Yazılı iletişim becerileri

Bir toplumda kullanılan dil, konuşma dili ve yazı dili olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Dil bilimciler, yazılı dili, konuşma dilinin yazıya geçirilmiş biçimi olarak tanımlamaktadırlar (Aksan, 1977: 85).

Bir toplumda kullanılan dil, konuşma dili ve yazı dili olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Dil bilimciler, yazılı dili, konuşma dilinin yazıya geçirilmiş biçimi olarak tanımlamaktadırlar (Aksan, 1977: 85). Düşünceyi, duyguyu, olayı yazı ile anlatmaya yazma denmektedir. Yazma, konuşma gibi bir anlatım yoludur; ancak farklı beceriler de gerektirmektedir. Öğrencilerin, bir konuda isteneni uygun bir biçimde yazması, konuşma ve düşünme yetilerine bağlıdır. Yazma becerisi, eleştirel bir düşünme süreci olarak algılanmalıdır. Çünkü yazma becerisinde dili doğru ve düzgün kullanmak önemlidir. Dili ve dilin kurallarını doğru kullanmanın yanı sıra yazılı iletişimde bir mesajı doğru olarak ifade edebilme de çok önemlidir. Yazma becerisi, yazı yazmakla öğrenilir (Demirel, 1999: 59).

Bu bağlamda Sanders (1999), bilgisayarın zararlı olduğunu düşünmekte ve bu düşüncesini şu şekilde açıklamaktadır: “Bilgisayarını açan çocuk, kuralların sabit ve önceden belirlenmiş olduğu elektronik dünyaya girer. Yazılan yazıları okumak, düzeltmek burada daha kolaydır. Fakat öğrencinin yaptığı şey gerçek anlamda yazı yazmak değildir. Çocuk, otorite, gerçek bilgi ve becerinin, makinenin içinde bulunduğu ve bunların isimsiz, bedensiz bir programcı tarafından oraya yerleştirilmiş olduğunu hissetmenin ötesinde, bilir. Bilgisayar çocukların yaratıcılığını öldürmektedir”(Sanders, 1999: 141).

Yazılı iletişim becerilerinin geliştirilebilmesinin temel ilkesi, yazı yazdırılması çalışmalarına dayanmaktadır. İstenen nitelikte yazılı ürünlere ulaşabilmenin yolu da nitelikli ürünleri okumakla olanaklıdır; denebilir. Daha önce de değinildiği gibi sözlü ve yazılı ifade becerileri, okuma-dinleme ve anlama süreçleri ile iç içe yapılardır; gelişme veya gerileme de yine bu içiçelikle yaşanmaktadır. Bir becerinin olumlu gelişmesi diğer becerileri de olumlu olarak yönlendirmektedir.

Bu bağlamda kısaca okuma tanımlarına yer vermek gereklidir.
• Okuma, bir yazıyı oluşturan simgesel imgeleri seslendirmek ya da imlerin belirttiği düşünleri anlamak eylemidir (TDK, 1981).
• Okuma, bir yazıyı sözcükleri, cümleleri, noktalama işaretleri ve öteki öğeleriyle görme, algılama ve kavrama sürecidir (Oğuzkan, 1987: 37).
• Okuma, bilişsel davranışlarla psiko-motor becerilerin ortak çalışmasıyla, yazılı sembollerden anlam çıkarma etkinliğidir (Demirel, 1990: 119).
Tanımlardan da anlaşıldığı gibi okuma etkinliği, zihnin yazılı sembolleri anlaması, anlamlandırması sürecidir. Her yaşa ve bilişsel düzeye uygun olarak yapılandırılacak okuma etkinlikleri yazma becerilerinin gelişmesini olumlu olarak etkileme gücündedir.

Nickerson (1984), yazmayı, bilişsel işlemlerin en önemlilerinden biri olarak görmektedir. Çünkü yazmak, sadece düşüncenin ifade ediliş şekli değil aynı zamanda onu geliştirmek için bir araçtır. Flower ve Hayes (1980, 1981) yazı yazma ile ilgili, doğrusal olarak açıklanan bilişsel süreç teorisi oluşturmuşlardır. Bu teoride özetle, yazma öncesi, yazım, yeniden düzenleme aşamaları vardır. Flower ve Hayes’ e göre yazım süreci, plânlama, çevirme, gözden geçirmeyi içerir. Plânlama zamanında, birey, bilginin, içsel sunumlarının şekillerini oluşturur. Bilginin organizasyonu ve amaç oluşur. Yazma sürecinin ikinci bileşeni aktarmada görülebilir. Bu şekilde düşünceler, ortaya konur. Üçüncü bileşen olan yeniden gözden geçirme ise değerlendirme ve yeniden ele almadan meydana gelir.

Sözlü iletişim becerileri ve yazılı iletişim becerileri, temel iletişim süreçlerinde, toplumdaki her bireyin bir içeriği yaşadığı ortamın normlarına göre kodlayarak ulaştırma etkinliğinde kullandığı becerilerdir. Günlük yaşamımızda, iş ve/veya özel yaşamımızda yaşanabilecek iletişim kopuklukları, en basitinden en karmaşığına dek sorun nedeni olabilmektedir. Bilgi çağında ise iletişim kopuklukları daha yoğun ve kapsamlı olarak kendisini hissettirmektedir. Çünkü bilişim teknolojilerindeki hızlı değişim süreçleri, bireylerin aracı araçlar kullanarak iletişim kurabilmeleri sonucunu getirmektedir. Sözlü iletişim ve bu iletişimin özgün yapısı gitgide özelliklerini yitirmektedir.

Bilindiği gibi sözlü iletişim kurarken, birey yalnızca sözel mesajları kullanmamaktadır. Düşünceler sözel mesajlarla iletilirken, sözel mesajların içeriğindeki duygular daha çok söz ötesi ve sözel olmayan davranışlarla aktarılmaktadır. Göz teması, fiziksel yakınlık, duruş biçimi, yüz ifadeleri sözel olmayan iletişim davranışlarıdır. Ses tonu, vurgulamalar, susmalar ise söz ötesi iletişim davranışlarıdır (Mehrabian, 1971; Aktaran: Akkurt, 2001).

Günümüzde, sözel iletişim yerini teknolojik araç kullanılan yazılı iletişime kaptırmış görünmektedir. Küresel olarak tüm dünyada, bilgisayar (msn) ve/veya cep telefonları (yazılı, resimli mesajlar) ya da dengi araçlar, yazılı iletişimin dil bilgisi yapısını da bozarak, kendine özgün bir jargon oluşturmuştur. Bu durum ise insanlar arası sözel iletişim becerilerini nitelik ve nicelik olarak geriletme riski anlamındadır. Yazılı iletişim becerileri de bundan doğrudan etkilenerek işlevselliğini yitirme riskiyle karşı karşıyadır. Sözlü ve yazılı iletişim becerileri geçmiş eğitim sistemi yapılarına göre günümüzde daha özenle ele alınmalıdır. Çünkü teknolojik gelişmelerdeki hız ve değişim süreci devamlılık göstermektedir. Bu da toplumların daha gelişkin yapılarla karşılaşacağının bir göstergesidir. İnsanların toplum içinde yaşamlarını sürdürdükleri ve sürdürecekleri gerçeğinden yola çıkıldığında en önemli gereksinimin iletişim becerilerini etkili, etkin, düzenli kullanabilmek olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. İnsan olmanın en önemli özelliğinin konuşmak ve yazmak olduğunun bilinciyle, bu alanların ders disiplinleri olarak ele alınmaları ve sistemli, sistematik programlarla erken yaşlardan itibaren kuşaklara aktarılmaları gerekmektedir.



Kaynakça

AKKURT, D. (2001). Sosyal Etkileşim ve İletişim Becerileri.
(http://www.donusumkonagi.net/makale.asp?id)

AKSAN, D. (1977). Her Yönüyle Dil: Ana Çizgileriyle Dilbilim I. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. Sayı: 439.

DEMİREL, Ö. (1990). İlköğretim Okullarında Türkçe Öğretimi. İstanbul: Millî Eğitim Basımevi.

DEMİREL, Ö. (1999). İlköğretim Okullarında Yabancı Dil Öğretimi. İstanbul: Millî Eğitim Basımevi.

OĞUZKAN, F. (1987). Eğitim Terimleri Sözlüğü. Ankara: TDK Yayınları.

SANDERS, B. (1999). Ökükzün A’sı. Çeviren: Tahir, Ş. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
Bu haber 42 defa okunmuştur

:

:

:

: