetişkin sanatçıların ürünlerinin bulunduğu, çocuğa uygun ölçüde bir ortam onun çalışması için gereklidir.
* Malzeme: Çok fazla para harcamaksızın öğretmenler kaynak malzemeler edinebilirler. Bu malzemeler her türden kâğıt malzemeler, yazım ve çizim araçları, düğme, taş, kabuk, boncuk ve tohum gibi yapım malzemeleri, hamur, kil gibi heykel malzemeleri olabilir. Çocuklar bu malzemelerin seçimine örgütlenmesine yardımcı olunduğu takdirde üretici olabilir ve hayal güçlerini kullanabilirler.
* İklim: Sınıf atmosferi cesaretlendirmenin olduğu ve hataların, risk almanın, yeniliğin, dağınıklılığın, gürültünün ve özgürlüğün kabul edildiği bir şekilde olmalıdır. Bu bir kargaşa ve sıkı kontrol durumu değil her ikisinin ortasında bir durumdur. Öğretmenler de sınıf ortamında sanatsal etkinliğe kendi becerilerini ortaya koyarak katılmalıdırlar.
* Durumlar: Çocukların en iyi ve en heyecan verici işleri, kendileri ile iç ve dış dünyalarının karşılaştığı durumlarda ortaya çıkar. Bu yolculukta öğretmen rehberlik etmelidir.
Öğretmenler, yaratıcı düşünen bireylerin ortaya çıkmasına uygun zeminler hazırlayabilirler. Bu da en güzel çocukluk çağlarında yapılabilir. Çocuklar ön yargılar ve katı dünya görüşleri ile engellenemezler. Onlar doğal olarak meraklı ve doğal problem çözücüdürler. Bu da kendiliğinden ve uyarlayıcı esnekliği cesaretlendirmek özgünlüğü ve geleneksel olmayan yorumlamaları ortaya koymak için uygun bir ortamdır. Bireyin yaratıcılığı, çocukluk ve gençlik döneminde olaylara, nesnelere ve olgulara ilişkin sorular sormaları, dış dünya ile kendi duygu ve düşüncelerini etkileşime sokmaları ile gelişir ve ortaya çıkar. Yaratıcı bir zihin yapısına sahip kişiler orta yaşlılık döneminde bu yeteneklerinin en olgun ürünlerini veririler. Yaratıcılık için kesin bir yaş sınırı ortaya koymak güçtür. Öğrenme ve öğretme ortamları öğrenenin yaratıcı davranışlarını geliştirecek biçimde düzenlenmelidir. Bunun için öğretmen, anne babalar, çocukların çok boyutlu düşünmelerini sağlamak için uygun strateji, yöntem ve teknikleri eğitim ortamında kullanmalıdırlar. Yaratıcı düşüncenin oluşması için buluş yolu, araştırma, soruşturma ve tam öğrenme stratejileri, güdümlü tartışma, örnek olay, gösterip yaptırma yöntemleri, küçük ve büyük grup tartışması, münazara, yaratıcı drama, gösterme, yaptırma, deney, gözlem, beyin fırtınası, problem çözme gibi teknikler eğitim ortamında işe koşulabilir. Öğrenenin problemin farkına varmasına, onu anlayıp sınırlamasına, denenceler kurmasına ve diğer kişilerle birlikte çalışmasına imkân ve fırsat verecek şekilde eğitim ortamları düzenlenmelidir. Aynı zamanda yeni düşünceler kurmalarını, sistemler üretmelerini engelleyen kültürel değişkenler ortadan kaldırılmalıdır. Öğrenen, özgün, yeni ve tutarlı ürün koyduğunda, bu, pekiştirilmelidir. Oysa genel eğitim yapısında ve kültürel yapıda, bu tür düşünce ve davranışlar hemen hemen her yaşta ve ortamda engellenmektedir. Özellikle üstün yetenekli çocuklar, bu konuda en çok zarar görenler olduklarından, onlar için ayrı eğitim programları hazırlanmalıdır. Öğrenenler, eğitim ortamında sürekli desteklenip yüreklendirilmelidir. Çünkü yaratıcılık bilişsel, duyuşsal ve devinişsel, özde, kültürel bir etkinlik sonucu ortaya çıkabilir (Demirci, 2007).
Kaynakça
CHAMBERS, J. A. (1973). Education and Creativity. College teachers: Their effect on creativity of students. Journal of Educational Psychology. 65, 326–334.
DEMİRCİ, C. (2007). Fen bilgisi öğretiminde yaratıcılığın erişi ve tutuma etkisi. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi. 32: 65–75.
EDWARDS, C. P. & SPRINGATE, K. (1995). Encouraging creativity in early childhood classrooms. ERIC Clearinghouse n Elementary and Early Childwood Education.
ÜLGEN, G. (1997). Eğitim psikolojisi. İstanbul: Alkım Yayınevi.
YAPICI, M. (2005). İnsan gerçekten değerli midir? Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi, 8 Ocak 2005, Yıl: 18, Sayı: 929. Sayfa: 20.