WHO (World Health Organisation-Dünya Sağlık Örgütü), çocuk istismarını “bir yetişkin, kurum veya devlet tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan ve çocuğun sağlığını, fiziksel ve psiko-sosyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen davranışlar” olarak tanımlamaktadır. Çocuk istismarı; ihmal, duygusal, fiziksel ve cinsel istismar olmak üzere dört grupta sınıflanmaktadır.
Bu yazıya konu olacak kısım CTP-BG’nin propaganda filmlerinin birinde, ebeveynlerinin izni ile görev alan çocukların, bir TV programında “çocuk istismarı” ile etiketlenmesine tepki olması anlamındaki “eleştiri” ve kamuoyunun yanlış yönlendirilmesine yönelik kanımca kasıtlı olarak yapılan söylemler ve açıklamalara katıldığım TV programındaki açıklamalarıma ilaveten yazılı yanıt olmasını istememdir. Yazının birinci paragrafındaki tanımdan hareketle, dört maddelik istismar başlıklarından, bu konu ile ilgili olabilecek olanlar olsa olsa çocuk ihmali ve duygusal istismar olabilir ki bu yazıda bunlar tek tek ele alınıp incelenecektir.
Çocuk ihmali; “çocuğun beslenme, giyinme, barınma, eğitim, sağlık ve sevgi gibi temel gereksinimlerinin, çocuğa bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından karşılanmaması sonucu, çocuğun gelişiminin en üst düzeyde gerçekleşmesinin engellenmesi” olarak tanımlanmaktadır. İhmal, anlaşılması ve teşhis edilmesi oldukça zor olan bir kavramdır. İstismar ve ihmali birbirinden ayıran en önemli nokta, istismarın aktif, ihmalin ise pasif bir durum olmasıdır. Fiziksel istismara göre daha az dramatik olmakla birlikte çocukta yarattığı hasar benzerdir.
UNICEF tarafından, duygusal istismar ve ihmal; “çocuğun nitelik, kapasite ve arzularının sürekli kötülenmesi, çocuğun sürekli olarak insanüstü güçlerle, sosyal açıdan ağır zararlar verme ya da terk etme ile tehdit edilmesi, çocuktan yaşına ve gücüne uygun olmayan taleplerde bulunulması ve çocuğun, topluma aykırı düşen çocuk bakım yöntemleri ile yetiştirilmesi” olarak tanımlanmaktadır. Anne ve babası tarafından sürekli eleştirilen, aşağılanan, sevgi ve ilgi ihtiyacı yeterince karşılanmayan çocuklar, pasif kişilik özelliklerine sahip, kendine güveni olmayan ve antisosyal davranışlar gösteren kişiler olarak tanımlanmaktadır. Bu çocuklarda normal zihinsel kapasite olmasına rağmen, öğrenme güçlüğü ve dikkat dağınıklığı gibi sorunlar görülmektedir.
Bu tanımlar ve yazının içeriği, Kanal T’de 12.03.2010 tarihinde yayınlanan (saat: 22.30–02.30), Nazmi Pınar'ın 'Hodri Meydan' programında, Doç. Dr. Mehmet Çağlar ve Yard. Doç. Dr. Murat Özkaleli’nin katılımcı olduğu programdaki “çocuk istismarı” etiketlemesi ile ilgilidir. Yukarıdaki, istismar ve ihmal ile ilgili her iki tanımdan da anlaşılacağı gibi, bahsi geçen çocuk korosu içinde, ebeveyn izni ve yetişkin denetimi altında bulunan söz konusu çocukların kişisel haklarını ihlal yoktur ve bu reklâm etkinliği ihmal ve istismar ile uzaktan yakından ilgili ve ilişkili de değildir. Çocukların sömürüldüğü savından hareketle ve doğrudan “istismar” denerek bu kadar ağır ve sert bir kelimenin TV’de kullanılması ciddi bir provokasyon olarak dahi değerlendirilebilir. Burada kullanılan istismar kelimesi sadece çocukları değil; bu çocukların ailelerini ve onlarla beraber bu projeyi geliştiren, çekimde görev yapan insanları da zan altında, töhmet altında bırakmaktadır. Çünkü çocuklar korunmaya ve kollanmaya gereksinim duymaktadırlar. İlgili programda, Sayın Özkaleli tarafından bana birkaç kez “Bu durum çocuk istismarına girmiyor mu?” diye ısrarla sorulmuş ve özellikle de eğitimci kimliğimle cevaplamam istenmiştir ki benim de eğitimci kimliğimle ve içtenlikle bu soruya verdiğim yanıt “hayır” olmuştur. İnsanları köşeye sıkıştırmak istemek yaşamın her alanında karşılaşılabilecek bir durumdur ancak halkın izlediğini varsaydığınız programlarda bunu yapmaya çalışmak biraz da kişi veya kişilerin kendini köşeye sıkıştırmasıdır aslında.
Bu propaganda çalışmasında, 2 tane çocuk korosu vardır; bunlardan 1.si Yayın Yüksek Kurulu tarafından durdurulmuştur, 2.si için bir şey denmemiştir. Eğer söz konusu olan “yersiz ve mesnetsiz” olarak iddia edildiği gibi “çocuk istismarı” ise bu çalışma, 2. korodaki çocuklar çocuk sayılmıyor mu, diye de sormak gerekmez mi? Birinci koroda, coplanan, işten atılan, baskı gören kişilerden bahsederek 'Yaşasın' ve 'Hoş geldin Derviş Amca' dendiği için etkilenenler, bana göre pek de haklı olmayan bir gerekçe göstererek istismar olgusunu gündeme getirdiler. 2.sinde ise istismar denmemiştir; çünkü “Derviş Amca” için doğrudan eleştiri yoktur! Buradaki çalışmada çocuklar, gerçek olayları, fiilen yaşadıkları anıları paylaşmışlardır. YYK ise bir karar almıştır ve bu karar uygulanmıştır. Bu kararın üzerinden “istismar” olgusunu farklı anlamlarda kullanarak halka “yanlış” mesajlar vermeye çalışanlardır burada gündeme taşıdığım, YYK değil. Günümüzde çocuklar, medya ve bilişim teknolojileri ile hepimizden daha çok bilgi kaynaklarına ulaşmaktadır ve okullardaki kimi ders içerikleri de vatandaşlık haklarından söz etmektedir. Çocukların kimi projelerde yer alması, özü gereği daha sevimli, daha etkili, daha dikkat çekici olması açısından pek çok anlamda ve pek çok alanda tercih edilmektedir. Bu anlamda bir fabl paylaşmak isterim sizlerle tam yeridir diyerek. Kurt bir gün pınarın akar yerinden su içerken, bir koyun gelmiş pınara. Bakmış kurt su içiyor pınarın tam kaynağından, dereye doğru inip, kurdun epey uzağında su içmeye başlamış. Kurt bunu görünce, yukardan seslenmiş koyuncağıza, “Heyyy suyu bulandırıyorsun!” Koyun şaşırmış, “Nasıl olur, kurt kardeş, sen pınarın akarından, kaynağından su içiyorsun. Ben deresine kadar indim, bak buradan su içiyorum. “Kurt, ters ters bakmış koyuna, “Ne safsın, anlamadın mı benim niyetim bozuk, sana saldırmak için sebep arıyorum!”
Eğer katıldığım TV programında diğer konuk tarafından açılan konu çocuklar ve çocuk istismarı olmasaydı, yanıt yazısı yazmak da gerekmezdi ancak buradaki konu çocuklar olduğu için önemlidir ve ciddiye alınarak işlenmesini doğru buluyorum. Zaten YYK kararından sonra 1. çocuk korosu yayından kaldırılmışken, ısrarla bunu TV programlarında gündeme taşımak ve “istismar” olgusu ileri sürülerek “tartışmaya ve kişilere saldırmaya” devam etmek ne derece doğru bir davranıştır merak ediyorum.