Kim başarısız?

21 Mart, 23 Mayıs, 1 Temmuz ve 25 Temmuz 2008’de Sayın Talat ile Hristofiyas arasında yapılan anlaşmalar gereği, olası bir Birleşik Federal Kıbrıs çözümünün ilke ve parametreleri belirlenmiş ve 3 Eylül 2008’de başlayan görüşme süreci 30 Mart 2010 tarihine kadar sürdürülmüştü.

21 Mart, 23 Mayıs, 1 Temmuz ve 25 Temmuz 2008’de Sayın Talat ile Hristofiyas arasında yapılan anlaşmalar gereği, olası bir Birleşik Federal Kıbrıs çözümünün ilke ve parametreleri belirlenmiş ve 3 Eylül 2008’de başlayan görüşme süreci 30 Mart 2010 tarihine kadar sürdürülmüştü.

Çok şeyler söylendi Sayın Talat’a ve yaptığı anlaşmalara dair, özellikle de suçlamak ve karalamak adına. Tavizler verdi dediler Sayın Talat için. Tek egemenlik kabul edilemez dediler. Çapraz oya şiddetle karşı çıktılar bir paket içerisinde olmasına rağmen. 23 Mayıs ve 1 Temmuz anlaşmalarını hepten reddettiler. KKTC kabul edilmeden masaya oturulamayacağını vurguladılar. Ve en önemlisi Sayın Eroğlu’nu Cumhurbaşkanı seçerek dünyaya “sağlam ve onurlu” bir mesaj verileceğini iddia ettiler. Çok uzatmayayım, “çözümü biz de isteriz, biz de görüşeceğiz” dediler, ancak yapılan söylemler federal bir yapıdan ziyade konfederal bir yapıyı ya da “kadife ayrılığı” öne çıkaracaklarının mesajlarını verdi tüm dünyaya.

24 Nisan 2010 tarihinde yemin ederek görevi devralan Sayın Eroğlu’nun BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a gönderdiği mektup gündeme gelince kendisini destekleyenler neye uğradıklarını şaşırdılar! 23 Mayıs’ı kabul ettiğini, görüşmelerin bir an önce başlamasını ve mümkünse yılsonuna kadar bir çözümü hedeflediğini yazan Sayın Eroğlu, her şeyden önemlisi 24 Nisan Referandumunda Kıbrıslı Türklerin iradesi ile dünyaya barışı ve çözümü destekleyen taraf olduğumuzun gösterildiğini vurgulamıştır yazısında! Alexander Downer ile yaptığı görüşmesinde de hem 23 Mayıs hem de 1 Temmuz anlaşmaları temelinde devam edeceğini belirtmiştir görüşmelere!

Siyasi mücadeleye salt seçimler ve sonuçları olarak bakılırsa, doğrudur, CTP 19 Nisan 2009’daki seçimlerden başarılı çıkamamıştır. Elbette ki demokratik parlamenter sistemlerde meclis aritmetiği oldukça önemlidir. Elbette ki yürütmenin başında olmak siyasi partilere kendi projelerini yaşama geçirme noktasında büyük bir olanak sağlamaktadır. Ancak ülkemiz Kıbrıs’ta özellikle on yıllardır başta olan “ganimet düzeni -adam kayırma-ve çözümsüzlük çözümdür” politikalarının mimarlarının yaratmış oldukları sistemsizlik, ekonomik bağımlılık ve aşırı şişkin ve hantal yapıdaki kamu sistemini çağdaş bir yapıya kavuşturma noktasında verilen demokratik mücadelenin önünde durmakta ve sosyal adaletli toplumsal projelerin hayata geçmesini yavaşlatmaktadır. Bu konuda yapılacak düzenlemeler konusunda CTP’nin de deneyimlerini biriktirerek daha sonuç alıcı yöntemleri hayata geçirmesi bundan sonraki süreçlerde oldukça önemli ve anlamlıdır.

On yıllardır Kıbrıs’ta tüm dünyanın da kabul edebileceği bir çözüm şekli olan Birleşik Federal Kıbrıs temelinde ve iki bölgeli, iki toplumlu bir çözüm konusunda mücadele eden CTP, yine on yıllarca bu görüşlerinden dolayı saldırılara uğramış, suçlanmış ve çok bedeller ödemiştir her bir bireyi ile toplumumuzda. Bugün gelinen noktada ise, özellikle “çözümsüzlük çözümdür” siyasetinin mimarlarından olan Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu’nun 23 Mayıs ve 1 Temmuz anlaşmalarını ve BM parametrelerini kabul ederek Sayın Talat’ın bıraktığı noktadan görüşmelere hazır olduğunu açıklaması, yılsonuna kadar bir çözüme varız demesi; siyasetinin temelinde Kıbrıs’ta federal bir çözüm yatan CTP’nin yıllardır sürdürmüş olduğu politikaları seslendirir duruma gelmesi, tam da CTP ve siyaseti adına bir başarı olarak nitelendirilmesi gereken bir durumdur diye düşünüyorum. İşte bu nedenle yürütmede olunan dönemlerin analizlerinin çok iyi yapılıp değerlendirilmesi, çözüm sürecine verilen desteğin sürdürülmesi ve çözüm vizyonu, ekonomik kalkınma ve daha kaliteli bir yaşam hedefi ile yepyeni projeler üretilmesi kaçınılmazdır CTP için ve CTP kadroları tüm bunları başarabilecek yetilere sahiptir, bundan hiç kuşkum yoktur. Sayın Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun çözüm sürecinde takınacağı tavırları izlemeye devam edecek ve samimi olarak çözüme katkı koyacağına inandığımız her noktada da kendisine destek vereceğiz. Son olarak sormak gerekir gerçekten, daha on yıl öncesinde çözümün karşısında olanlar, hatta Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde dahi Birleşik Federal Kıbrıs’tan bahsetmeyenler ve daha da ileri giderek Kurultay kararı olarak konfederal bir çözümü destekleyenler, eğer çeşitli nedenlerle de olsa bugün CTP’nin yıllardır söyleye geldiklerini devletin en tepesinden seslendirmek durumunda kaldılarsa, kim başarısız acaba politikalar itibarı ile?
Bu haber 157 defa okunmuştur

:

:

:

: