Yabancı Dil Eğitimi ve Düşünce Eğitimi Ölçeği

Avrupa Konseyi fikrini ilk ortaya atan kişi Winston Churchill olmuştur ve 1946 yılında Zürih'te “Avrupa Birleşik Devletleri” konulu bir konuşmasında ilk kez ‘Avrupa Konseyi’ kavramını dile getirmiştir.

Avrupa Konseyi fikrini ilk ortaya atan kişi Winston Churchill olmuştur ve 1946 yılında Zürih'te “Avrupa Birleşik Devletleri” konulu bir konuşmasında ilk kez ‘Avrupa Konseyi’ kavramını dile getirmiştir. Churchill'in bu konuşmasından üç yıl sonra 5 Mayıs 1949 yılında 10 Avrupa ülkesinin kurucu üye olarak katıldığı Avrupa Konseyi örgütü kurulmuştur ve bugün 47 üye ülkesi vardır. Konseyin amacı, demokrasi ve insan haklarını korumak, Avrupa toplumunun karşılaştığı, ırkçılık, etnik ayırımcılık, çevrenin korunması ve organize suçlar gibi temel sorunlar için çözüm yolları bularak Avrupalı vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmek, farklı kültürlere sahip Avrupa vatandaşları arasında karşılıklı anlayışı geliştirmek ve tüm bireylere Avrupalılık kimliğini kazandırmaktır (Council of Europe, 1997).

Avrupa Konseyi’nin Avrupa’nın geleceği için belirlediği eğitim ve kültür politikaları içinde en ağırlıklı konu dil politikası olmaktadır. Bunu Tarih Eğitimi, İnsan Hakları ve Vatandaşlık Eğitimi ile Bilgi İletişim Teknolojileri (ICT/BI) eğitimi izlemektedir. Konsey, Avrupa’nın geleceği için “çok kültürlü, çok dilli“ bir toplum yaratma anlayışını vazgeçilmez bir eğitim hedefi olarak belirlemiş ve bu hedefe ulaşma konusunda üye ülkeleri yönlendirmeye başlamıştır. Bu yönlendirmeyi ve çok dillilik bilincini yaymak için Avrupa Konseyi, 2001 yılını ‘Avrupa Diller Yılı' olarak ilan etmiştir (Sheils, 2001). 2000’li yılların başında yabancı dil öğretimine ilişkin olarak Avrupa Konseyi ile ortak yürütülen son uygulamalardan biri 2001 - Avrupa Diller Yılı kutlamaları olmuştur. Avrupa Birliği’ne üye 15 ülkede yaşayan bireyler arasında yapılan bir araştırma sonucuna göre, öğrencilerin %89'u İngilizce, %32'si Fransızca, %18'i Almanca ve %8'i de İspanyolcayı yabancı dil olarak öğrendiklerini söylemişlerdir. Aynı araştırmanın sonuçlarına göre bu ülkelerdeki bireylerin yarısından fazlası da çok dilli olduğunu ifade etmiştir (Council of Europe, 1998).

Avrupa'da çok dilliliği yayma ve bunu üye ülkelerin eğitim politikalarına yansımalarını sağlamak amacıyla ‘Dil Politikası Birimi’ yapılandırılmıştır. Birimin temel görüşü, demokratik vatandaşlık hakları bağlamında herkesin dil öğrenme hakkı olduğudur. Bu hak o ülkenin resmi dilinin dışında yer alan tüm dilleri de içermektedir. Diller zenginliğine sahip Avrupa kıtasında yaşayan insanlar için çok dil öğrenmek kültürel mirası yeni kuşaklara devretmek ve mevcut dilleri yaşatabilmek bir zenginliğin doğurgusudur. Özetlenerek aktarılacak olunursa, bu çalışmalar kapsamındaki dil gelişim dosyasının eğitsel işlevi önemlidir. Eğitsel işlev, bireyin dil öğrenme konusundaki kararları kendisinin vermesine yardımcı olması ve bir dil öğrenme konusunda öğrencinin özerk olması yani öğrenme otonomisine sahip olmasıdır. Bu anlayışla, dil öğrenen kişi kendisini öğrenme sürecinde bağımsız hissedecek ve kendi kendini değerlendirme şahsına sahip olacaktır. Bu eğitsel yararların yanı sıra dil öğrenmenin saydam olması, dil düzeylerinin belirlemesi, öğrenmiş olduğu bu bilgileri aktarabilmesi, transfer edebilmesi açısından da bireye önemli katkılar getirmektedir. Burada öğrenen özerkliği (learner autonomy) kavramı devreye girmekte ve dil öğrenme sürecinin bireye dönük olduğu ve bunun sınıf içinde değil yaşamın her aşamasında olduğu gerçeği ön plana çıkmaktadır. Bu bağlamda, dil yeterlilik alanları dil öğrenmede dört temel dil becerleri olan dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerine göre belirlenmektedir. Dil becerileri anlama bağlamında dinlediğini anlama ve okuduğunu anlama olmak üzere ikiye ayrılmakta; konuşma becerisi de karşılıklı konuşma ve sözlü anlatım olmak üzere ikiye ayrılmakta ve yazma becerisi de yazılı anlatım olmak üzere dil becerileri üç aşamada ele alınmaktadır.

Avrupa Birliği dil politakasını çok dilliliğe göre düzenlemiştir. Çok kültürlü çok dilli Avrupa Birliği ile bütünleşme sürecinde dil politikasının belirlenmesinin aynı doğrultuda olması beklenmektedir. Bireyin çok dil öğrenmeye güdülenmişlik düzeyi toplumsal ve ekonomik istemlerle doğru orantılı olarak gelişecektir. Ancak, genç kuşakları yabancı dil öğrenmenin önemini ve daha çok Avrupa dili öğrenmenin gerekliliğini vurgulayarak yetiştirirken, öncelikli olarak, düşünme ve düşünmenin temelleri verilmelidir. Eğer temel doğru ve sürdürülebilir sistemler üstünde şekillendirilirse, bu süreç yaşam boyu devam edecek ve bireyler ihtiyaç duyduğu her yaşta bir Avrupa dilini öğrenebilecektir. Yıllardır uygulanmakta olan dilin kurallarını yani grameri öğretmek yerine dil becerilerini öğretmek daha çok önem kazanmaktadır. Öğrenci başarısını ölçerken, gramer testleri yerine dört temel dil becerilerini ölçen testler önem kazanmakta ve öğretme-öğrenme sürecinde öğrencinin kendini değerlendirmesi giderek önem kazanmaktadır. Bu anlayışın yabancı dil öğretmenlerinin rolünü ve sınıf içi uygulamalarını etkilemesi beklenmektedir. Çağdaş öğretim yöntemlerinin iyi uygulanamamasından, nitelikli bir öğretim düzeninin kurulamamasından ve en önemlisi öğretmen yetiştirme düzeninden ve sistemden memnun olmamak yerine, işlevsel, uygulanabilir ve sürdürülebilir yabancı dil eğitimi politikaları oluşturarak bunu sistematik olarak devlet politikası halinde yerleştirmek gerekir.

Yabancı dil öğretiminin önemi ve niteliği ile uygulama koşulları tartışılırken göz ardı edilmemesi gereken en temel nokta, bireyin kendi ana diline hakimiyeti ile bunu ifade edebileceği düşünsel zincirlere sahip olma yetkinliği ve düşünsel becerileridir. Dikkatle gözlendiğinde ve dil bilgilerinin matematiksel yapılanışı incelendiğinde, genel anlamda, kendi ana dilinde dinleme-düşünme-okuma-yazma ve ifade becerilerine sahip kişilerin, hızlı ve doğru olarak farklı bir dili de rahatça çözümleyebildiğini görmek olanaklıdır. Eğer temel düşünme yetkinlikleri tam ve anlamlı olarak kavratılamamışsa, birey kendini ifade zincirinde, düşünce hızı ile ifade sistematiğini (okuma-yazma-konuşma) eş güdümlü olarak düzenleyemiyorsa, öğretilmek ve öğrenmek için emek harcanan yabancı dil ve/veya dillerde sorunlar yaşanılması kaçınılmaz olacaktır. Çünkü temel eğitim, düşünme ve düşüncenin yönetimi olmak zorundadır.

Kaynakça
Council of Europe (1997). European language portfolio: proposals for development. Strasbourg, Council of Europe.
Council of Europe (1998). Modern languages: learning, teaching, assessment. A common European framework of reference. Strasbourg, Council of Europe.
Sheils, J. (1999). European Year of Languages 2001: Towards a language portfolio for all. Babylonia, 1/1999, p.62–63.
Bu haber 147 defa okunmuştur

:

:

:

: