Kürselleşme yapısınıda kadınlar: Yeni dönemin ekonomik gücü

Küreselleşme ile koşut gelişen yapılanışın içinde, sanayi toplumları köklü değişmelere uğrarken, sanayileşmenin yerini de bilişim ve ileri teknoloji olarak adlandırılan sektörler ve hizmetler aldı.

Küreselleşme ile koşut gelişen yapılanışın içinde, sanayi toplumları köklü değişmelere uğrarken, sanayileşmenin yerini de bilişim ve ileri teknoloji olarak adlandırılan sektörler ve hizmetler aldı. Günümüz toplumlarının genel yapısına ve dünya ölçeğindeki fiili durumlarına bakıldığında, dünyanın hem ekonomik hem de politik olarak büyük alt üst oluşlar yaşadığı görülebilmektedir. Dünya dengelerini ve en yerleşik ekonomik sisteme sahip ülkelerin ekonomik sistemleri bile bu yoğunluklardan ve krizlerden payına düşeni yaşamaktadır. Bu bağlamda ekonomik krizler, yalnız ekonomi ve ilgili alanları dönüştürmekle kalmamakta ekonomi ile paralel siyaset ve siyasi yapılar ile anlayış ve algılar da değişip dönüşmektedir. Sosyolojik süreç kapsamında, ülkeler, uluslar, toplumlar ekonomik ve politik alanlarda değişimler ve dönüşümler yaşarken, kültürel, sosyal, duyusal alanlarda da bunları yaşamaya başlamaktadır. İşte bu saptamalar ışığında en çok dikkati çeken, kültürel, sosyal ve duyusal alanlardaki değişimin en temel birimi, öznesi ise kadınlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Süreç içerisinde yaşanan ekonomik krizler, iş yaşamındaki erkekleri işsiz bırakmaya başladığında, kadınlar bu dönüşüme doğal bir yapılanışın iç sürecinde dahil oldu aslında. Çünkü babalar, eşler, kardeşler, oğullar işsiz kaldığında, evin çekip çevrilmesi gereken maddi giderleri için kadınlar devreye girmek durumunda kaldı. Ailelerini ayakta tutmak zorunda kalan kadınlar, öncelikle temel giderleri ve çocuklarının okul masraflarını karşılayabilmek adına sorumluluk alırken ilerleyen çizgide, kendi işlerini kurmak ve iş sahibi olarak ekonomide ve iş gücü olarak sektörde en risksiz ve en sağlam iş kuranişveren konumuna ulaştı. Gelişmekte olan ülkelerde, kadınlar, iş yaşamındaki konumları anlamında, genellikle küçük işletme sahipleri ve yine dünya genelinde hizmet sektöründeki istihdamlarıyla öne çıkmaktadır araştırmalarda (TÜİK verileri; 2007–2008 yılları arasında 250 bin kadın çalışan artışı, 243 binlik artış kısmı hizmet sektörüdür.) . Bu doğal değişim, üreten kadınlarla beraber tüketen kadınların ve tüketim ürünlerinin de değişimler yaşadığı sonucunu gündeme taşımaktadır. Kadın tüketiciler, gıda, sağlık, çocuk bakımı, eğitim ve ilgili sektörlerin gelirlerini hızla artırmaktadır. Ancak erkek üreticilerin azalmasına paralel olarak özellikle erkek tüketicilerin ayakta tuttuğu alkol, sigara, porno endüstrisi önemli darbe almıştır. Kadınların aktif, katılımcı ve söz sahibi olarak ayakta durmaya başladıkları ekonomi, bu yanıyla yine kadınların varlığından kaynaklanan bir yapı ile tasarruf alışkanlığıyla da tanışmaktadır. Kadınların genelinin zor günler için yaşama karşı ihtiyatlı olmaları bankacılığın kadınlara yönelmesini beraberinde getirmeye başlamıştır. Kadınların ağırlığının hissedilmesi ile yeni ekonomi kültürü doğal olarak sosyal yaşam alanlarında da ciddi etkilere neden olabilecektir. Bu bağlamda, sağlık ve eğitime daha çok para ve emek harcayan, daha fazla tasarruf yaparak gereksiz harcamalardan kaçınan, daha az risk alıp iş yaşamındaki yatırım davranışı anlamında gösterişten kaçınan kadınların yönettiği dünyada, daha az kavga ve daha az yoksulluk, daha az ekonomik kriz yaşanacağı varsayılabilir. Kadınların ekonomide söz sahibi olmaları, bu gücün salt ekonomi ile sınırlı kalması anlamında yorumlanmaması gereken önemli bir sürecin belki de ilk aşamasıdır. Tarihsel yapı irdelendiğinde, kadınların her anlamda, yaşanan değişim ve dönüşümlerde zarar gördükleri, kapitalizmin dayatmalarında ezildikleri, savaşlarda ölümlerle, tecavüzlerle, göçlerle ve cinsel köleliklerle mücadele ettikleri yazılı tarihte ve insanlığın gerçek tarihinde bilinen önemli acılar, açmazlardır. Kadınları ezen iktidar mekanizmaları, kadınlara topyekün boyun eğdirmesi, erkek egemen işleyişi dayatması ile bir yere varamamıştır. Şimdilerde ise kadınların öteden beri ağırlıklı olarak çalıştıkları ileri teknoloji içeren sektörler, eğitim, sağlık, finans, estetik-sanat ve hizmet sektörünü içeren alanlar hem gelir olarak hem de statü açısından toplumların geleceğini belirlemesi ve biçimlendirmesi anlamında çok önemlidir. Kuzey Kıbrıs’ta kadınlar ağırlıklı olarak devlet sektöründe istihdam edilmiş olmalarına karşın, iş yaşamının her alanında varlıklarını hissettirecek ölçüde ve hem tüketici hem de üretici olarak ekonominin içinde yer almaktadırlar. Politikada aktif olan kadınlar sayı anlamında yeterli olmasalar da nitelik, birikim, kaliteli duruşlarıyla erkek egemen yapının içinde özgün ve özel yerlerini korumaktadırlar. Sivil toplum örgütlerindeki ağırlıklı kadın varlığı sendika çalışmalarında yeterince gözlenmemekle beraber, son zamanlarda kadınların daha katılımcı olarak sosyal yapıda söz sahibi olma gayreti ve tepkilerini kesin ve net ortaya koyma çabası, kadınlarımızın pasif ve izleyen konumdan çıkarak sosyal yaşamın iç dinamiklerinde yer almaya çalıştıklarının göstergesi olarak değerlendirilebilir. Kadınların iş yaşamında ağırlıklı yer almaları sonuç olarak pek çok etmeni de sosyal yaşama taşımakla pek çok iş yerinde radikal kararlar alınmasına neden olabilmektedir. Kadınların olduğu yerde, bebek ve çocuklar için sosyal hizmetler önemlidir. Çünkü çalışan kadınlar, okul öncesi dönemdeki çocuklarını evde çalışan bakıcılara emanet etmektense çalıştıkları kurumlardaki kreş, bebek bakım merkezlerine getirmeyi tercih etmektedir. Bu bağlamda düşünüldüğünde, doğumdan sonra hemen işe dönmek zorunda olan kadın personelin süt izni de daha kolay ve işlevsel olarak gerçekleşmektedir. Hızla değişen ve dönüşen dünya konjonktürü, küreselleşme ile her yeni gün biraz daha farklı şekillenmektedir. Tarihsel süreç içinde, kadın hareketleri ile günümüzdeki yapılanışları karşılaştırdığımızda genel olarak, kadınların, geçmişe göre dünyanın her yerinde etkili ve etken bir halde toplumların geleceklerinde söz sahibi olabilecek düzeyde yaşamlarını ev dışında düzenlemeye, örgütlenmelerde yer alarak aktif katılımlarda bulunduklarına dikkat çekmek gereklidir. Uzmanlık ve diploma gerektiren işlere ilaveten belli bir takvim yaşı ölçütü olmadan, hemen her kadın yapabildiği ve/veya yapabileceğine inandığı işi (ev yemekleri, sipariş üstüne çalışarak pasta, börek vb. hazılamak, temizlik, kozmetik, takı ve giyim tasarımı vb. ), üretime dönüştürerek, kendine gelir olabilecek yapıyı kurmuştur. Genelde küçük, orta işletmeler halinde çalışan kadınlar, evde yaptıkları pek çok şeyi kurdukları küçük işletmelerde ekonomik bir gelire çevirerek kendilerine önce maddi sonra da manevi ve sosyal yaşam yeri belirlemişlerdir. Bu kapsamda en önemli sonuç, kadınların kendilerini algılayışlarıdır. Ekonomik kriz dünya tarihinin her döneminde etkisi hissedilir ölçüde yaşanmış olsa da kadınlar belki de ilk kez bu kadar hazır bulunuş ve istekle, küreselleşmenin yadsınamaz etkisiyle, sadece ev içi işlerde değil yaşamın her alanında ağırlıklarını, varlıklarını koşul belirleme gücü elde etmiş olarak duyumsatmaktadırlar
Bu haber 35 defa okunmuştur

:

:

:

: