“Biz dere yataklarına yerleşmekle uğraşırken bakın eloğlu ne yapıyor...”
Böyle bir şehirde yaşamak ister misiniz? Evlerinizde ve sokaklarda çöp kutusunun, çöp kokusunun ve sineklerin olmadığı bir şehir. Yollarda biyogazla çalışan arabalar ve otobüslerin olduğu, elektriğinizi kendinizin ürettiği temiz bir şehirde yaşamayı kim istemez ki. “Time” dergisinde yer alan habere göre, İsveç'in eko-kenti olan “Hammarby Sjöstad”da çöp kutusu bulunmuyor, evlerde bile. Çöp poşetlerinizi sokakta yer alan uzun borulardan birinden atıyorsunuz. O poşet, yer altında bir bilgisayar vasıtasıyla ayrıştırılarak, saatte 70 km hızla çöp arıtma merkezine gidiyor. “Pnömatik sistem” denilen bu teknoloji sayesinde sokaklarda çöp kokusu ve sinek olmuyor. Bu borulardan biri gübre yapılması için yiyecekler, diğeri geri dönüştürülecek kâğıtlar, üçüncüsü de yakılacak çöpler için ayrılmış. Çöpler yanıp kül olurken, açığa çıkan enerji ise bölgesel ısıtmaya ve elektriğe dönüştürülüyor. Amacın çöpleri çöplüklerin dışında tutmak ve eninde sonunda kentin enerjisinin yarısını üretmek olduğu belirtiliyor.
Kentin sözcüsü ‘Erik Freudenthal’, bu sistemi 'İnsanların attığı her şey bir şekilde geri dönüyor' ifadesiyle açıklıyor. Hatta lağım suları da biyogazın yanında gübreye dönüştürülüyor. Biyogaz ise otobüsler, taksiler ve yaklaşık bin adet gaz sobası için yakıt olarak kullanılıyor.
Yukarıdaki alıntı, mail olarak geldi bana da. Yaklaşan yerel seçimler kapsamında, bizlerin ilgilendiği ve çözüm üretmeye çalıştığı, geleneksel ve artık sinir bozucu hale gelen ve kangren halini almış olan adadaki çöp ve çöplük sorunu bazında, paylaşmak yerinde olur diye düşündüm. Çünkü bir soruna nasıl yaklaşıldığı, o sorunun nasıl çözülebileceği yönündeki çalışmalar için de ipucu oluşturur benim kanaatime göre. Eğer günü birlik ve/veya bugünü kurtarmak anlamında meselelere yaklaşmıyorsanız, sorunun temeline ait bir formül oluşturursunuz. Bu da biraz dikkat, biraz düşünsel çaba, biraz yerel bakış açısı ve temelde de mali destek (mesela sponsor) sıralamasında geçerli ve güvenilir bir sonuç için olması gerekenlerdir.
Şehir sağlığında bilinmektedir ki iki temel halk sağlığı yaklaşımı öne çıkmaktadır, bunlar:
1-Öncelikle yaşanılan şehrin şehir sağlığı göstergelerini ortaya koymak;
2-Bu göstergelerden yola çıkarak sektörlerle işbirliğinde şehir sağlığını geliştirici planlar hazırlamaktır.
Bu bağlamda bazı sorulara alt yapı da dikkate alınarak şehir-bölge ve planlamacılar tarafından önemli ve uygulanabilir yanıtlar bulunmuştur, bunların bu yazı içeriğinde ele alınmasını gerekli görmekteyim.
Bir kentin sağlık göstergeleri nedir?
Kentteki ölüm oranları; ölüm oranları kapsamında her bir ölüm nedeninin bilinmesi; gebelik sonrası düşük doğum ağırlığı olarak bilimsel bir sıralaması vardır. Sağlık hizmetleri göstergeleri ise şehrin sağlık eğitim programı; tam aşılı çocukların oranı; temel sağlık hizmetlerinde çalışan pratisyen hekim başına düşen kişi sayısı; hemşire başına düşen nüfus; sağlık sigortası kapsamındaki nüfus; yabancı dilde temel sağlık hizmeti veren kurumlar; her yıl kentsel yönetim tarafından ele alınan sağlıkla ilgili sorunların sayısı olarak genel bir sıralamadır.
Bir kentin ve daha geniş kapsamda bir ülkenin çevre göstergeleri neler olmalıdır?
Hava kirliliği; su kalitesi; su kirleticilerinden temizlenmiş olan toplam kanalizasyon suyu; evsel atık toplama kalite indeksi; evsel atık arıtım kalite indeksi; kentte bulunan yeşil alanların rölatif yüzdesi; yeşil alanlara halkın ulaşımı; terk edilmiş endüstriyel bölge; spor ve boş zaman değerlendirme; yaya yolları; kentte bisiklet yolları; toplu taşıma; toplu taşıma ağının kapsamı; yaşama alanlarıdır.
Bir kentin sosyo-ekonomik göstergeleri nelerdir?
Düşük standartlı konut koşullarında yaşayan nüfusun yüzdesi; evsiz kişilerin tahmini sayısı; işsizlik; kişi başına düşen ortalama gelirden daha az kazananların yüzdesi; okul öncesi çocuklar için kreş/anaokulu yüzdesi; 20; 20-34; 35+ yaşlarındaki annelerin canlı doğum yüzdeleri; toplam canlı doğum sayısına göre düşük hızı; engellilerden çalışanların yüzdesi olarak saptanabilir.
Hem göstergeleri hem de diğer sağlıkla ilgili ölçütleri ve bunların analizini birlikte içeren dokümanlara “şehir sağlığı profilleri” adı verilmektedir. Bunlar belirli bir şehirdeki sağlık sorunlarını ve bu sorunların potansiyel çözümlerini yazılı ve görsel şekilde tanımlar. Profiller, sağlığın yerel düzeyde geliştirilmesi için gösterilen çabaların kanıtlanmasını ve güvenilir olmasını sağlar (1). Şehir sağlığı planları, şehir sağlığının geliştirilmesi için stratejiler ve müdahale programları belirler, önerilen faaliyetlerin yapılması için hedefler ve zaman çizelgeleri tanımlar ve izleme-değerlendirme faaliyetleri belirler. Şehir sağlığı planları ise; herkese sağlık hedef ve stratejileri doğrultusunda, yerel yönetimlerin ve diğer kurumların sağlığın yerel düzeyde geliştirilmesi için taahhüdünü belirtir (2).
Yerel yönetimlerimizin bu tür çalışmaları, planlamaları, verileri dikkatle inceleyerek bizim yapımız içinde, yerel ölçülerimize uygun ve uyumlu ve bugüne göre değil geleceğimizi de düşünerek uygulanması hayal midir? Modern kentlerde, dünya ölçütlerinde yaşamak her birimizin hakkıdır diye düşünüyorum ve bunları yapacak kapasite, Kıbrıslı Türk yerel yöneticilerimizde mevcuttur; merak edenler CTP-BG’li yerel yönetimlerin çalışmalarını, vizyonlarını ve projelerini incelemelidirler. Bugünden sonra yapılması gereken, var olan projeleri daha da geliştirmek, yaşam kalitesi çıtamızı yükseltmek ve insanımıza insanca yaşayacakları yerleşim yerleri ve sağlıklı bir çevre yaratmak olmalıdır.
Kaynakça
Şehir Sağlığı Profili. Çev.Ed.:Evci E.D., Ekmekçigil A., Sökmen İ., Ercan A.İ., Toprak İ., Aycan S. Kasım 2001, Ankara.
Şehir Sağlığı Planlaması: Çerçeve. Çev.Ed.:Evci E.D., Ekmekçigil A. Kasım 2001, Ankara