Göçmenlik ve eğitsel çözüm önerileri

Her şeyden önce İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 13. Maddesinde yer alan 2 önemli konuyu hatırlatarak bu yazıya giriş yapmak doğru olacaktır kanaatindeyim:

Her şeyden önce İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 13. Maddesinde yer alan 2 önemli konuyu hatırlatarak bu yazıya giriş yapmak doğru olacaktır kanaatindeyim:

1. Herkes, herhangi bir devletin sınırları içinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkına sahiptir.
2. Herkes, kendi ülkesi de dâhil, herhangi bir ülkeden ayrılma ve ülkesine geri gelme hakkına sahiptir.

Bu en temel insan hakkı ortada olmasına rağmen, kentler ve ülkeler ve kıtalar arasındaki dengesiz ve eşitsiz paylaşımlar göçleri gelişmiş ve fırsat olanakları olan bölgelere doğru teşvik ettiğinden, bu ülkeler göçlere karşı önlemler almaya yönelmektedirler. En genel anlamda göçler köylerden kentlere, küçük kentlerden metropollere ve yarı sömürge ülkelerden gelişmiş emperyalist ülkelere doğru yaşanmaktadır. Ülkeler arasında yaşanan göçlerin en temel nedenleri arasında gelişmişlik seviyesi; ekonomik dengelerin değişmesi; 3. Dünya ülkelerinde süregelen ciddi ekonomik sıkıntılar; kronik yoksulluk; fırsat yoksunluğu; insan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan otoriter rejimler; iç savaşlar; genel şiddet eylemleri; güvensizlik ve benzeri zorluklar insanları bulundukları ülkeyi terk etmeye zorlamaktadır. Göç edilen ülkelerin sosyal ve ekonomik düzeyin çekiciliği de dikkate alınınca göç olgusu insanlar yeni bir umut kaynağı olmaktadır.

Bu yazının esas konusu göç yaşayan göçmenlerin çocuklarının eğitim sorunları olduğundan, aşağıda tüm dünyada göçmenlik odaklı temel eğitim sorunları üzerine yapılan araştırma sonuçları özetlenmiştir:

 Okul öncesi eğitime devam oranlarının düşük olması,
 Kendi anadilleri özelinde dil becerisinden yoksunluk nedeniyle iletişim sorunları ve kültürel çelişkiler yaşamaları,
 Çoğunluğu göçmen öğrencilerden oluşan okullara devamın bir sonucu olarak toplumsal uyumda başarısızlık ve akademik yönlenmede eksiklik,
 Çoğunlukla kapalı ve demokratik olmayan aile yapısından kaynaklanan iletişim ve davranış problemlerinin gelişmesi ile okul yaşamında toplumsal dışlanma ve özel eğitim veren okullarda yüksek oranlarda temsiliyet,
 Ev sahibi ülkelerdeki erken yaşlardaki seçme uygulamalarının ortaya çıkardığı başarısızlık sonucu okul terklerindeki artış, buna paralel gelişen suç ve suça yönelmede potansiyel yatkınlık,
 Mesleki eğitime yönlendirilmediği için çıraklık veya iş eğitiminden yoksun işsiz gençler,
 Çevresel ve toplumsal dönüşümlerin içindeki yoğunluğa bağlı olarak kendi vatanlarıyla ilgili hoş olmayan ifadeler nedeniyle öz saygı ve kendine güven duygularında tahribat ve değersizlik duyguları,
 Kültürel diyaloga açık olmayan ve göçmen öğrencilerle ilgili yüksek beklentisi olmayan öğretmen ve yöneticilerin olumsuz etkisi,
 Okullarla ilgili anne-babaların düşük ilgisi ve bilgisizliği,
 Göçmen çocuklar için alınması gereken kurumsal önlemlerin olmaması ve rehberlik, yönlendirme ve uyum hizmetlerinde ev sahibi ülkelerin deneyim eksikliği temel eğitim sorunları olarak sıralanabilir.


NE YAPMALI?

Bu sorunları okurken, birçoğunun ülkemiz Kuzey Kıbrıs’ta da yaşayan göçmen çocukların eğitim sorunlarına benzeşik sorunlar olduğunu fark etmişsinizdir. Bu bağlamda, göçmen çocukların eğitimi ve en genel anlamda çok kültürcü bir eğitim odağında neler yapılabileceği, ne tür önlemler alınarak sorunlara temel çözümler üretilmesi gerektiği tartışılmalıdır. Unutulmamalıdır ki göçmenlerin sağlıklı bütünleşmeleri ve çok kültürlü ortama uyumları konusunda, diğer gereklilikler arasında belki de en önemlisi sağlıklı bir kişilik gelişimidir. Bu nedenle göçmenler kendi kimliklerini muhafaza ederek uyum sürecine dâhil edilmelidir. Kültürel kimlik edinimi ve bireysel anlamda yeterli hale gelebilmek için anadilinin en yetkin haliyle öğrenilmesi önemli olduğundan, eğitimin bütün seviyelerinde, yeterli donatılmış uygun ortamlarda uzmanlar tarafından verilen ana dili öğretimi garanti altına alınmalıdır.

Kuzey Kıbrıs’a göç veren ülkelerin başında Türkiye bulunduğundan, Türkiye’den çeşitli bölgelerden gelen farklı etnik köken ve inanışları da olan insanların kültürel, sosyal ve sosyopsikolojik özellikleri en detaylı bir şekilde analiz edilip değerlendirilmelidir. Örneğin, kültürel ve sosyal nedenlerle anneler Türkiye’de çocukların eğitiminde yaşamsal bir role sahiptirler. Genellikle dışarıda çalışmayan, evde zamanını geçiren Türkiyeli anneleri kişisel ve kültürel nedenlerle erken çocukluk bakım ve eğitimine çocuklarını göndermekte isteksiz davranabilmektedirler. Anneler, eğitim programları aracılığıyla erken çocukluk bakımı ve eğitimi konusunda bilgilendirilmeli ve teşvik edilmelidirler ve gereken durumlarda maddi kolaylıklarla desteklenmelidirler.

Türkiye dışında Bulgaristan, Kazakistan, Azerbaycan, Pakistan, Moldovya, İngiltere, Almanya ve daha birçok ülkeden göçmen barındıran Kuzey Kıbrıs’ta çok kültürlü ve çok kültürcü eğitim uygulamaları dikkate alınmalı ve gerek öğretmenlerin hizmet içi eğitimlerle bu konuya duyarlılıkları artırılmalı, gerekse de toplumsal eğitim gündeme gelmelidir.

 Öğretmenlerin idealde çok kültürlü diyaloga açık, hoşgörülü ve önyargısız olmaları beklenmektedir ancak buna rağmen aralarında çok kültürlü diyaloga daha açık, çok kültürlü eğitim konularında eğitim almış ve olabildiğince ön yargısız öğretmenler, özellikle göçmen öğrencilerin bulunduğu okullarda görevlendirilmelidir.
 Başarılı ve başarısız göçmen öğrencilerin başarı ve başarısızlıklarının nedenlerini ortaya koymak üzere sistematik olarak araştırma ve analizler yapılmalıdır. Yaşadıkları ülkelerde kendi kimliklerini de koruyarak bulundukları ülkenin kültürel, sosyal ve ekonomik değerleriyle uyum sağlamış başarılı göçmen rol modellerin özellikle çocuklar ve gençler olmak üzere zaman zaman göçmenlerin gündemine getirilmelerinin sağlanması isteklendirme kaynağı olacaktır.
 Göçmen gönderen ülkeler ve göç alan ülke olarak Kuzey Kıbrıs, AB fonlarından da yararlanarak göçmenlerle bütünleşme üzerine ortak projeler hazırlamalıdır.
 Kültürel farklılıklar ve bu farklılıklara hoş görü, akılcı, çağdaş yaklaşımlar özellikle öğretim amacıyla hazırlanan her tür eğitim materyallerinde vurgulanmalıdır.
 Yaşam boyu öğrenme ilkeleriyle yetişkinleri de içerecek şekilde göçmenlere ev sahibi olan Kuzey Kıbrıs’a uyum, yaşamsal pratikler ve mesleki eğitimle ilişkili kurslar verilmelidir.
 Göçmen öğrencilerin yoğunlaştığı okullar aşamalı olarak kapatılmalı ve göçmenlere yönelik yerleşim politikaları uygulamaya konulmalıdır.
 Uyumlaştırma kapsamında göçmen öğrencilerin bulundukları okullarda belirli bir oranı aşmamasını sağlayacak bazı önlemler alınmalıdır. Çünkü göç sonrasında performans düşüşü yaşayan ve başarısız olan öğrenciler, göreceli olarak “kaliteleri daha düşük okullara” gitmektedirler; genelde maddi sorunlar ve ailevi sıkıntılar yaşamaktadırlar.
 Okul ilişkileri zayıf olan bu öğrenciler göç nedeniyle aile bireylerinden bir veya birkaçıyla ayrı düşerken, yaşadıkları topluma da yabancılık duydukları için hızla hem kendi ailelerine ve sahip oldukları değerlere hem de uyumlaşamadıkları topluma yabancılaşmaktadırlar.

Bu bağlamda, eğitimde uygulanacak göçmenlere yönelik “Eğitim, Uyum ve Öğretim Politikaları” oluşturmak önemsenmelidir. Böylece çocukların ve gençlerin, göçmen olarak veya vatandaş olarak yaşadıkları ülkenin değerlerine saygılı, uyumlu, bilinçli ve özgür irade sahibi olarak yetişmeleri sağlanabilir. Bu da o toplumun en önemli kazancı olacaktır. Çünkü çok kültürlülüğün küreselleşme yapılanışları içindeki önemi her geçen gün artmaktadır ve günümüzde dünyadaki uzaklıklar küçüldükçe insan ve insani değerlerin dolaşımı daha da önemli ve belirleyici hal almaktadır.
Bu haber 156 defa okunmuştur

:

:

:

: