Çok film hareketler bunlar!

Gülelim mi ağlayalım mı halimize? Ben karar veremedim. Geçtiğimiz günlerde BRT genel müdürü Sayın Özer KANLI, Kanal-T ekranlarından halka seslendi, “Cumhurbaşkanı adayı Sayın Talat’a oy vermeyin” diye!

Gülelim mi ağlayalım mı halimize? Ben karar veremedim. Geçtiğimiz günlerde BRT genel müdürü Sayın Özer KANLI, Kanal-T ekranlarından halka seslendi, “Cumhurbaşkanı adayı Sayın Talat’a oy vermeyin” diye! Fuzuliden vazife mi bilemedim ama “bizim başbakan konuşmuyor belli mi olur bana da pay düşerse” diye bir kargaşada söz almış olabilir… Çok film hareketler bunlar!
Sayın Eroğlu, bir mitingde diyor ki Sayın Talat adına, “devletim, egemenliğim, halkım diyemez; siyasî olarak sabıkalıdır”. Oysaki Sayın Talat bunca zamandır yürüttüğü müzakerelerde, toplam 71 kez yapılan görüşmelerde, garantör ülkelerden biri olan Türkiye ile beraber üretilen politikalar doğrultusunda, “bizim haklarımızı gasp etmenize, bize de ait olan Kıbrıs Cumhuriyetini tek başınıza sahiplenmenize, egemen olduğum ve halkımla direnerek bu günlere taşıdığımız çözüm ve barış süreçlerine zarar vermenize, geriletmenize izin vermemek için buradayım” demedi mi defalarca? Bu palavralara hala prim veren yurttaşımız var mı? Aman sakın “evet” demesin kimse, biz değil miyiz halkımızın eğitim seviyesiyle haklı bir onur duyan! Çok film hareketler bunlar!
Yabancı kökenli olup da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşlığı almış ve bu topraklara yerleşmiş insanlar, özellikle de TC kökenli yurttaşlarımız, her seçimde alenen ve açıkça sömürülmedi mi bunlar tarafından, yani Eroğlu, Denktaş ve ekipleri tarafından? Gemilere doldurup sizi gönderecekler diye korkutulmadılar mı? Anlaşma olursa Rum sizi atacak diye yaşama hak ve özgürlükleri kapsamında en doğal insanî tutum olan mal, mülk, toprak, bağ-bahçe edinme haklarının elinden alınma olasılığı her fırsatta Demokles’in kılıcı gibi sallanmadı mı insanların enselerinde? Bu yurttaşlarımız değil midir kendilerini ait hissedememeleri nedeni ve sonucu ile tek bir çivi çakamadı evine barkına, yatırım yapamadı maddi-manevi hayatına? Bas bas bağırdılar, her seçimde, “geeelll vatandaş, bana oy verirsen, senin daha iyi yaşaman adına kılımı bile kıpırdatmam amma velâkin çözümsüzlük için dünyanın değişen değerlerine uymamak ve aykırı olmak için elimden gelenin fazlasını yapacağım, çözümsüzlüğün ustasıyım bu yalanların hastasıyım, büyüklerimin yolundayım.” diye. Elbette ki yalan söylemler ve sanal gündemlerle, bal kabağından kâbusları gerçekmiş gibi gösterebilme hüneri ile çok ama çok insanı etkilediler ve bu akıl dışılıkta çok insanımızı huzursuz ettiler. Kötünün iyisini seç diye bir söylem mi olur? Kötü kötüdür; kötünün iyisi demek kötüyü en az kötüden en çok kötüye doğru sıralamak olur ki bunun mantığı ne olabilir? Eroğlu ve Denktaş’ların “Fatih’in Fedaisi Malkoçoğlu” üslupları, hakikaten Yeşilçam tadında… ÇOK FİLM HAREKETLER BUNLAR!
Yıllardır Güney’de işleyen insanlarımız var bizim. Ekmek kapısını el kapısından, ezilip elenerek çıkaran. Alın teriyle çalışıp aile geçindiren, onlarca emekçimiz var bizim. Ne çabuk unutuldu, bu insanlar ve/veya Güney’e bir nedenle geçmek isteyen, hastane, miras, hukuk ve/veya kişisel gerekçelerle orada bulunması gereken insanımıza el etek öpmeyi reva gördükleri ne çabuk unutuldu? Kapıların açılması ve geçişlerin serbest bırakılması Sayın oğul Denktaş’ın fikri ve manevrasıymış. Doğrudur! Aslında Loizodou davasını kaybetmenin ve koşulların zorlamasının etkisi değil de Serdar beyin çabalarıydı kapıları açtırtan! O koşullardaki Kuzey Kıbrıs Türk halkının yaşadığı, dış politikadaki konjonktürlerin hızlı bir ivme kazanmaya başladığı göz ardı mı edilecek? Ve halkın bıkkın, kırgın, kızgın, ülkenin aydınlarının ve geniş vizyonlarıyla her tür saldırıyı göze alan direnen politikacıların ‘yeter artık’ diye yüksek sesle konuşmaya başlamalarının, yakınmalarının ve hatta keskinleşen eleştirilerin bu manevrayı gerekli ve zorunlu kılması hiç gündeme getirilmeyecek mi? Biz doğruları ifade edip ayrıntıları konuşamayacak mıyız? Gerçekten de çok film hareketler bunlar!
18 Nisan, seçim tarihimiz, 2. Tura kalmadan Sayın Talat’ın yeniden ve aynı güvenle halkımız tarafından seçileceğine inancım(ız) tamdır. Çünkü bu halk ne zaman değiştiler sanıp bu insanlara yeni bir şans tanısa hep aynı filmi izlemeye mecbur bırakıldığını geçen yıl yaşanan nisan seçimlerinden bu zamana dek fazlasıyla farkındadır. Gelin bu kez sonunu şimdiden bildiğimiz bu filme bilet almayalım. Hem konusu sıkıcı, hem oyuncular her birimizi bayılttı! Kadro da aynı, ittifak da! Biz yeni bir senaryo yaratalım, hep beraber ve el birliği ile kişisel düşüncemiz ne olursa olsun, tercihimiz hangi partiden yana olursa olsun. Şimdi birlik zamanı diyelim ve daha önce yaptığımız gibi geleceğimizi hiç kimsenin olası iyi niyetine teslim etmeyelim; emin olduğumuz, yaptıkları ile yapacaklarının da teminatı olan Sayın Talat’la yolumuzdan sapmadan yürüyelim. Çünkü bu seçim geleceğimizi seçmektir. Geleceğimizi seçmek de Sayın Cumhurbaşkanı Talat’la ilerlemektir. Hep birlikte seslendirelim “TALAT VARSA BİZ DE VARIZ VE HEPİMİZ DE DÜNYA DİYORUZ, DÜN DEĞİL”…
Bu haber 166 defa okunmuştur

:

:

:

: